وَکانَ يَقُولُ لَهُ عَليهِ السَّلامُ
لِأَصْحابِهِ عِنْدَ الْحَرْبِ
لا تَشْتَدَّنَّ عَلَيْکُمْ فَرَّةٌ بَعْدَهَا کَرَّةٌ، وَلا جَوْلَةٌ بَعْدَهَا حَمْلَةٌ، وَأَعْطُوا السُّيُوفَ حُقُوقَهَا، وَوَطِّئُوا لِلْجُنُوبِ مَصَارِعَهَا وَاذْمُرُوا أَنْفُسَکُمْ عَلَى الطَّعْنِ الدَّعْسِيِّ، وَالضَّرْبِ الطِّلَحْفِيِّ، وَأَمِيتُوا الْأَصْوَاتَ، فَإِنَّهُ أَطْرَدُ لِلْفَشَلِ. فَوَ الَّذِي فَلَقَ الْحَبَّةَ، وَبَرَأَ النَّسَمَةَ، مَا أَسْلَمُوا وَلَکِنِ اسْتَسْلَمُوا، وَأَسَرُّوا الْکُفْرَ، فَلَمَّا وَجَدُوا أَعْوَاناً عَلَيْهِ أَظْهَرُوهُ.
Düşmanla karşılaştığı zaman ashabına şöyle buyurmuştur:
Geriye çekilip tekrar saldırmak, geri dönüp tekrar hamle yapmak size ağır gelmesin. Kılıçların haklarını verin; vurduğunuz zaman yaralayacak ve zarar verecek şekilde hassas yerlerine vurun, kendinizi öldürücü yaralar açmaya, şiddetli darbeler vurmaya teşvik edin. Seslerinizi kesin; çünkü sessizlik gevşeme ve çözülmeyi uzaklaştırır. Tohumu yarana, insanı yaratana and olsun ki onlar (Muaviye ve taraftarları), Müslüman olmadılar, belki zahiren teslim oldular. Küfürlerini gizlediler, kendilerine yardımcılar bulunca da açığa vurdular.
Savaş sırasında ashabına kitapları:
Size gerilemeniz, sonra tekrar saldırmanız güç gelmesin; geri dönmeniz, sonra da hücum etmeniz ağır olmasın. Kılıçların haklarını verin; düşmanları yerlere serin; eser edecek, zarar verecek tarzda vurun. Fazla ses çıkarmayın, fazla bağırmayın; bu, yüreklerden korkuyu sürer çıkarır. Tohumu yaran, insanı yaratan Allah’a andolsun ki onlar, Müslüman olmadılar; ancak Müslüman olmuş göründüler; küfrü gizlediler. Küfre yardımcı bulunca da küfürlerini meydanavurdular.