“Selam olsun Allah’ın Resulüne; selam olsun Allah’ın seçtiğine;
selam olsun müjdeleyici ve korkutucuya, aydın lambaya; Allah’ın rahmet
ve bereketleri onun üzerine olsun. Selam olsun tertemiz arındırılmışa;
selam olsun parlak nişaneye; selam olsun -Allah tarafından- teyit edilen
zafere ulaşmışa; selam olsun Ebi’l Kasım Muhammed’e; Allah’ın rahmet
ve bereketleri onun üzerine olsun. Selam olsun Allah’ın gönderilmiş
peygamberlerine ve Allah’ın salih kullarına; selam olsun bu haremin ve
bu türbenin etrafını kuşatan ve buraya sığınan Allah’ın meleklerine.”
Sonra mezarın yakınına giderek şöyle de:
Sona kendini mezara yapıştırarak mezarı öp ve şöyle de:
Sonra tekrar kendini mezara yapıştır ve mezarı öperek şöyle de:
Sonra iki rekatı emirulmüminin için, iki rekatı Hz. Adem için ve
iki rekatı da Hz. Nuh için olmak üzere altı rekat ziyaret namazı kıl ve
Allah Teala’ya çok dua et; inşallah kabul olur.
“Selam olsun sana ey vasilerin vasisi; selam olsun sana ey
takvalıların dayanağı; selam olsun sana ey evliyanın velisi; selam olsun
sana ey şehitlerin efendisi; selam olsun sana ey Allah’ın büyük ayeti;
selam olsun sana ey Âl-i Aba’nın beşincisi; selam olsun sana ey takvalı
yüzü ak ve haysiyetli insanların imamı; selam olsun sana ey evliyanın
koruyucusu, selam olsun sana ey değerli tevhid ehlinin ziyneti; selam
olsun sana ey -Allah- dostlarının halisi; selam olsun sana ey emin
imamların babası; selam olsun sana ey -Kevser- havuzunun sahibi ve
Hamd sancağını taşıyan; selam olsun sana ey cennet ve cehennemi
taksim eden; selam olsun sana ey Mekke ve Mina’nın kendisiyle
şereflendiği kişi; selam olsun sana ey bilimler okyanusu ve fakirlerin
sığınağı; selam olsun sana ey Ka’be’de dünyaya gelen, gökyüzünde
kadınların efendisiyle evlenen ve şahitleri Allah’ın seçkin melekleri olan;
selam olsun sana ey aydın lamba; selam olsun sana ey Peygamberin
büyük bağışa has kıldığı kişi; selam olsun sana Hatemu’l-Enbiya’nın
yatağında yatan ve kendi canıyla düşmanların şerrini defeden; selam
olsun sana ey güneş kendisi için batıdan dönen ve böylece Şem’un
Safa’ya üst geldin; selam olsun sana ey kendisinin ve kardeşinin ismiyle
Allah’ın, çevresinde su dalgalarının çarpıştığı ve dolup taştığı Nuh’un
gemisini kurtardığı zat; selam olsun sana ey kendisinin ve kardeşinin
hakkı için Allah’ın, ayağı sürçen Adem’in tövbesini kabul ettiği kişi; selam
olsun sana ey kendisine binenin kurtulduğu ve kendisinden ayrılanın
boğulduğu kurtuluş gemisi; selam olsun sana ey ejderha ve çöl kurduna
hitap eden; selam olsun sana ey Emirelmüminin; Allah’ın rahmet ve
bereketleri senin üzerine olsun.
Selam olsun sana ey kâfir olup tövbe edene Allah’ın hücceti; selam
olsun sana ey akıl sahiplerinin imamı; selam olsun sana ey hikmet
madeni ve hakla batıl arasını ayıran; selam olsun sana ey yanında kitap ilmi olan; selam olsun sana ey hesap=kıyamet gününün terazisi; selam
olsun sana ey -hak- hükmü -batıldan- ayıran ve doğruyu konuşan; selam
olsun sana ey mihrapta yüzüğünü sadaka veren; selam olsun sana ey
Ahzab günü Allah’ın, kendisiyle müminlere savaşmaktan yettiği; selam
olsun sana ey Allah için tevhid inancını halis kılan ve sürekli ona dönen;
selam olsun sana ey Hayber -kafirlerini- öldüren ve -Hayber- kapısını
yerinden çıkaran; selam olsun sana ey insanların en hayırlısının,
kendisini yatağında yatmaya davet ettiği, böylece canını ölüme teslim
eden ve -peygamberin davetine- icabet eden; selam olsun sana ey Tuba
ve güzel dönüş sahibi; Allah’ın rahmet ve bereketleri senin üzerine olsun.
Selam olsun sana ey dinin korunmasının velisi ve efendilerin efendisi; selam olsun sana ey mücizelerin sahibi; selam olsun sana ey fazileti
hakkında “Adiyat” suresi inen; selam olsun sana ey göklerde ismi perdelere yazılan; selam olsun sana ey hayretler ve nişaneler sergileyen;
selam olsun sana ey -İslam- savaşlarında -ordunun- komutanı; selam
olsun sana ey geçmişten ve gelecekten haber veren; selam olsun sana
ey çöl kurduna hitap eden; selam olsun sana ey aklı kemale ermiş
(bilimin son eri) ve sorunları beyan eden; selam olsun sana ey savaş
meydanında hamlelerinden göklerdeki melekler hayrete düşen; selam
olsun sana ey Resulullah ile fısıldaşan ve ondan önce fısıldaşmanın
sadakalarını veren; selam olsun sana ey iyi ve saygın imamların babası;
Allah’ın rahmet ve bereketleri senin üzerine olsun.
Selam olsun sana ey Peygamber’den sonra gelen; selam olsun
sana ey insanların en iyi miras bırakanının ilminin mirasçısı; Allah’ın rahmet ve bereketleri senin üzerine olsun.
Selam olsun sana ey vasilerin efendisi; selam olsun sana ey takvalıların önderi; selam olsun sana ey üzüntülü olanların yardımcısı; selam
olsun sana ey müminlerin ismeti korunma vesilesi; selam olsun sana ey
delilleri açığa çıkaran; selam olsun sana ey Tâhâ ve Yâ Sîn (Resulullah’ın nefsi); selam olsun sana ey Allah’ın sağlam ipi; selam olsun sana ey
namazında yüzüğünü miskine sadaka veren; selam olsun sana ey Kalib
kuyusundan büyük kayayı sökerek çıkarıp zülal su çıkaran; selam olsun
sana ey Allah’ın gören gözü, açık eli ve bütün insanlar arasında konuşan
dili; selam olsun sana ey peygamberlerin ilminin mirasçısı, birincilerin ve
sonuncuların ilminin emanetçisi, hamd sancaktarı, son peygamberin –
Kevser- havuzundan dostlarına su verecek olan; selam olsun sana ey
dinin sultanı, yüzü akların önderi ve beğenilmiş imamların babası;
Allah’ın rahmet ve bereketleri senin üzerine olsun.
Selam olsun Allah’ın beğenilmiş ismine, parlak veçhine, güçlü tarafına ve adalet yoluna. Selam olsun takvalı, ihlaslı ve seçkin imama; selam olsun parlak yıldıza; selam olsun İmam Ebu’l Hasan Ali’ye; Allah’ın
rahmet ve bereketleri onun üzerine olsun.
Selam olsun hidayet imamlarına, karanlıkların nurlu lambalarına, takva nişanelerine, hidayet kandillerine, mükemmel akıl sahiplerine, insanların sığınağına, sağlam tutunacağına ve dünya ehlinin hüccetine; Allah’ın rahmet ve bereketleri onların üzerine olsun.
Selam olsun nurların nuruna, Cebbar -olan Allah’ın- hüccetine, tertemiz imamların babasına, cennet ve cehennemin bölüştürtücüsüne, kafirleri halak edici olayları haber verene, ihlaslı izleyicilerinin büyük
günahtan kurtarıcısına; selam olsun seçilmiş -peygamberin- kızı tertemiz
takvalı kadına has kılınana ve örtülü evde (Ka’be’de) dünyaya gelen,
gökte, tertemiz imamların annesi, pâk, razı olmuş ve razı olunmuş –
Fatıma-ı Zehra’yla- evlenene; Allah’ın rahmet ve bereketleri onun üzerine
olsun.
Selam olsun hakkında ümmetin ihtilaf ettiği, (kıyamette) kendisine
sunulacağı ve hakkında sorguya çekileceği büyük habere. Selam olsun
Allah’ın nurlarının en aydınına ve en parlak ışığına; Allah’ın rahmet ve
bereketleri onun üzerine olsun.
Selam olsun sana ey Allah’ın velisi, hücceti, Allah’ın halis ve has
kulu. Şahadet ederim ki sen ey Allah’ın velisisin, Allah yolunda hakkıyla
cihad ettin, Resulullah’ın -Allah’ın rahmeti onun ve Ehl-i Beyt’inin üzerine
olsun- yolunu izledin, Allah’ın helalini helal ve haramını haram bildin,
hükümlerini yasadın, namazı ayakta tuttun, zekat verdin, marufa emrettin
ve münkerden sakındırdın, sabırlı, -insanların- hayrını isteyici, çaba
harcayıcı ve Allah yanında büyük mükafatı göz önünde bulundurarak
Allah yolunda cihad ettin; nihayet ölüm gelip seni yakaladı. O halde
Allah, seni kendi hakkından alıkoyana ve seni makamından uzaklaştırana lanet etsin. Allah, bu haber kendisine ulaşıp da buna razı olana lanet
etsin.
Allah’ı, meleklerini, peygamberlerini ve elçilerini şahit tutuyorum ki,
ben sizin dostunuzla dost ve düşmanınızla düşmanım; Allah’ın rahmet ve
bereketleri senin üzerine olsun.”
“Şahadet ederim ki sen beni duyuyorsun, durduğum yeri görüyorsun. Ey Allah’ın velisi! Senin -dini- tebliğ etmene ve -imamet vazifeniyerine getirmene şahadet ederim. Ey mevlam, ey Allah’ın hücceti, ey
Allah’ın emini, ey Allah’ın velisi! Allah Teâlâ’ya karşı işlediğim sırtıma
ağırlık eden, uykumu kaçıran ve hatırladığımda uzuvlarımı titreten
günahlarım var; ben Allah Teâlâ’ya ve sana doğru kaçtım (sığındım). O
halde, seni kendi sırrına emin kılan, yaratıklarının işlerini gözetmeyi sana
bırakan, sana itaati kendisine itaatle ve seni sevmeyi kendisini sevmekle
yakınlaştıran -Allah-‘ın hakkı hürmetine Allah katında bana şefaatçi ol,
beni cehennemden kurtar, zamanenin -olayları- karşısında bana destek
ol.”
* “Ey Allah’ın velisi, ey Allah’ın hücceti, ey Allah’ın Hitta (günahları
bağışlama) kapısı! Senin dostun, ziyaretçin, kabrine sığınan, kapına
inen, yükünü yakınına indiren bu kişi, dünya ve ahirette hacetlerinin
giderilmesi ve talebine ulaşması için Allah yanında kendisine şefaatçi
olmanı istiyor. Doğrusu Allah yanında senin yüce bir makamın ve kabul
edilen bir şefaatin var; o halde ey mevlam, beni kendinin himmet
ehlinden kıl ve beni kendi partine sok.
Selam olsun sana ve senin yanındaki Allah’ın iki peygamberi Adem
ve Nuh’a; selam olsun sana, senin iki oğlun Hasan ve Hüseyn ve senin
soyundan olan Ehl-i Beyt imamlarına olsun; Allah’ın rahmet ve bereketleri sizin üzerinize olsun.”
“Mezar-ı Kebir” kitabının yazarı, bu ziyaretin Rebiulevvel ayının
on yedinci gününde güneş çıkarken okumak gerektiğini bildirir.
Allame Meclisi der ki: ‘Bu ziyaret, ziyaretlerin en iyisi olup, muteber
kitaplarda muteber senetlerle kaydedilmiştir. Bazı rivayetlerden, bu
ziyaretin bu güne has olmadığı, her gün okunabileceği anlaşılmaktadır.’
“Resulullah’ın (s.a.a) doğum gününde veya meb’as gününde
Resulullah için özel bir ziyaret okunması daha uygunken, bunun yerine Emirulmüminin Ali aleyhisselam’a ziyaret okunmasının nedeni
nedir?” diye sorulacak olursa, cevabı şudur:
Bunun nedeni, bu iki tertemiz nurun son derece birbirine bağlı
olmaları ve tek vücut olmalarıdır; onun için Emirulüminin Ali’yi (a.s)
ziyaret eden Resulullah’ı (s.a.a) ziyaret etmiş olur. Bunun delili ise,
Hz. Ali aleyhisselam’ın Mubahele ayetinde “Resulullah’ın nefsi”
olarak tanıtılmasıdır. Bu konuda birçok rivayet vardır. Örneğin, Şeyh
Muhammed b. Meşhedî İmam Sadık aleyhisselam’dan şöyle rivayet
eder: Bir göçebe Arap Resulellah’ın (s.a.a) huzuruna çıkarak, ya
Resulullah! Evim sizin evinizden uzaktır ve ben sizi ziyaret etmeyi
çok arzulamama rağmen buna muvaffak olamıyorum; bu nedenle ben
de Emirulmüninin Ali aleyhisselam’ı ziyaret ediyorum. Hz. Ali’nin
(a.s) vaazlarını dinledikten sonra ben sizi göremediğim için üzgün bir
vaziyette geri dönüyorum. Bunun üzerine Resulullah (s.a.a) şöyle
buyurdu: “Kim Ali’yi ziyaret ederse beni ziyaret etmiş olur, onu seven
beni sever, ona düşmanlık eden bana düşmanlık etmiş olur; bunu
benden kendi kavmine ulaştır; onun ziyaretine giden benim ziyaretime
gelmiş olur ve kıyamet günü ben, Cebrail ve Salihu’l-Müminin bunu
mükafatlandıracağız.”
İmam Cafer Sadık aleyhisselam’dan rivayet edilen başka muteber
hadiste ise şöyle geçer: “Necef’i ziyaret ederken Hz. Adem (a.s), Hz.
Nuh (a.s) ve Ali b. Ebitalib’i ziyaret et; bu durumda geçmiş babalarını, peygamberlerin sonuncusu Hz. Muhammed’i (s.a.a) ve vasilerin en
üstünü Hz. Ali’yi (a.s) ziyaret etmiş olursun.”
Altıncı ziyarette geçtiği üzere şöyle buyurmuşlardır: Emirulmüminin Ali’nin (a.s) mezarına doğru dön ve ayakta şöyle de: “Es-selamu
aleyke ye resulellah, es-selamu aleyke ya sefvetellah…” (Selam
olsun sana ey Resulullah, selam olsun sana ey Allah’ın seçtiği kişi…)
Şeyh Cabir, Uzri’nin kasidesine yazdığı “Tesmit”ine, Emirulüminin Ali’nin kubbesine işaret ederek ne güzel diyor:
Emin ol ki peygamberin büyük bir kabri var
O kabirde Ahmed’in tertemiz nefsi var
Ya da bak gökyüzüne; parlayan güneşi var
O halde tevazu et ki, orada kutlu bir yurt var
Bütün felekler o toprağı öpmeyi arzular
Hekim Senaî de şöyle demiştir:
Murtaza’yı yaratan Allah onun nefsini
Mustafa’nın nefsiyle yoldaş etti
İkisi de bir kıble, akılları iki
Her ikisi bir ruh ve bedenleri iki
İki kişi dönen güneş gibi
İki kardeş, Musa ve Harun gibi
Her ikisi bir sedeften bir inci
Her ikisi de izzet ve şeref ziyneti
Açmaz ise Haydar’ın ilmi kapıyı
Almaz Peygamberin sünneti içeri