En Büyük Günah

08.11.2025 11:11
3
A+
A-

Allah Hakkında Kötü Zanda Bulunmak

Allah’ın vaadine karşı kuşku beslemek, yalnızca basit bir inanç hatası veya psikolojik bir durum değildir; kökleri gizli bir tür şirke dayanır ki, bu da insanı kendini kaybetmesine kadar sürükler.

Yüce Allah Kur’an’da şöyle buyurur:

“(Bir de bunlar) münafık erkeklerle münafık kadınları, Allah hakkında kötü zanda bulunan müşrik erkeklerle müşrik kadınları azaplandırmak içindir. Kötülük onların başına dönmüştür; Allah onlara gazap etmiş, onları lanetlemiş ve cehennemi onlar için hazırlamıştır. Ne kötü bir sondur o!” (Fetih, 6)

Bu ayette Allah açıkça nifakın kaynağını belirtmektedir: Allah hakkında kötü zanda bulunmak. Yani Allah’ın kullarına yardım etmeye gücü yettiğini kabul etmemek. Bu kişiler, Allah’ın vaadine bağlı kalmayacağını veya yardım etmeye güç yetiremeyeceğini sanırlar. İşte bu bakış açısı, onların felaketlerinin ve sıkıntılarının kaynağı olur.Bu karamsar düşünce, bir virüs gibi İslam toplumunun bünyesine sızar ve direniş ruhunu içten içe zayıflatır.Bu kötü zannın ilk örneklerini Uhud Savaşı’nda görmek mümkündür. Bazı Müslümanlar zor şartları ve geri çekilmeyi görünce, Allah’ın yardım vaadini unuttuğunu veya gerçekleşmesinin mümkün olmadığını sandılar.

Kur’an bu düşünceyi şöyle anlatır:

“Hani münafıklar ve kalplerinde hastalık olanlar, ‘Allah ve Resulü bize boş bir vaat vermiş’ diyorlardı.” (Ahzab, 12)

Burada mesele, psikolojik bir düzeyden stratejik bir düzeye taşınmaktadır. Allah’ın vaadine karşı kuşku duymak, yalnızca geleceğin gerçekleşeceğine dair bir şüphe değil; aynı zamanda seçilmiş yola ve İslam toplumunun ilahi liderliğine duyulan güvensizliği de içerir.Savaşlarda gelişmiş silahlar bir yere kadar işe yarar; bazen öyle anlar gelir ki maddi hesaplar sonuç vermez. İşte o noktada görünmeyene iman ve Allah’ın yardımına güven, savaşçıların ruh dengesini korur; onları sabra, direnişe ve fedakârlığa yöneltir.

Kur’an-ı Kerim, Huneyn Savaşı’nda Müslümanların zayıflamasının nedenlerinden birini, maddi imkanlara aşırı güvenip Allah’ın yardımını unutmak olarak açıklar:

“Huneyn gününü hatırlayın; çokluğunuz sizi gururlandırmıştı ama size hiçbir fayda sağlamadı. Yeryüzü bütün genişliğine rağmen size dar geldi, sonra da arkanızı dönüp kaçtınız.” (Tevbe, 25)

Bu ayetler gösteriyor ki, ilahi yardıma derin bir inanç olmadan sadece askeri donanıma dayanmak, en kalabalık ve en donanımlı orduların bile yenilmesine yol açabilir. Dolayısıyla Allah’ın yardımına kuşku duymak, aslında savaş alanında Allah’ın rolünü inkâr etmektir. Ve insana bundan daha büyük bir azap olmaz: Zorluklar karşısında en büyük dayanağından yoksun kalmak.Bu karamsarlığın karşısında Kur’an, çok daha zor şartlarda Allah’ın vaadine gönülden inanmış müminlerden söz eder.

Hendek (Ahzab) Savaşı bunun en açık örneğidir:

“Müminler, düşman topluluklarını gördüklerinde, ‘Bu, Allah’ın ve Resulünün bize vaat ettiği şeydir; Allah ve Resulü doğru söylemiştir’ dediler. Bu olay onların sadece imanını ve teslimiyetini artırdı.” (Ahzab, 22)

Yenilgi, siperlerden önce zihinlerde başlar; “yapabiliriz” sözünün yerini “belki yapamayız” aldığında. İşte o an, ilahi azap; umutsuzluk, bereketsizlik, ayrılık ve toplumsal yorgunluk şeklinde tecelli eder.

Allah-u Teâla şöyle uyarır:

“Bu, Allah’ı gazaplandıran şeyin peşine düştükleri ve O’nun rızasını hoş görmedikleri içindir; bu yüzden Allah onların amellerini boşa çıkardı.” (Muhammed, 28)

Şimdi, her zamankinden daha fazla, toplumun aydınları, medya mensupları ve kültürel önderleri, Kur’an’ın öğretilerinden ilham alarak iman, umut ve Allah’ın vaadine güven duygusunu güçlendirmelidir. İlahi yardıma iman, insan gayretini ve tedbiri yok saymak değil; aksine o gayrete ruh kazandırmaktır.İzzet yolunda atılan her adım, samimi niyetle ve Allah’ın desteğine güvenerek atılırsa, mutlaka sonuç verecektir. Çünkü Allah buyurur:“Eğer Allah’a yardım ederseniz, O da size yardım eder ve ayaklarınızı sağlam bastırır.” (Muhammed, 7)

Tarihin fırtınaları içinde ümmetin gemisini kurtuluşa ulaştıran, işte bu iman ve Allah’ın vaadine duyulan güvendir. Böyle bir zamanda Allah hakkında kötü zanda bulunmak, sadece bireysel bir hata değil; şehitlerin kanına karşı toplu bir ihanettir.