Hums Nedir? Humsun Farz Olduğu Yerler, Hesaplanması ve Verilmesi

26.08.2026 14:19
1
A+
A-

Hums Nedir?

Hums (Arapça: الخُمس), yıllık kazancın beşte biri ve bazı durumlarda maden, hazine gibi fıkıhta belirtilmiş şeylerin verildiği fıkhi bir terimdir. Humus, füru-u dindendir ve 110 hadiste ve Enfal Suresi’nin 41. ayetinde kendisinden bahsedilmiştir.

Humus, İslam fıkhının en önemli ve İmamiye fıkhının has konularındandır. Humsun hesaplanması ve verilmesi, Şiaların yaşamları boyunca üzerinde ciddi bir şekilde durdukları şer’i bir tekliftir.

Humsun yarısı yoksul seyyidlere, diğer yarısı ise “İmam hissesi” unvanı ile İmam Mehdi’nin (a.f) gaybeti döneminde taklit mercileri tarafından teşhis edilen yerlerde kullanılır.

Humustan elde edilen gelir, ilim havzalarının temel finans kaynağıdır ve İslam toplumunda dinin terviç edilmesinde kullanılmaktadır.

Humus Ayeti

Ana madde: Humus Ayeti

Humus Ayeti, Enfal Suresi’nin 41. ayetidir. Bu ayet, imanın göstergelerinden biri olup humus hükmünü teşrii etmektedir.

Şia müfessirlerinin birçoğu, Ehlibeyt (a.s) imamlarından (a.s) nakledilen rivayetler esasınca ayetteki “ganimet” kelimesinin geniş anlamlı olduğuna ve her türlü gelir, kazanç ve faydayı kapsadığına inanmaktadır.

Ayet-i kerime esasınca altı bölüme ayrılan humus, Şia fakihlerinin meşhur fetvalarına göre “imam hakkı” ve “seyyid hakkı” olmak üzere iki kısımda toplanır.

وَ اعْلَمُواْ أَنَّمَا غَنِمْتُم مِّن شیءٍ فَأَنَّ لِلَّهِ خُمُسَهُ وَ لِلرَّسُولِ وَ لِذِی الْقُرْبی وَ الْیتَامَی وَ الْمَسَاکینِ وَ ابْنِ السَّبِیلِ إِن کنتُمْ ءَامَنتُم بِاللَّهِ وَ مَا أَنزَلْنَا عَلی عَبْدِنَا یوْمَ الْفُرْقَانِ یوْمَ الْتَقَی الْجَمْعَانِ وَ اللَّهُ عَلی کلّ شیءٍ قَدِیر

Bilin ki ganimet olarak aldığınız herhangi bir şeyin beşte biri mutlaka Allah’a, Peygamber’e, onun yakınlarına, yetimlere, yoksullara ve yolculara aittir. Eğer Allah’a; hak ile batılın birbirinden ayrıldığı gün, yani iki ordunun Bedir’de karşılaştığı gün kulumuza indirdiklerimize inandıysanız bunu böyle bilin. Allah her şeye hakkıyla gücü yetendir.

— Enfal Suresi, 41. ayet

Bu ayette çeşitli edebi vurgular kullanılmıştır. “İ’lemu” (bilin), “innema” (kesin, kuşkusuz), “min şeyin”, “feinne”, “lillah”, “in kuntum” ve “amentum” gibi ifadeler humusun önemini ortaya koymuştur.

Ayetin nüzul sebebi de humusun önemini daha iyi ortaya koymaktadır. Zira bu ayet, Bedir Savaşı mücahitlerine hitap ederek onların gerçek imanının humusu vermelerine bağlı olduğunu belirtmektedir. Humus ayeti hakkında ayrıca ilgili maddelere bakılabilir.

Ganimetin Anlamı

“Ğunm” kelimesi sözlükte insanın ulaştığı her fayda ve menfaate denir. Bu anlam:

  • Kazancı
  • Savaş ganimetini
  • Diğer her türlü getiriyi

kapsar.

Rağıb İsfahani, Müfredatu’l-Kur’an adlı eserinde ganimet kelimesinin, koyun anlamına gelen غنم “ğenem” kelimesinden türediğini ve daha sonra düşmanlardan veya düşman olmayanlardan insanın elde ettiği her şey için kullanılmaya başlandığını belirtmektedir.

Tabersi de “ğunm” kelimesinin yalnızca savaş ganimetleri anlamına gelmediğini, bilakis her kazanç ve menfaat anlamına geldiğini belirtmektedir. Nitekim Nisa Suresi’nin 94. ayetindeki “meğanim” (مغانم) kelimesi de bu anlamda kullanılmıştır.

Ganimetin anlamlarından birisinin savaş ganimeti olduğuna inananlar dahi kelimenin asıl anlamının daha geniş olduğunu ve insanın zorluk ve meşakkat olmadan elde ettiği her türlü getiri ve hayır için de kullanıldığını inkâr etmemektedirler.

İmam ve Seyyidlerin Hissesi

Humus ayetinde humus sahipleri olarak altı grup zikredilmiştir:

  1. Allah
  2. Hz. Resulullah
  3. Zi’l-Kurba, yani Ehlibeyt imamları
  4. Yetimler
  5. Miskinler
  6. Y akrabmışlar

“Zi’l-Kurba” sözlükte kişinin tüm yakınları ve akrabaları anlamına gelir. Ancak hadis kitaplarında yer alan birçok rivayete göre bu ayet-i kerimedeki “Zi’l-Kurba”dan maksat yalnızca Ehlibeyt ve “dır.[1]

“Sehm-i Allah”, “Sehm-i Peygamber” ve “Sehm-i Zi’l-Kurba”, yani Allah, Peygamber ve imamların hissesi, rivayet ve hadisler esasına göre İslam toplumunun imamına, yani Peygamber ve Masum İmamlara aittir. Bu hisse “sehm-i imam” olarak meşhurdur.

İmam Mehdi’nin (a.f) büyük gaybeti döneminde taklit mercileri, “İmam Mehdi’nin (a.f) genel naipleri” unvanıyla humusu almakta ve tarihte Ehlibeyt imamlarının (aayetlerde Humandığı yerlere uygun şekilde kullanmaktadırlar.

Hadis ve Rivstedrekuus

Vesailu’ş-Şia ve Müstedreku’l-Vesail kitaplarında humusun farz oluşu ve kullanıldığı yerler hakkında yaklaşık 110 hadis yer almıştır.

Hadislerde humusun etkileri ve faydaları hakkında şu ifadeler kullanılmıştır:

  • Pak nesil[2]
  • Dinin güçlenmesi[3]
  • Ehlibeyte yardım[4]
  • Malın temizliği[5]
  • Muhaliflerin tehdidi karşısında haysiyetin korunması[6]
  • Ehlibeyt evlatlarından yoksulluğun giderilmesi[7]
  • Günahların kefareti ve kıyamet için zahire hazırlanması[8]
  • Cennetin teminatı ve garantisi[9]
  • Ehlibeyt imamlarının (a.s), humus veren kimse hakkında dua etmesi[10]
  • Rızkın anahtarı olması[11]

İslam Geleneklerinde Humsun Tarihçesi

Fakih ve müfessirlerin büyük çoğunluğu, humusun İslam dininde teşrii oluş tarihinin hicretin ikinci yılında, Bedir Savaşı sırasında gerçekleştiğine inanmaktadır.

Bu savaşta elde edilen çok sayıdaki ganimet, savaşa katılanlar ve ganimeti toplayanlar arasında tartışma ve fikir ayrılığı yaşanmasına neden olmuştur. İslam’dan önceki Arap geleneklerinde genellikle savaş komutanı, elde edilen ganimetlerin dörtte birini alırdı.[12]

Enfal ayetinin nazil olmasıyla tüm enfal Hz. Resulullah’ın (s.a.a) tasarrufuna bırakıldı. Daha sonra humus ayeti, ganimet mülkünün beşte birinin ayrılmasını emretti ve geri kalanını ganimeti alanlara verdi.

Taberi, Hz. Peygamber (s.a.a) tarafından alınan ilk humusun Kaynuka Oğulları Gazvesi’nde olduğunu belirtmiştir.

Hz. Peygamber-i Ekrem’den (s.a.a) humus hakkında çok sayıda hadis ve mektup nakledilmiştir. Ehlibeyt imamlarından (a.s) da humus hakkında çok sayıda hadis nakledilmiştir. Bu hadisler, humusun fıkhi hükümlerinin belgelerini oluşturmaktadır.

Şia imamlarının (a.s) bazı öğrencileri ve ayrıca küçük gaybet döneminde Hüseyin b. Said Ahvazi, Ali b. Mehziyar Ahvazi, Muhammed b. Erume Kummi ve Muhammed b. Hasan Saffar gibi bazı fakihler humus hakkında risale ve kitaplar yazmışlardır.

Bu dönemden sonra da Şia fakihleri tarafından humus hakkında kitap ve risaleler kaleme alınmıştır.[13]

Humus Hükümleri

Humsun Farz Olduğu Yerler

Masum Ehlibeyt imamlarının (a.s) hadisleri esasına göre humusun farz olduğu başlıca yerler şunlardır:

  • Yıllık ihtiyaç ve giderler çıkarıldıktan sonra ticaret ve her türlü iş ve çalışmadan elde edilen menfaat ve kâr
  • Kâfir-i harbilerle yapılan savaşlardan elde edilen taşınabilir ve taşınmaz savaş ganimetleri. Bunun için savaşın meşru olması şarttır.
  • Altın, gümüş, kurşun, bakır, demir, petrol, firuze, akik gibi adına “maden” denilen her şey
  • Toprak, duvar veya ağaçvar veya ağaç dibine saklanmış değerli mal ve hazine

gibi dalış ve dalgıçlık yoluyla denizden çıkarılan her türlü değerli şey

  • Birbirinden ayrıştırılması ve sahibinin belirlenmesi mümkün olmayan haramla karışmış helal mal
  • Zımmî kâfirin Müslümesi

aldığı arsa ve toprak

Humsun Hesaplanması ve Verilmesi

Humsun geciktirilmesi caiz değildir. Hiç kimsenin humusu yerlere borç ve kendisini humus ehline, yani humusun verilmesi gereken kişi ve yerlere borçlu saydırmaya hakkı yoktur.

Eş ve çocukların humsu kendi uhdesindedir.

Humsu taklit mercilerine vermek veya onların izniylemak caiz. Müçtehidin izni olmadan humusta tasarrufta bulunmak caiz değildir.

Humus ibadettir ve Allah’a kurbet ve yakınlaşma niyetiyle verilmelidir.

Humus Yılı

Ergenlik çağına ulaşmış her mükellefin, kendi humusunun yıllık muhasebesini yapacağı bir gün belirlemesi farzdır.

Bazı müçtehitler humus yılının başlangıcını kişinin ilk malı elde ettiği gün olarak kabul etmişlerdir. Bu mal:

  • Hediye
  • Maaş
  • İlk kazanç

olabilir.

Bazı müçtehitler ise humus yılının başlangıcı olarak ilk aylığı, bazıları da ilk iş gününü esas almıştır.[14]

Humus yılının üzerinden bir yıl geçtikten sonra o gün, yeni humus yılının başlangıcı olur. Humsun hesaplanması, müçtehitlerin çoğuna göre kısaca şöyledir:

  • Yiyecek ve kullanılarak tüketilen şeyler, örneğin yiyecekler ve temizlik ürünleri, humus yılı geçtikten sonra fazla kalırsa günün fiyatı üzerinden humuslarının, yani beşte birlerinin verilmesi gerekir.
  • İnsanların ihtiyaçlarından olan ve kullanılırken ortadan kaybolmayan halı, buzdolabı ve nakliye gereçleri gibi yaşam ihtiyaçlarının humsu yoktur. Bunun için bu eşyaların yıl içerisinde alınmış olması gerekir.
  • Bu gereçlere duyulan ihtiyaç ortadan kalkarsa humus hükmü yeniden gündeme gelir.
  • Kullanım eşyaları humusu ödenmemiş parayla ve yıl sonunda alınmışsa, bunların humusunun verilmesi gerekir.[15]

Şu ana kadar kendisine humus yılı belirlememiş olan kişi için en iyi yol, müçtehide veya onun temsilcisine başvurmaktır.

Humus Hükümleriyle İlgili Bazı Noktalar

Humus hükümleriyle ilgili dikkat edilmesi gereken bazı noktalar şunlardır:

  • Mesleği olmayan bir kişi tesadüfen bir alışveriş yap yaptığı giderlerden artan mikterse, kazançtan sonra bir yıl geçmesinin ardından yıl boyunca yaptığı giderlerden artan miktarın humusunu vermek zorundadır.[16]
  • Hediye, miras ve ödül gibi bazı kazançların humusu hakkında müçtehitler arasında görüş ayrılıkları vardır. Ancak genel olarak bu tür malların humusunun olmadığı görüşü yaygındır.
  • Yıllık giderlerin harcanmasında aşırıya gidilirse, aşırı harcanan miktarın humusunun verilmesi gerekir.
  • Ev sahibinin humus verip vermediği hakkında kuşku duyulan yerlerde araştırma ve inceleme yapmak doğru değildir. Böyle bir kişinin yemeğini yemekte sakınca yoktur.
  • Sade bir dille humusla ilgili Humsu Hesaplamak İçin En Kolay Metot adlı 90 sayfalık cep boy bir kitap bulunmaktadır. Bu kitapta şu mercilerin fetvaları yer almaktadır:
    • İmam Humeyni
    • Ayetullah Eraki
    • Ayetullah Behçet
    • Ayetullah Tebrizi
    • Ayetullah Hoi
    • Ayetullah Hamanei
    • Ayetullah Zencani
    • Ayetullah Sistani
    • Ayetullah Safi
    • Ayetullah Fazıl
    • Ayetullah Gulpeygani
    • Ayetullah Mekarim
    • Ayetullah Horasani
    • Ayetullah Nuri Hemedani

Humsu Üstlenme Metodu

Bazı durumlarda kişinin humusunun tamamını veya bir kısmını vermesi mümkün olmayabilir. Öte yandan humusu verilmemiş malların kullanılması yasaktır.

Böyle bir durumda taklit mercileri veya temsilcileri, kişinin bulunduğu durumu göz önünde bulundurur. Kişiyi bu durumdan kurtarmak ve malını helal bir şekilde kullanmasının önünü açmak için aldıkları humsun bir bölümünü veya tamamını borç kastıyla yeniden ona verebilirler. Böylece kişi, daha sonra parası olduğunda bu borcu geri verebilir.

Farsçada bu uygulamaya دست گردان “Dest Gerdan”, yani “el değiştirme yöntemi” denilmektedir.

Artan Kazancın Humusunun Farz Oluşu

Humus hakkında tartışılan konulardan birisi, artış kaydeden kazancın humusunun verilip verilmeyeceğidir.

Tarih ve hadis kaynaklarında, İmam Muhammed Bakır (a.s) ve İmam Cafer-i Sadık (a.s) dönemine kadar zekât hakkındaki konuların çokluğu humusta görülmemiştir.

Bu itiraza fakihler tarafından detaylı ve yaygın cevaplar verilmiş ve artan kazancın humusunun olduğu belirtilmiştir.

Fakihlerin verdiği cevap genel olarak şöyledir:

Humus delillerinden ve bilhassa hadislerin kullandığı tabirlerden anlaşıldığı kadarıyla humusun farz oluşunun genel, yasal ve sabit bir hükmü vardır ve belirli bir zamana özgü değildir.[17]

Artış kaydeden kazancın humusunun olduğunu savunanlar, Ben-i Haşim’in gelir fazlası kazancın humusundan mahrum bırak bırakılması ve zekâtın Ben-i Haşim dışındakilere mahsus olmasıunda onların başka bir geçim kaynağının kalmayacağını belirtmektedirler.[18]

Gaybet Döneminde Humus

Humus konularından birisi de Masum İmam’ın gaybeti dönemindeki hükmüdür.

Günümüz fakihlerinin meşhur görüşüne göre imamın hissesi, gaybet döneminde müçtehitler tarafından harcanmaktadır. Bu harcama, müçtehitlerin imamın zahir olması durumunda o hissenin kullanılacağı yerlere ilişkin ilim veya muteber zanlarına göre yapılmaktadır.

Humus gelirleri şu alanlarda kullanılabilir:

  • İslam’ın güçlendirilmesi
  • Dini havza ilimleri
  • İslam’ın tebliği
  • Gerekli yerlerde cami yapımı
  • Medrese ve okul yapımı
  • Kütüphane kurulması
  • Yoksullara yardım
  • Dini öncelik ve önem sırasına göre hayır işleri

Geçmişte humus hakkında meşhur olmayan bazı görüşler de bulunmaktaydı. Bunlar arasında:

  • Humusun sakıt olduğu görüşü[20]
  • Humusun sakıt olmadığı görüşü
  • İmam hissesinin bir kenara bırakılması[21]
  • Humusun defnedilmesinin farz olduğu görüşü[22]

yer almaktadır.

İmamın hissesi hakkında fakihlerin meşhur görüşü, bu hissenin verilmesi gerektiği yönündedir. Ancak az sayıda fakih, humusun Şialar için mubah olduğuna ve onlardan sakıt olduğuna kaildir. Bu görüş, terim olarak humsun tahlili şeklinde adlandırılmaktadır.[23]

Humus ve Vergi

Bazıları, humusun İslam hükümetine vergi verenler için anlamsız ve bir çeşit ilave teklif olduğunu ileri sürmektedir.

Bu görüşe göre humus, İslam hükümetinin geçmiş dönemlerde ihtiyaç ve gelirlerini temin etmek için uyguladığı bir çeşit vergi olarak kabul edilmekteydi. Günümüzde hükümetler tarafından çeşitli adlarla zorunlu olarak alınan vergiler bulunduğu için humusun anlamsız ve yersiz hâle geldiği savunulmaktadır.

Bu itiraza şu şekilde cevap verilmiştir:

Humus ve devlet vergileri genel olarak kapsam, kullanım alanı ve hedef açısından birbirinden farklıdır.

Devlet vergileri:

  • Genel olarak gelirleri kapsar.
  • Alınması için mal sahibinin rızasına ihtiyaç duyulmaz.
  • Din ayrımı yapılmadan bütün yurttaşlardan alınır.
  • Kamu ihtiyaçlarında kullanılır.

Dini vergiler, özellikle humus ise:

  • Şii Müslümanların yıllık gelirlerindeki fazlalıktan alınır.
  • Kişinin dini inancına bağlıdır.
  • Verilmemesi hâlinde dünyevi bir yaptırımı yoktur.
  • Yoksullara yardımda ve dinin yayılması alanında kullanılır.

Bu nedenle humus ile devlet vergilerinin hedefleri ve hükümleri birbirinden farklıdır.

Ehl-i Sünnet Fıkhında Humus

Humus konusu, Ehl-i Sünnet fıkhında genel olarak savaşlarda elde edilen savaş ganimetlerinin paylaştırılması bağlamında ele alınmaktadır.

Ehl-i Sünnet fakihleri de Şii fakihler gibi Humus Ayeti’ne ve mütevatir hadislere dayanarak humusun verilmesini farz kabul etmektedirler.

Aralarındaki anlaşmazlık daha çok humusun farz olduğu alanlar ve kullanım yerleriyle ilgilidir.

Ehl-i Sünnet mezhebinde humusun farz oluşu konusundaki en önemli alan savaş ganimetidir. Bununla birlikte hazineyi de kendi şartlarına bağlı olarak humusu verilmesi gereken mallardan saymışlardır.

Fey’de humusun farz oluşu, maden çeşitleri ve zımmî kâfirin Müslümanlardan arsa satın alması gibi konular ise Ehl-i Sünnet fakihleri arasında görüş ayrılığı bulunan meselelerdendir.[24]

Kaynakça

  • [1] Vesailu’ş-Şia, c. 6, humus konusu.
  • [2] Kâfi, c. 1, s. 547.
  • [3] Vesailu’ş-Şia, c. 9, s. 538; İmam Rıza (a.s): الخمس عوننا علی دیننا
  • [4] Vesailu’ş-Şia, c. 9, s. 538; İmam Rıza (a.s): الخمس عوننا علی دیننا
  • [5] Vesailu’ş-Şia, c. 9, s. 438; İmam Sadık (a.s): ما ارید بذلک الا ان تطهروا
  • [6] Vesailu’ş-Şia, c. 9, s. 538; İmam Rıza (a.s): و ما نبذله و نشتری من اعراضنا ممن نخاف سطوته
  • [7] İmam Kazım (a.s): “Allah, humsun yarısını zekât ve sadakadan mahrum bırakılan Hz. Resulullah’ın (s.a.a) ailesinden fakirliği gidermek için karar kılmıştır.” Vesailu’ş-Şia, c. 9, s. 514; و جعل للفقراء قرابة الرسول نصف الخمس فاغناهم به عن صدقات الناس
  • [8] Vesailu’ş-Şia, c. 9, s. 538; İmam Rıza (a.s): فان اخراجه… تمحیص ذنوبکم و ما تمهدون لانفسکم لیوم فاقتکم
  • [9] Bir adam İmam Muhammed Bakır’ın (a.s) yanına gelerek humusunu verdi. İmam (a.s) şöyle buyurdu: “Bana ve babalarıma, sana cenneti tazmin etmek farz olmuştur.” Vesailu’ş-Şia, c. 9, s. 528.
  • [10] İmam Rıza (a.s) şöyle buyurmuştur: “Humus, bizim mektebin korunması için bizim yardımımızdır.” Daha sonra şöyle buyurdu: “Bizim duamızdan mahrum kalmamak için çaba sarf edin.” Vesailu’ş-Şia, c. 9, s. 538; ولا تحرموا انفسکم دعاءنا ما قدرتم علیه
  • [11] İmam Rıza (a.s) şöyle buyurmuştur: “Humusu vermek rızkınızın anahtarıdır.” Vesailu’ş-Şia, c. 9, s. 538; فان اخراجه مفتاح رزقکم
  • [12] Halil b. Ahmed, el-Ayn, c. 2, s. 133.
  • [13] Ağa Bozorg-u Tahrani, ez-Zeria, c. 1, s. 472.
  • [14] Tevzihu’l-Mesail-i Meraci, m. 1752 ve 1753.
  • [15] İst] İstiftaat-ı İmam Humeyni, c. 1,197, 191, 184, 120, 121; Ecvebetu’l-İstiftaat, soru: 906, 909, 912, 851’den 853’e kadar; Urvetu’l-Vuska, c. 2, Babu’l-Hums, m. 67.
  • [16] Tevzihu’l-Mesail-i Meraci, m. 1765; Nuri, Tevzihu’l-Mesail, m. 1761; Vahid, Tevzihu’l-Mesail, m. 1773.
  • [17] Mekarim Şirazi, Nasır, Envaru’l-Fukaha, Kitabu’l-Hums ve’l-Enfal, s. 291–292.
  • [18] Burucerdi, Murtaza, el-Mustened fi Şerh-i Urvetu’l-Vuska, s. 200–201.
  • [19] Burucerdi, Murtaza, el-Mustened fi Şerh-i Urvetu’l-Vuska, s. 330; Mekarim Şirazi, Nasır, Envaru’l-Fukaha, Kitabu’l-Hums ve’l-Enfal, s. 483.
  • [20] Feyzi Kaşani, el-Vafi, c. 10, s. 344.
  • [21] Müfid, el-Muknia, s. 286.
  • [22] Neraki, Muhammed Mehdi, Müstenedu’ş-Şia fi Ahkam-i Şeriat, c. 10, s. 128.
  • [23] Bu görüş, humusun Şialar için mubah olduğu ve onlardan sakıt bulunduğu yönündeki görüştür.
  • [24] Ehl-i Sünnet fıkhında humusun savaş ganimetleri, hazine, fey, maden ve zımmî kâfirin Müslümanlardan arsa satın alması gibi konulardaki hükümleri mezheplere göre farklılık göstermektedir.