وَ مِنْ کَلَامٍ لَهُ (عليه السلام)
لَمّا أنْفَذَ عَبدَاللهِ بْنَ عَبّاسٍ إلَى الزُّبَيْرِ يَسْتَفِيئُهُ إلىَ طَاعَتِهِ قَبْلَ حَرْبِ الجَمَلِ
لاتَلْقَيَنَّ طَلْحَةَ، فَإِنَّکَ إِنْ تَلْقَهُ تَجِدْهُ کَالثَّوْرِ عَاقِصآ قَرْنَهُ. يَرْکَبُ الصَّعْبَ وَ يَقُولُ: «هُوَ الذَّلُولُ» وَ لکِنِ آلْقَ الزُّبَيْرَ، فَإِنَّهُ أَليَنُ عَرِيکَةً فَقُلْ لَهُ: «يَقُولُ لَکَ آبْنُ خَالِکَ: عَرَفْتَني بِالْحِجَازِ وَ أَنْکَرْتَنِي بِالْعِرَاقِ، فَمَا عَدَا مِمَّا بَدَا؟»
Hz. Ali Cemel Savaşı’ndan önce Abdullah b. Abbas’ı itaate davet etmesi için Zübeyr’in yanına gönderirken şöyle buyurdu:
Sakın Talha’yla görüşme, görüşürsen onun boynuzuyla süsmeye, vurmaya hazırlanmış bir boğa gibi olduğunu görürsün. Huysuz asi bir bineğe binmiş, bu binek huylu, ram olmuş diyor. Ama Zübeyr’le görüş, Zübeyr yaratılış bakımından daha yumuşaktır. Ona de ki: “Dayının oğlu (Ali) diyor ki: Beni Hicaz’da tanıdın ama Irak’ta inkâr ettin. Seni, sana da açık olan şeyden yüz çevirten şey nedir?”
Seyyid Razî, bu son cümleyi daha önce hiç kimseden duymadığını söylüyor.
Cemel savaşından önce itaate davet için Zübeyr’e Abdullah b. Abbas’ı gönderirlerken buyurdular ki:
Tahla’yla buluşma; buluşursan görürsün ki o, boynuzuyla süsmeye hazırlanmış bir boğadır sanki; serkeş bir bineğe binmiş; bana bu binek râm olmuş diyor. Sen Zübeyr’le buluş, görüş. Çünkü o, yaratılış bakımından daha yumuşaktır. De ki: Halanın oğlu 1 diyor ki: Beni Hicaz’da tanıdın, Irak’ta inkâr ettin. Ne iş yüz gösterdi, ne gördün ki bu işi ettin?
…
1 – Zübeyr’in anası Safiyye, Ebû-Tâlib’in kız kardeşidir ve Hz. Alinin (a.s) halasıdır.