İmam Bâkır’ın (a.s) Emriyle İlk İslâm Akçesi Basılıyor (1)

21.01.2026 15:12
0
A+
A-

Hicrî 1. yüzyılda kâğıt sanayisi Rumların elindeydi. Kâğıt imal eden Mısır Hıristiyanları da Rumlar gibi kâğıdın üzerine, “Baba-Oğul-Kutsal Ruh” yazılı bir amblem basıyorlardı.

Emevî sultanı Abdülmelik çok zeki biriydi. Bu kâğıtların üzerindeki amblemde bir şeyler yazılı olduğunu sezerek yazının Arapçaya çevrilmesini istedi. Meseleyi anlayınca, Müslüman bir memleket olan Mısır’da, Hıristiyanlığın propagandası sayılacak ürünler üretilmesine öfkelenerek Mısır Valisi’ne derhâl bir ferman gönderip, bundan böyle kâğıtların üzerindeki misyoner propagandasının kaldırılıp, onun yerine: “Şahadet ederim ki Allah’tan başka ilâh yoktur, Allah birdir!” ibaresinin yazılması direktifini verdi. Ayrıca, diğer İslâm beldelerindeki valilere de birer ferman göndererek üzerinde Hıristiyanlığın şirk propagandasını taşıyan bu kâğıtların hemen toplatılıp imha edilmesini ve yeni kâğıtlar üretilmesini istedi.

Üretilen yeni kâğıtların üzerindeki ambleme kelime-i tevhit yazılmış ve bu yeni kâğıtlar bütün İslâm beldelerine gönderilmişti. Kısa zamanda yeni kâğıtlar Rum diyarına da ulaştı ve Roma İmparatoru, Abdülmelik’e bir mektup yazarak şöyle dedi:

Bilirsin ki, kâğıt sanayisi Roma amblemiyle birlikte yaşamıştır. Eğer senin yaptığın doğruysa, senden önceki bütün İslâm halifeleri hata etmiş demektir. Eğer onların yaptığına doğru diyorsan, o hâlde sen hatalısın.(1)

Sana güzel hediyeler gönderiyorum, umarım hediyelerimi kabul eder, kâğıdın yeniden eski amblemiyle basılmasına izin verirsin. Bu bizi memnun edecektir!

Abdülmelik gönderilen hediyeleri kabul etmeyerek Roma İmparatoru’nun elçisine: “Getirdiğin mektuba cevap verilmeyecektir.” dedi.

İmparator ikinci kez elçi göndererek hediyeleri iki katına çıkardı ve “Sanırım gönderdiğim hediyeleri az bulduğun için kabul etmedin.” dedi, “Bu defa hediyelerimi iki katına çıkardım. Onlarla birlikte, önceki isteğimi de kabul etmeni bekliyorum!”

Abdülmelik tekrar hediyeleri reddederek mektubu cevapsız bıraktı.

Roma İmparatoru iyice öfkelenmişti, yazdığı üçüncü mektupta şöyle diyordu:

Gönderdiğim hediyeleri tekrar reddetmiş, mektubumu da cevapsız bırakmışsın. İstediğim şeyi yapmadın. Bu defa hediyeleri kat kat artırıyorum. Yemin ederim ki bu kez de isteğimi yerine getirmeyip kâğıdın eski amblemiyle basılması emrini vermezsen, hazinemde ne kadar altınla gümüş varsa, hepsini eritip akçe bastıracak ve üzerlerine de Peygamberinize hakaret dolu ibareler koyduracağım! Akçe basımı tekniğinin sadece bizim elimizde olduğunu bilirsin. Kendi peygamberine hakaret yazılı akçeleri gördüğün zaman utancından boncuk boncuk terler dökeceksin! Böyle olmasını istemiyorsan hediyeleri kabul et ve isteğimi de yerine getir, böylece ilişkilerimiz de eskisi gibi iyi olur.

Abdülmelik tehdit ve şantaj dolu mektubu okuyunca ne yapacağını şaşırdı: “Benden daha talihsiz kimse yoktur.” dedi, “Allah Resulü’ne (s.a.a) hakaret edilmesine neden olacak kadar bahtsızmışım meğer!”

Danışmanlarına ve ileri gelen bütün Müslüman bilim adamlarına akıl danıştıysa da hiçbir çıkar yol bulamadı. Danışmanlarından biri dedi ki: “Aslında bunun çözümünün mümkün olduğunu siz de biliyorsunuz; ama buna kendiniz yanaşmıyorsunuz nedense!”

Abdülmelik: “Ne söylüyorsun be adam!” diye haykırdı, “Neymiş o, söyler misin?!”

Adam: “Bu işi Ehlibeyt’in Bâkır’ı çözer!” dedi, “Bütün ilimleri yarıp açan değil mi o?!”

Abdülmelik pek sevinmişti, danışmanı haklıydı! Hemen Medine valisine bir emirname gönderip İmam Muhammed Bâkır’ı (a.s) Şam’a göndermesini, ona saygıda kusur edilmemesini istedi.

Bu arada, İmam varıncaya kadar İmparator’un elçisini göndermeyip Şam’da tuttu. Olayı Hişam’dan dinleyen İmam (a.s) şöyle buyurdu:

Sakin ol. Roma İmparatoru, Resulullah konusundaki tehdidini asla gerçekleştirmeyecektir! Bilesin ki, Allah Teâlâ izin vermeyecektir buna! Bu işin çözüm yolu ise pek kolaydır! Müslüman zanaatkârları buraya getir ve onlara akçe basmalarını söyle; akçenin bir yüzüne Tevhit Suresi’ni, diğer yüzüne de Resulullah’ın (s.a.a) mübarek ismini yazdır. Böylece İslâm beldelerindeki Roma akçeleri kendiliğinden geçersiz olacaktır!

Sonra da, akçelerin nasıl basılacağı konusunda teknik bilgiler verdi ve akçelerin ağırlıklarını belirleyerek on dirhemlik akçelerin üç çeşit ve yedişer miskal(1) olmasını, akçenin basıldığı şehrin adıyla basım tarihinin de akçe üzerinde belirtilmesini emretti.

Abdülmelik, İmam Bâkır’ın (a.s) emirlerini hemen uygulatarak bütün İslâm beldelerine ferman gönderip bundan böyle İslâm akçesinin geçerli olacağını duyurdu ve Roma akçelerinin toplatılıp yeni İslâm akçeleriyle değiştirilmesini istedi.

Bu işlemler tamamlandıktan sonra İmparator’un elçisini çağırıp olanları anlattı ve onu geri gönderdi.

Haber İmparator’a ulaştığında, sarayda velvele kopmuştu. Danışmanları tehdidini gerçekleştirmesini önerdilerse de İmparator şöyle dedi: “Ben Abdülmelik’i ürkütmek ve kızdırmak istedim; ama artık bunun yararı yok, çünkü İslâm beldelerinde Roma akçesi geçmiyor artık!”(2)

1- Bazı âlimlere göre bu, İmam Seccad’ın (a.s) önerisiyle yapılmıştır. Bazılarına göre de İmam Muhammed Bâkır (a.s), babası İmam Seccad’ın emriyle bu öneride bulunmuştur. bk. Ikdu’l-Münir, c.1

1- Rum Kayser’i bu şekilde onun taassubunu kışkırtarak kâğıtların eski hâliyle bastırılmasını istiyordu.

1- İmam Bâkır üç çeşit akçe bastırdı: Birinci dirhem 1 miskaldi ve 10 dirhem 10 miskaldi. İkinci dirhemlerin 10’u 6 miskal ve üçüncü dirhemlerin 10’u 5 miskaldi. Böylece bu üç çeşit dirhemin 30’u, 21 miskal etmiş oluyordu ki bu da piyasadaki Roma akçelerine eş değerdi. Nitekim 21 miskal ağırlığındaki 30 Rum dirhemini veren Müslümanlar, aynı ağırlıkta 30 yeni İslâm dirhemi almışlardır.2- el-Mehasin ve’l-Mesavi, Beyhakî, 2/232–236, Mısır basımı; Hayatu’lHeyevan, Dimyerî, taş basımı, s.24, özetle iktibasBir hatırlatma: Bu tarihî olayda, Rum akçesi karşısında ilk İslâm akçesinin İmam Bâkır (a.s) tarafından basılıp yayıldığı geçmektedir. Bilindiği üzere ilk İslâm akçesini basıp dağıtan İmam Ali’dir (a.s) ve akçeler Basra’da basılmıştır. İmam Bâkır (a.s) dönemindeki akçe olayını bu ilk hareketin uzantısı ve genişletilip mükemmelleştirilmiş bir devamı olarak değerlendirmek gerekir. Geniş bilgi için bk. Gayetu’tTa’dil, Serdar Kâbulî, s.16.

Kaynak: İmam Muhammed Bâkır (a.s) (Ehlibeyt Serisi-1)/ Telif Komisyonu.