وَمِن کلامٍ لَهَ عَلَيهِ السَّلامُ
فِي تَوبِيخِ بَعْضِ أصْحَابِهِ
کَمْ أُدَارِيکُمْ کَمَا تُدَارَى الْبِکَارُ الْعَمِدَةُ، وَ الثِّيَابُ الْمُتَدَاعِيَةُ! کُلَّمَا حِيصَتْ مِنْ جَانِبٍ تَهَتَّکَتْ مِنْ آخَرَ، کُلَّمَا أَطَلَّ عَلَيْکُمْ مَنْسِرٌ مِنْ مَنَاسِرِ أَهْلِ الشَّامِ أَغْلَقَ کُلُّ رَجُلٍ مِنْکُمْ بَابَهُ، وَ انْجَحَرَ انْجِحَارَ الضَّبَّةِ فِي جُحْرِهَا وَ الضَّبُعِ فِي وِجَارِهَا. الذَّلِيلُ وَ اللّهِ مَنْ نَصَرْتُمُوهُ! وَ مَنْ رُمِيَ بِکُمْ فَقَدْرُمِيَبَأَفْوَقَ نَاصِلٍ.إِنَّکُمْ ـ وَاللّهِ ـ لَکَثِيرٌ فِي الْبَاحَاتِ، قَلِيلٌ تَحْتَ الرَّايَاتِ. وَإِنِّي لَعَالِمٌ بِمَا يُصْلِحُکُمْ، وَيُقيمُ أَوَدَکُمْ، وَلکِنِّي لاَ أَرَى إِصْلاَحَکُمْ بِإِفْسَادِ نَفْسِي. أَضْرَعَ اللّهُ خُدُودَکُمْ، وَ أَتْعَسَ جُدُودَکُمْ! لاتَعْرِفُونَ الْحَقَّ کَمَعْرِفَتِکُمُ الْبَاطِلَ، وَلا تُبْطِلُونَ الْبَاطِلَ کَإِبْطَالِکُمُ الْحَقَّ!
Hz. Ali, Muaviye ve batıl Şam ordusuyla savaşmaktan çekinen ashabını kınayarak şöyle buyurmaktadır:
Daha ne (zamana) kadar sırtları ağır yükler altında ezilmiş genç develerle veya bir yanı dikilse öbür yanı sökülen ve sürekli yırtılan eski elbiselerle idare edildiği gibi sizi idare edeceğim? Şam ordusundan bir bölük geldi mi sizden her biriniz evinin kapısını kapatır, (keler) kertenkele ve sırtlan gibi deliğine-yuvasına gizlenir. Andolsun Allah’a ki yardım ettiğiniz kimse zelil olmuştur, sizinle (düşmana) ok atan kimse, ucu kırık, temrensiz ok atmıştır.
Allah’a andolsun ki sizler dinlenme alanlarında çok, ama bayraklar altında (savaş meydanlarında) oldukça azsınız.
Ben sizleri islah edecek ve eğriliğiniz düzeltecek şeyi biliyorum (siz zorla boyun eğdirebilirim). Ama Allah’a andolsun ki, nefsimi fesada-bozgunluğa düşürmek pahasına sizi islah etmeyi (uygun) görmüyorum. Allah yüzünüzü karartsın, nasibinizi azaltsın. Batılı tanıdığınız bildiğiniz gibi hakkı tanımıyor, bilmiyorsunuz. Hakkı batıl saydığınız gibi, batılı iptal etmiyorsunuz.
Niceye bir sırtları ağır yükler altında ezilmiş genç develeri yola getirip uğraşır gibi sizinle uğraşayım? Niceye bir eski elbiseyi yenilemeye çalışayım; her yanı, öbür yanı yırtılmaya çağırır; bir yanı dikilse öbür yanı sökülür. Şam askerinden, sayısı az bile olsa, bir bölük geldi mi, her biriniz, evinin kapısı yüzüne kapar, keler gibi, sırtlan gibi deliğine sokulur, dalar. Andolsun Allah’a ki sizin yardım ettiğiniz her kişi alçalmıştır; kim sizinle ok atarsa, ok dayanacak yeri kırık yayla, temrensiz ok atmıştır.
Andolsun Allah’a ki siz, evlerinizin alanlarında çokluksunuz; bayrakların altında azlıksınız.
Gerçekten de sizi düzene sokacak nedir? Eğriliğinizi doğrultacak nedir? Ben bunu biliyorum ama kendimi bozgunluğa düşürüp sizi düzene sokmayı uygun görmüyorum. Allah yüzlerinizi karartsın, nasibinizi azaltsın. Batılı tanıdığınız, bildiğiniz gibi hakkı tanımıyor, bilmiyorsunuz; hakkı batıl saydığınız gibi batılı iptâl etmiyorsunuz.