Şevzeb ile Âbis’in Şahadeti

11.01.2026 16:08
0
A+
A-

Şevzeb, Âbis b. Ebu Şebib Şakirî’nin kabilesine mensuptu. Şia camiasının önde gelen isimlerinden olan Şevzeb, hadis hafızı ve râvisiydi. Bu dalda ders verir, öğrenciler yetiştirirdi. Bölgesinde pek saygın ve sevilen bir mümindi. Âbis’le birlikte o da Kerbela’ya İmam’ın yanına gelmişti. Âbis, Şevzeb’e şöyle sordu: “Şevzeb! Bugün ne yapmak istiyorsun?”

Şevzeb: “Ne yapmamı bekliyorsun? Seninle birlikte Peygamberimizin evladının yanında ölünceye kadar savaşacağım!” diye karşılık verdi.

Âbis: “Ben de senden bunu bekliyordum doğrusu!” dedi, “Şimdi Hüseyin’in yanına git ve seni de şehitler zümresine kabul etmesini iste ondan! Bil ki, bugün eline geçen bu fırsat bir daha eline geçmeyecektir!

Zira yeryüzünden gökyüzünün yücelerine adım atılabilecek gün bugündür! Sadece bugünlük amelin ve zahmetinin karşılığı, ebedî cennet ve ebedî huzur olacaktır!”Şevzeb, İmam’ın (a.s) huzuruna varıp selâm verdi, izin alarak vedalaştı ve er meydanına çıkıp vuruşarak şehit oldu.

Onun şahadetinden sonra Âbis, İmam’ın (a.s) huzuruna vararak selâm verip: “Ey Ebu Abdullah!” dedi, “Yeryüzünde sizden daha fazla sevip bağlandığım kimse yoktur! Canımdan ve kanımdan daha değerli bir şeyim olsa, uğrunuza feda etmekten çekinmezdim asla! Şimdi, sizin ve babanızın dini üzerine öldüğüme şahit olmanızı istiyorum!”

Bunları söyledikten sonra kılıcını çekmiş ve yüzü yaralı olduğu bir hâlde savaş meydanına gitti.

Sa’d oğlu Ömer’in ordusundan Rabi b. Temim şöyle anlatır:

Âbis’i önceden tanırdım. Onun birçok savaşta nasıl yiğitlikler sergilediğini görmüş, cesaret ve kuvvetine tanık olmuştum. Onun meydana girdiğini görür görmez herkesi uyardım: “Bu adam, aslanlar aslanı Âbis b. Ebu Şebib’dir.” diye bağırdım ve “Kimse onunla savaşa girmesin; onunla boy ölçüşen mutlaka canından olur!” dedim.

Âbis, aslanlar gibi kükreyerek meydana çıkacak er istiyordu. Ama kimse onun karşısına çıkmaya cüret edemiyordu. Koca bir ordunun bir kişi karşısında bunca aciz kalıp korkak davranması Sa’d oğlu Ömer’i sinirlendirmişti. Âbis’in taşlanmasını istedi ve o aşağılık ordu, bu iğrenç emri âdeta zevkle yerine getirerek Âbis’i taş yağmuruna tuttu.

Bu yiğit dilâverle çarpışmaya cüret edemeyenler, onu uzaktan taşa tutmuştu şimdi. Âbis, bu sırada kimsenin beklemediği bir şey yaparak bu çakallar sürüsünün rezaletine mühür bastı ve taşlardan kaçmasını bekleyen o azgın güruhun şaşkın bakışları arasında başındaki tolgasıyla zırhını kaldırıp yere çaldıktan sonra düşmanı titreten bir narayla binlerce kişinin üzerine dalkılıç saldırdı.

Onunla teke tek savaşmaması için Yezidî orduyu uyaran harami şöyle anlatır:

İnanılmaz bir güç ve cesaretle saldırıyordu. Âbis’in her saldırısında en 200 kişinin korkuyla kaçarak birbirini ezdiğine defalarca şahit oldum. Korkunç bir savaşçıydı. Sonunda yoruldu ve aldığı onca kılıç, mızrak ve ok yaralarıyla bitkin düşünce, binlerce kişi birden üzerine çullanarak onu öldürüp başını kestiler. Birkaç kişi bu başı paylaşamıyor ve biraz ödül alabilmek için her biri onu kendisinin öldürdüğünü iddia ediyordu. Sa’d oğlu Ömer onları susturarak: “Onu hiçbiriniz tek başına öldüremedi; hepiniz el birliğiyle, birlikte öldürdünüz!” dedi.

İmam’ın (a.s) yârenleri birbiri ardınca meydana çıkıyor, kahramanca çarpışarak şehit düşüyordu. Ebu Şe’sa Behdelî, Ebu Umre Hanzalî, Ebuzer-i Gıfarî’nin azatlı kölesi Cavn, İmam’ın (a.s) müezzini Haccac b. Masruk, Amr b. Karaza el-Ensarî, Suveyd b. Amr el-Has’amî ve İmam Hüseyin’in (a.s) Türk hizmetkârı gibi şanlı arkadaşları birer birer meydana çıkıp aslanlar gibi çarpışarak şehit düşmüşlerdi.

Artık İmam’ın (a.s) yakın ailesinden, Haşimoğulları’ndan, Hz. Resulullah’ın (a.s) Ehlibeyti’nden başka kimse kalmamıştı. Şimdi, çarpışma ve şahadet şerbetini aşkla yudumlama sırası onlardaydı.

Kaynak: İmam Hüseyin (a.s) (Ehlibeyt Serisi-1)/ Telif Komisyonu.