وَ مِن کِتابٍ لَهُ عَليهِ السَّلامُ
إلى عَبْدِاللهِ بْنِ الْعَبّاسِ، بَعْدَ مَقْتَلِ مُحَمّدِ بْنِ أبي بَکْرٍ
أَمَّا بَعْدُ، فَإِنَّ مِصْرَ قَدِ افْتُتِحَتْ، وَ مُحَمَّدُ بْنُ أَبِيبَکْرٍ ـ رَحِمَهُ اللهُ ـ قَدِ اسْتُشْهِدَ، فَعِنْدَ اللهِ نَحْتَسِبُهُ وَلَداً نَاصِحاً، وَ عَامِلاً کَادِحاً، وَ سَيْفاً قَاطِعاً، وَ رُکْناً دَافِعاً. وَ قَدْ کُنْتُ حَثَثْتُ النَّاسَ عَلَى لَحَاقِهِ، وَ أَمَرْتُهُمْ بِغِيَاثِهِ قَبْلَ الْوَقْعَةِ، وَ دَعَوْتُهُمْ سِرّاً جَهْراً، وَ عَوْداً وَبَدْءاً، فَمِنْهُمُ الاْتِي کَارِهاً، وَ مِنْهُمُ الْمُعْتَلُّ کَاذِباً، وَ مِنْهُمُ الْقَاعِدُ خَاذِلا. أَسْأَلُ اللهَ تَعَالَى أَنْ يَجْعَلَ لِي مِنْهُمْ فَرَجاً عَاجِلاً؛ فَوَ اللهِ لَوْ لا طَمَعِي عِنْدَ لِقَائِي عَدُوِّي فِي الشَّهَادَةِ، وَ تَوْطِينِي نَفْسِي عَلَى الْمَنِيَّةِ، لأَحْبَبْتُ أَلاَّ أَلْقَى مَعَ هَوُلاَءِ يَوْماً وَاحِداً، وَ لاَ أَلْتَقِيَ بِهِمْ أَبَداً.
Muhammed b. Ebubekir’in öldürülmesinden sonra Abdullah b. Abbas’a yazdığı mektup:
…Mısır alındı, Muhammed b. Ebubekir (r.a) şehit edildi. Onu Allah katında öğüt veren bir evlat, zahmete katlanan bir vali, keskin bir kılıç, kötülükleri defeden bir direk bilirim. Bu olaydan önce halkı ona katılmaya teşvik edip, ona yardım etmelerini emrettim. Onları gizli, aşikâr, tekrar tekrar çağırdığım hâlde, bir kısmı istemeyerek geldiler, bir kısmı yalan uydurarak, bir kısmı da evlerinde oturarak yardıma gelmediler.
Onlardan bir an önce kurtulmam için Allah’ın bana bir çıkış yolu ihsan etmesini diliyorum. Vallahi düşmanımla karşılaştığımda şahadet arzusu olmasaydı ve ölüme hazırlık yapmasaydım, bunlarla bir gün dahi olsa beraber olmayı ve karşılaşmayı ebediyen istemezdim.
Muhammed b. Ebi-Bekr’ine (r.a) Mısır’da şahâde- tinden sonra Abdullah b. Abbâs’a mektupları:
(Allah’a hamd ü senâ, Rasûlü’ne ve soyuna salât ü selâmdan) Sonra şunu bildiririm ki Mısır alındı, Allah ona rahmet etsin, Muhammed b. Ebi-Bekr şehit edildi. Onu, Allah katında öğüt veren bir evlât, zahmete katlanan bir vâli, kesen bir kılıç, kötülükleri defeden bir direk bilirim; onun vefâtı dolayısıyla bize ecir vermesini dilerim Allah’tan. Halkı ona uymaya, bu olaydan önce ona yardım etmeye çağırdım, teşvik ettim. Gizli, aşikâr, yeniden ve tekrar onları dâvet ettim. Bir kısmı dâvetime icâbet etti, fakat istemeyerek. Bâzısı bahâneler buldu, fakat yalan söyleyerek. Bâzısı da oturakaldı yardım etmeyerek.
Onlardan tez zamanda beni kurtarmasını dilerim Allah’tan. Andolsun Allah’a ki düşmanımla buluştuğum çağda şehit olmayı istemeseydim, şehâdeti ummasaydım ölümüne razı olurdum; bunlarla birgün bile beraber bulunmayı istemezdin, bunlarla ebedî olarak buluşmazdım.(1)
…
1 – Muhammed b. Ebi-Bekr için birinci kısmın son bölümünde 107, hitâbenin notuna bakınız.