Android
- Siteyi Google Chrome ile açın.
- Sağ üstteki üç nokta menüsüne dokunun.
- “Uygulamayı yükle” veya “Ana ekrana ekle” seçeneğini seçin.
- Yükle diyerek işlemi tamamlayın.
Muhammed bin Hasan bin Ali bin Hasan (Arapça:الشيخ الطوسي); Şeyh Tusi ve Şeyhu’t-Taife (bir kavmin büyüğü/Şiilerin büyüğü) olarak bilinmektedir. Şia’nın en büyük fakih ve muhaddislerindendir. Şeyh Tusi Şia’nın dört büyük hadis kitabından ikisinin; yani et-Tehzib ve el-İstibsar kitabının yazarıdır. 23 yaşlarında Horasan’dan Irak’a gelerek Şeyh Mufid ve Seyyid Murtaza gibi büyük üstatlardan yararlanmıştır. Abbasi halifesi, Bağdat’ın kelam ilmi ders kürsüsünü ona vermiştir. Şeyhu’t-Taife Şapur Kütüphanesi’nin yanmasından sonra mecburi olarak Necef’e gitmiş ve orada ilim havzası inşa etmiştir. Şeyh Tusi, Seyyid Murtaza’nın vefatından sonra Şiaların rehberiyet ve mercilik görevini üstlenmiştir.
Şeyh Tusi’nin görüşleri ve en-Nihaye, el-Hilaf ve Mebsut gibi eserleri Şii fakihlerin ilgi odağı olmuştur. Et-Tibyan tefsiri onun önemli kitaplarındandır. Rical, kelam ve fıkıh usulü gibi İslami ilimlerde de görüş sahibi olan Şeyh Tusi’nin kitapları, dini alanlarda müracaat edilen kaynak kitaplar arasında yer almaktadır. Şeyh Tusi’nin en ünlü öğrencisi Ebu’s-Salah Halebi’dir.
Şeyh Tusi hicri 385 / 995 yılının Ramazan ayında, (Şeyh Saduk’un vefatından dört yıl sonra) Horasan’ın Tus şehrinde dünyaya gelmiştir.[1] Künyesi Ebu Cafer’dir. Bazen Şeyh Kuleyni ve Şeyh Saduk’un da künyelerinin Ebu Cafer olmasından dolayı Şeyh Tusi’ye Ebu Caferi Salis (üçüncü Ebu Cafer) demişlerdir.
Şeyhu’t-Taife 23 yaşında; yani hicri 408 yılında Irak’a gitmiş ve 5 yıl Şeyh Mufid’in (doğum: 431), 3 yıl İbn Gazairi’nin (doğum: 411) ve aynı şekilde İbn Haşir Bezzaz, İbn Ebi Ceyd ve İbnu’s-Salt’ın öğrencisi olmuştur. Şeyh Tusi ve Necaşi’nin bazı üstatları birdir. Şeyh Tusi, Seyyid Murtaza’yı da derk etmiştir.[2]
Abbasi halifesi el-Kaim Billah, Bağdat’ın Kelam ilmi ders kürsüsünü ona emanet etmiştir. Öğrencileri arasında 300 âlim yer almaktaydı. O bu görevde olduğu dönemde Bağdat Selçuklular’ın eline geçti ve Tuğrul Han hicri 447 yılında Bağdat’a girerek Şapur Kütüphanesi’ni ateşe verdi.
İbn Cevzi hicri 449 yılında meydana gelen hadiselerde Şeyh Tusi’nin evinin yağmalandığından söz etmektedir. Şeyh Tusi bu yıllarda gerçekleşen olaylardan sonra Necef’e hicret etmiş ve orada Necef İlim Havzası’nı kurmuştur.[3] Şeyh Tusi ömrünün son 12 yılını Necef’te geçirmiştir.[4]
Şeyh Tusi’nin Hasan adında bir evladı vardı ve Hasan babasının vefatından sonra Necef’te kalarak Şiilerin mercilik görevini üstlendi. Oğlu Hasan’dan Muhammed adında bir de torunu vardı ve Muhammed de Necef’te kalmış ve Şiaların mercilik görevini üstlenmiştir. Muhammed hicri 540 yılında vefat etmiştir.[5]
Şeyh Tusi çok sayıda üstadın ders mahfilinden yararlanmıştır. Mirza Hüseyin Nuri Müstedreki Vesaili’ş-Şia kitabında[6] 37 kişinin ismini zikretmiştir. Şeyh Tusi genellikle beş kişiden rivayet nakletmiştir:[7]
Şii müçtehitlerinin 300’ü ve Ehlisünnet âlimlerinden birçoğu Şeyh Tusi’nin öğrencisi olmuştur. Şeyh Tusi’nin öğrencilerinden bazılarının isimleri şöyledir:[8]
Şeyh Tusi’nin fıkıh, kelam, tefsir ve rical ilmi olmak üzere İslami ilimler alanında çok sayıda eseri bulunmaktadır. Eserlerinden bazıları günümüze ulaşmamıştır. Ağa Bozork Tahrani Şeyh Tusi’nin eserlerini Nihayeyi Tusi kitabında zikretmiştir.[9]
Şeyh Tusi, Bağdat akılcı ekolünün öncülerindendi ve üstatları Seyyid Murtaza ve Şeyh Mufid’in yolunu devam ettirerek tekamüle ulaştırmıştır. Dini ilimlerin birçok alanında eseri olan Şeyh, Şii bilim dünyasındaki nüfuzu ve çok sayıda öğrenci yetiştirmesi sonucunda Şia âlimlerinin düşüncelerinde büyük bir etki bırakmıştır. Şia fıkıh ve inancında içtihat ve akılcılık yöntemi Şeyh Tusi’nin gayretleri sonucu yaygınlaşmış ve birkaç asırdır süren Ahbarilik yöntemi sona ermiştir.
Selçuklular’ın Bağdat’a saldırısı, ardından Şapur kütüphanesinin yanması ve karışıklıkların çıkması gibi meydana gelen hadiselerden sonra Şeyh Tusi Necef’e hicret ederek ilmi faaliyetlerine orada devam etmeye başlamıştır.
Büyük Necef havzası onun çabaları sonucunda kurulmuştur. Şeyh Tusi Necef ilim havzasındaki eğitim sıkıntılarının giderilmesini ve ders halkalarının yeniden düzenlenmesini sağlamıştır. Şeyh Tusi ile birlikte Bağdat’tan Necef’e gelen veya onun şöhretini duyan birkaç kişi de ona katılmış ve çok geçmeden Necef şehri Teşeyyü’nün ilim ve düşünce merkezi unvanını elde etmiştir. Elbette bir grup, Şeyh Tusi’den önce Necef’te ders ilim halkalarının olduğunu ve Şeyh Tusi’nin sadece Necef ilim havzasının düzen ve istikrarını sağladığını belirtmişlerdir.
Şia fıkıh tarihinde, fıkhi hükümlerin istinbatında (çıkarımlarında) akılcı ve istidlali yöntemi dahil etme genellikle Şeyh Tusi’nin kazanımlarından biri olarak bilinmektedir. Şeyh Tusi’den önce fıkhi düşüncelerde hadisçi yaklaşım egemendi. Şeyh Tusi el-Mebsut kitabında içtihat yönteminden yararlanarak, Usul kaideleri esasınca rivayetlerden hükümlerin istinbatına başladı. Şeyh’in içtihadi yöntemi Şii fıkıh tarihinin seyrinde büyük bir etki bıraktı ve bu yöntem uzun süre rakipsiz olarak Şia fakihlerinin arasında kullanıldı.[10] Şeyh Tusi’den sonra da görüşleri âlimler tarafından kabul görmeye devam etti ve İbn İdris’e (vefat: hicrî 597) kadar da kimse onun görüşlerini eleştirme cesareti bulamadı.[11]
Şeyh Tusi, Tehzibu’l-Ahkam ve el-İstibsar fima İhtelefe mine’l-Ahbar kitaplarında çelişkili rivayetleri bir araya toplamış ve çelişkilerin tevil ve açıklamasına ve bu rivayetlerden çelişkilerin giderilme yöntemlerine ve hükümlerin istinbatına değinmiştir. Karşılaştırmaları fıkıh veya fıkhı mukarin’e dikkat etme, Şeyh Tusi’nin fıkhi düşüncelerinin özelliklerindendir. Şeyh Tusi’nin bu alandaki eseri el-Hilaf fi’l-Ahkam kitabıdır.
Şeyh Tusi et-Tibyan fi Tefsiri’l-Kur’an kitabının yazarıdır. Bu kitap kendisinden sonraki Şii tefsirleri için örnek olmuştur. Et-Tibyan tefsiri, bir Şii âlim tarafından kaleme alınan Kur’an’ın ilk kamil tefsiridir. Şeyh Tusi’nin Şii ve Sünni âlimlerin görüşlerine dikkat etmesi, diğer müfessirlerin görüşünü incelemesi ve eleştirmesi, İslam öncesi Arapların edebi metinlerinden yararlanması, kıraat farklılıkları ve Kur’an lügatleri hakkında bilgiler sunması ve Kur’an ayetlerindeki fıkhi, kelami ve belagat meselelerini zikretmesi, Tibyan tefsirini kendisinden önceki tefsirlerden farklı kılan en büyük özelliklerden bazılarıdır. Şeyh Tusi’den önce yazılan tefsirlerde sadece Kur’an ayetlerinin tefsiri noktasında nakledilen rivayetlerin zikri ile yetiniliyordu.[12]
Şeyh Tusi’nin tefsir yönteminin en önemli özelliği, kendisinden önceki müfessirlerin baştan sona rivayi yaklaşımının aksine, Kur’an tefsirindeki ictihadi ve akılcı yaklaşımıdır. Şeyh Tusi Kur’an ayetlerine istinaden Kur’an-ı insan aklının anlayacağı bir metin olarak bilmekte ve Kur’an’ın sadece hadislerle anlaşılabileceğini belirten hadisleri kabul etmemektedir.[13]
On iki yıl Necef’te yaşayan Şeyh Tusi, hicri 22 Muharrem 460 / 1060 yılında vefat etti. Öğrencileri Hasan bin Mehdi Saliki, Hasan bin Abdulvahid Ayn Zerbi ve Ebu’l-Hasan Lulu ona gusül verdikten sonra evinde toprağa verdiler.[14]
Şeyh Tusi’nin vasiyeti üzerine, İslami ilimler dersleri verilen evi mescide dönüştürüldü. Günümüzde Şeyh Tusi mescidi Necef-i Eşref’in en meşhur mescitlerinden biridir. Mişrak mahallesinde yer alan bu mescit şimdiye kadar birkaç kez restorasyona uğramıştır.[15]