Android
- Siteyi Google Chrome ile açın.
- Sağ üstteki üç nokta menüsüne dokunun.
- “Uygulamayı yükle” veya “Ana ekrana ekle” seçeneğini seçin.
- Yükle diyerek işlemi tamamlayın.
Hace Nasirüddin Tûsî (H. Kameri 597-672), Hicri Kameri yedinci yüzyılın Şii ilahiyatçısı ve filosofudur. Hace Nasir ahlak, mantık, felsefe, kelam, matematik ve astronomi üzerine birçok kitap yazmış ve inceleme yazıları yazmıştır. Nasiri Ahlakı, Evsafu-l Eşraf, Esasü-l İktisab, Şerhü-l İşarat, Tecridü-l İtikat, Camü-l Hisab kitaplarının yanı sıra astronomide Zic İlhanî ve Tezkiretü fi İlmü-l Hey’ete kitaplarıyla da ün kazanmıştır. Ayrıca Mirake Gözlemevi ile birlikte 400.000 ciltten fazla kitap içeren Mirake Kütüphanesini inşa etmiştir.
Nasırüddin Tûsî, Şii kelam ilminde felsefi yöntemin mucidi ve Şii felsefeyi ihya etmiş kişilerden biri olarak kabul edilir. Allame Hilli, İbn-i Meysem Bahrani ve Kutbuddin Şirazi, onun öğrencisi olan büyük Şii alimlerinden bazılarıdır.
Hace Nasirüddin Tûsî olarak bilinen ve tam adı Muhammed bin Muhammed bin Hasan olan Nasirüddin, Hicri Kameri 11 Cemaziye-l Evvel 597 yılında Tus’ta doğdu ve “Tusi” lakabını da doğduğu yerden aldı.[1] Henüz çocukken Kur’an-ı Kerim, Sarf, nahiv ve adap kurallarını öğrendi. Daha sonra babası Kemaleddin Muhammed’den de matematiğin temellerini öğrendi. Daha sonra babasının rehberliğinde Kemaleddin Muhammed’den matematiğin temellerini öğrendi. Ayrıca o zamanın fakihlerinden ve râvilerinden olan babası ve dedesinden fıkıh ve hadis öğrenmiştir.[2] Tüm bunların yanı sıra diğer hocası ise bazı tarihçilere göre ona mantık ve hikmet öğreten amcası Nureddin Ali bin Muhammed Şii’ydi.[3]
Babasının ölümünden sonra Hace Tusi, Tus’dan ayrılarak o zamanlar için alimlerin ve araştırmacıların bir toplanma yeri olan Nişabur’a taşındı[4] Feridü-d Din Damad ile Ebu Ali Sina’nın İşarat “ اشارات” adlı felsefe kitabını ve Kutbuddin el-Mısri ile de Kanun “قانون” adlı tıp kitabını okudu.[5] Ayrıca Siracüddin Kameri, Ebu el-Saadat İsfahani ve benzeri diğer alimlerin de derslerine katıldı. Feridü-d Din Attar ile de görüştü.[6] Tüm bunların yanı sıra birçok bilimde özellikle de matematikte üstün başarısı olan Kemaleddin bin Yunus Musella’nın da öğrencisiydi ve Büyük İmamiye fıkıhçılardan Mısırlı Salim bin Bedran Mazeni Mısri’den de İbn-i Zühre’nin fıkıh esasları içinde yer alan el-Ganiyet adlı kitabının bir kısmını da öğrenmiştir.[7]
Hace Nasirüddin Tûsî, Moğolların İran’ı istilası sonrası özellikle de Horasan bölgesindeki huzursuzluktan sonra bir süre çeşitli şehirlerde göçebe olarak dolaştı. En sonunda da İsmailiyan Kalelerinin hükümdarı Nasirüddin’in daveti üzerine Horasan’daki Kahistan’a yerleşti.[8] Orada Nasirüddin’in isteği üzerine Ebu Ali el-Muskeviyye Razi’nin “تهذیب الاخلاق و تطهیر الاعراق” Tehzibu-l Ahlak ve Tethirü-l Irak adlı kitaplarını Farsça’ya çevirerek kitaba çeşitli konular da katmış ve kitabın adını Ahlak-ı Nasıri olarak değiştirmiştir. Bu kitabın derlenme tarihi H. Kameri 630-632 yıllarıdır.[9] Orada bulunduğu süre boyunca Nasirüddin’in oğlu Mu’inü-l Din onuruna el-Risaletü-l Mu’iniye adında bir kitap yazdı.[10] İsmailiyan Kaleleri Moğol istilalarına karşı dayanabilecek güçteki tek güvenli yer olarak kabul edilir. Horasan ve Nişabur şehirlerinin tamamen Moğolların kontrolünde olduğu bir durumda bu kaleler uzun yıllar direnmiş ve Moğollara teslim olmamıştır.[11]
İsmailiyanların hükümdarı Alâeddin Muhammed lideri, Hace Nasirüddin Tusi’nin Nasirüddin’nin yanında kaldığı haberini aldıktan sonra Hace Nasirüddin’i davet etti. Bunun üzerine Hace Nasirüddin, Nasirüddin ile birlikte Meymun Duz Kalesi’ne gittiler ve İsmailiyan lideri onlara orada özel bir karşılama yaptı. Hace Nasirüddin Tusi, Alâeddin Muhammed’in oğlu Ruknüddin ikinci Moğol istilasında düşmana teslim oluncaya kadar Alamut Kalesinde kaldı.[12]
Hace Nasirüddin Tusi’nin anısına düzenlenen pul
Bazı tarihçiler, Hace Nasirüddin Tusi’nin İsmailiyan Kalelerindeki ikametinin gönüllü olmadığına ve onu buna zorladıklarına inanmaktadır.[13] Ancak Mesamiretü-l Ehbar kitabında Ak Saray-i, Hace Nasirüddin Tusi’nin İsmaililerin yanında mutlak bir vezirliği olduğuna ve böyle bir makama kavuştuğuna inanıyor.[14] Hace Nasirüddin Tusi’nin İsmaililerin yanında zorla tutulduğunu ve kalelerinde hapsedildiğine inananlar, bu iddialarını “شرح اشارات” Şerhü-l İşarat kitabındaki zamanının ve hayatının durumu hakkında dert yandığı meşhur sözlerindeki imaların yorumlanması sonucunda ortaya çıktığını aktarmışlardır.[15]
Hülâgû Han komutasındaki ikinci Moğol istilası üzerine İsmaililer kalelerini onlara teslim etmek zorunda kaldı ve daha sonra Hace Nasirüddin Tusi Hülâgû Han’nın kurduğu mahkemede yargılandı.[16] Seyit Muhsin Emin’e göre Hace Nasirüddin Tusi gayri ihtiyari Hülâgû Han’a katıldı ve işgalci güce karşı direnmenin ne halk tarafından ne de hükümet tarafından mümkün olmadığını gördü. İslami mirasının harap olma tehlikesiyle karşı karşıya olması hasebiyle Moğolları İslam’a davet etti ve sonunda hepsi İslam dinini seçtiler.[17] Hace Nasirüddin Tusi H. Kameri 655 yılında Bağdat’ın fethinde Hülâgû Han ile birlikteydi.[18]
Hace Nasirüddin Tûsî, Hülâgû Han’a Bağdat’ın fethinden sonra yıldız gözlemlerinin yardımıyla ve astronomi bilgisiyle hükümdara gelecekteki olayları, ömrünü ve gelecek nesli hakkında bilgilendirebileceği vadiyle bir rasathane inşa etmesini önerdi.[19] Bu öneri Hülâgû Han tarafından onaylandı ve H. Kameri 657 yılında inşaatına başlandı.[20] Seyit Muhsin Emin’e göre Hace Nasirüddin, Mirake Rasathanesini o zamanın çok sayıda bilim adamı için bir toplanma yeri haline getirdi ve böylece onları öldürülmekten kurtardı. Ayrıca çok sayıda kitabı toplayarak oları muhafaza etmek için büyük çaba sarf etti.[21] Rasathanenin inşası Hace’nin ömrünün sonuna kadar sürdü ve bu gözlemevindeki bilimsel çalışmalar neticesinde elde edilen eser Zicü-l Hani olarak adlandırıldı.[22]
Hace Nasirüddin ayrıca Mirake Rasathanesi civarında büyük bir kütüphane inşa ederek Bağdat, Şam, Musul ve Horasan’dan yağmalanan birçok önemli ve faydalı kitabı da buraya naklettirdi. Nasirüddin Tûsî, ilmî kitapları her nerede bulursa satın alarak ona göndermeleri için memleketin dört bir yanına görevli memurlar göndermiş ve ayrıca kendisi de seyahatlerinde önüne çıkan faydalı bulduğu nadide her kitabı satın alırdı.[23] Bazı tarihçilere göre Mirake Kütüphanesi’nde yaklaşık 400 bin kitap toplanmıştır.[24] Mirake Rasathanesi Kütüphanesinde Çince, Moğolca, Sanskritçe, Asurca ve Arapça gibi çeşitli dillerdeki kitaplar Farsçaya çevrilmiştir. Bu kitaplar böylece pek çok bilim insanı ve araştırmacıların kullanımına sunulmuştur. Rasathane esasında matematik, astronomi ve tabii ilimler gibi dönemin çeşitli bilimlerinin araştırıldığı ve aynı zamanda öğretildiği bir bilim merkezi olarak kullanılıyordu.[25]
Hace Nasirüddin Tûsî, vakfiyelerin ve âlimlerin işlerini tanzim etmek üzere Bağdat’ta iken, H. Kameri 672 yılının 18 Zilhicce günü vefat etmiştir. Vasiyeti üzerine Kazımeyn türbesine defnedildi.[26] Ayrıca mezar taşının üzerinde ilmî özelliklerinden söz edilmemesini ve yalnızca “و کَلبُهُم باسِطٌ ذِراعَیهِ بِالوَصید” [27] meali: “ve köpekleri de ön ayaklarını mağaranın girişinde yerde uzatmıştır.” ibaresinin yer almasını istemiştir.[28]
Hace Nasirüddin Tûsî’nin On iki İmam inancına sahip Şialardan olduğuna dair çok sayıda kanıt bulunmaktadır. Bunlar arasında Tecridü-l İtikat gibi kelam kitaplarının çoğunda on iki imama ve onların masum olmalarının gerekliliğine birçok kez atıfta bulunmuştur.[29] Ayrıca bu konuda yazılmış özel risaleler de vardır. Bunlar arasında “el-Fırkâtü-n Naciyye” (الفرقة الناجیة) ve “Risalete fi-l Hasrü-l Hak Bimekaletü-l İmamiyye” (رسالة فی حصر الحق بمقالة الامامیة), “On İki” (الاثنی عشریة) ve “Risale fi-l İmame” (رسالة فی الإمامة) eserleri de bulunmaktadır.[30] Bunların yanı sıra Hace Nasirüddin’in eserleri listesinde İsmaililerin öğretilerine uygun olarak kendisine atfedilen kitaplar ve risaleler de bulunmaktadır. [Kaynak belirtilmeli] On iki İmamcı Şii bilginler genellikle bu eserlerin Nasirüddin’e atfedilmesini reddetmişlerdir ancak bazı batılı bilginler ve İslam bilimcileri, Nasirüddin’nin İsmaililer arasında geçirdiği süre boyunca dini görüşlerinde bir dönüşüm yaşadığına inanmaktadır.[31] Bazıları da bu eserlere dayanarak İsmailiyan kalelerine sığındıktan sonra geçici olarak onların dinine geçtiğine ve daha sonra On İki İmam Şii dinine döndüğüne inanmaktadır.[32]
Bazı yazarlar, Tûsî’nin On İki İmam’ın bir Şii’si olarak hayatını kurtarmak için takiyye yaptığına ve böylelikle rahatça eserlerini İsmailiyan kalesinde yazdığına inanırlar.[33] Abdullah Nimet, İsmaililerin kaleleri yıkılır yıkılmaz Tusi’nin kendisini On İki İmamcı inancındaki Şiilerden biri ilan ettiğini doğrular.[34]
Sünni bir alim olan İbn-i Teymiyye (H. Kameri 661-728), Bağdat Halifesi’nin Hace Nasirüddin Tûsî’nin emriyle öldürüldüğünü iddia etti;[35] Ancak bazıları da İbn-i Teymiyye’den önceki kaynakları incelediklerinde o kaynaklarda böyle bir şey görmediklerinden bu meselenin doğru olmadığını ve Hace’ye bir iftira olarak yorumlamışlardır. İbn-i Teymiyye’den sonraki kaynakların sonradan böyle bir şeyi getirmiş olmalarına ihtimal vermişlerdir.[36]
Bazı alimler, Bağdat’ın Moğollar tarafından fethi sırasında Hace Nasirüddin Tûsî’nin de orada bulunmasının yağmalama, insanların öldürülmesi gibi vakaların azaltılmasında büyük bir etken olduğuna ve onun desteğiyle birçok âlimin ölümden kurtarıldığına inanmaktadırlar.[37]
Hace Nasirüddin Tûsî, bilimde Ebu Ali Sina’nın denk olarak kabul edilir. İbn-i Sina’nın tıpta lider olması ve Nasirüddin Tûsî’nin de matematikte büyük alim olması farkıyla her ikisi de tarihin büyük bilim insanları arasında kabul edilir. Bazıları Hace Nasirüddin Tûsî’nin, Fahr-i Razi’nin Şerh-i İşarat adlı kitabındaki eleştirilerine karşı İbn-i Sina’yı savunmasının o dönemde felsefenin yeniden canlanmasına yol açtığına inanmaktadır.[38] Hace Nasirüddin Şii kelam ilminde felsefi yöntemin kaşiflerinden biri olarak kabul edilir.[39] Mürteza Mutaharri’ye göre Hace Nasirüddin’den sonraki tüm kelami eserler Tecridü-l İtikat “تجرید الاعتقاد” kitabından etkilenmiştir.[40] Çağımızın bazı araştırmalara göre Hace Nasirüddin Tûsî, bir yandan kendisinden önceki filozof ve bilim adamlarına yorumlayıcı ve tamamlayıcılık görevi üstlenirken diğer bir yandan da kendisinden sonraki alimlere rol model olmuştur.[41]
Hace Nasirüddin Tûsî tüm bu sıfatlarının yanı sıra birçok Müslüman bilgin ve batılı İslam bilimcileri tarafından övgüler almış bir şahsiyettir.[42]
Hace Nasirüddin Tûsî’nin tanınmış büyük öğrencilerinden bazıları şunlardır:
Allame Hilli (H. Kameri 726 yılında vefat etti): Büyük bir Şii fıkıhçı ve ilahiyatçı olan Hilli, Hace Nasirüddin Tûsî’den[43] ilim öğrenmiş ve Hace Nasirüddin Tûsî’nin Tecridü-l İtikat adlı eseri için Keşfü-l Murad adında bir şerh kitabı yazmıştır. Bu kitap, Tecridü-l İtikat eserinin en ünlü şerhlerinden biridir.[44]
İbn-i Meysem Behrani: Şerh-i Nehcü-l Belâga adlı bir şerh kitabının yazarıdır. İbn-i Meysem Behrani ayrıca hekim, matematikçi, ilahiyatçı ve fıkıhçı, Hace Nasirüddin Tûsî’nin yanında bir irfan talebesi olmasının yanı sıra aynı zamanda onun fıkıh hocasıydı.[45]
Kutbuddin Şirazi (Ölümü H. Kameri 710): Hace Nasirüddin Hülâgû Han ile Kazvin’e gittiğinde, Hace Nasirüddin’e eşlik etti. Onunla Mirake’ye gitti ve Hace Nasirüddin Tûsî’nin bilim topluluğuna katıldı. Orada matematik, felsefe ve tıp alanında öğrenim gördü. Hace Nasirüddin Tûsî ona “قطب فلک الوجود” “varoluşun kutbu” diyordu.[46]
Seyit Rukneddin (Hasan bin Muhammed bin Şerefşah Alevi): Hace Nasirüddin Tûsî’nin öğrencilerinden biriydi ve bazı eserleri hakkında şerler kaleme almıtır.[47]
Kemalü-l Din Abdül Rezzak Şeybani Bağdadi (H. Kameri 723-642): İbnü’l-Futi “ابن الفُوَطی،” olarak da bilinen hicri kameri yedinci yüzyıl tarihçisidir. Ayrıca eserleri arasında Mu’accebü-l Adab “معجم الآداب»” ve Hevadisü-l Cami’a “حوادث الجامعه»” adlı kitapları yer almaktadır. Mirake Rasathanesi ve Kütüphanesi’nin kütüphanecisiydi. Hayatının sonraki dönemlerinde Mustensiriye Kütüphanesi’nde bu mesleğini devam ettirdi.[48]
Emadü-l Din Harbuyi (H. Kameri 728-643): İbnü’l-Hawam “ابن الخوّام” olarak da bilinen, Zamanının aritmetik ve tıp alanında bir lideriydi. “Hesap Kurallarında İnancının Yararları” “فوائد بهائیه فی قواعد حسابیه»” ve “Tıp İlmine Giriş” adlı kitapları günümüze ulaşmıştır.[49]
Ana madde: Hace Nasirüddin Tûsî’nin Tüm Eserlerinin Listesi
Hace Nasirüddin Tûsî’nin çeşitli konularda yazdığı kitaplar ve risale gibi eserlerinin 184’den fazla konu başlığına sahip olduğu belirtilmektedir.[50] Bu konuda araştırma yapmış akademisyenlerden bazıları İsmaililerin kalelerindeki zorlu yaşam koşulları nedeniyle çoğu kitaplarının kötü şartlar altında yazıldığını görüşündedir. [Alıntı gerekli] Hace Nasirüddin Tûsî’nin, Şerhü-l İşarat girişinde kitabı yazarken yaşadığı büyük ıstırabı ve artan üzüntüsünü de yazmıştır.[51]
Hace Nasirüddin Tûsî’nin eserlerinden bazıları şöyle sıralanmaktadır:
Tecridü-l İtikat (تجرید الاعتقاد): Bu kitap, derlendiği günden itibaren Şii medreselerinde kelam ilmi alanında okutulan kitaplardan biri olmuştur.[52] Hace Nasirüddin Tûsî, bu kitapta kelam ilmini felsefe ile öğretmiş ve kelami meseleleri felsefe yoluyla bir şekilde çözmüştür.[53]
Esasü-l İktibas (اساس الاقتباس): Bu kitap mantık bahsini ele almaktadır ve Farsça yazılmıştır.[54] Bazıları bu kitabı Ebu Ali Sina’nın Şifa kitabının mantık bölümünden sonra bu konuda yazılmış en önemli kitap olarak kabul etmektedir.[55]
Ebu Ali Sina’nın El-İşarat ve-l Tenbihat Kitabının Şerhi: Bu kitap Maşşa Hikmeti “حکمت مَشّاء” dersinin ders kitaplarından biridir.[56]
Nasir-i Ahlakı (اخلاق ناصری): İbn-i Muskeviyye’nin Teharü-l Irak kitabının ilavelerle çevirdiği eseridir.[57]
Başlangıç ve Bitiş (آغاز و انجام): Bu kitap mebda, mead, cennet, cehennem ve kıyamet ile ilgili hususların irfan-i bir şekilde ele alındığı konular hakkındadır.[58]
Tahrir Usul Oklidus (تحریر اصول اقلیدس): Bu kitap Milattan önce 300 yıllarında ünlü bir Yunan matematikçi ve astronom olan Euclid (Öklid) tarafından yazılmış bir kitaptır ve matematikçilerin ders kitaplarından biridir.[59] Hace Nasirüddin Tusî, bu kitabın önceki tercümelerini incelemiş ve aralarındaki karşılaştırmaya dayanarak bu eseri yeniden derleyerek yazmıştır. Ayrıca kitabı açıklayarak içerisine başka formlar ve önermeler de eklemiştir.[60]
Zic İlhanî (زیج ایلخانی): Yıldızlarla gök cisimlerinin durumlarının ve hareketlerinin gözlenerek tespit edilerek kaydedildiği bir kitaptır.
El-Tezkiretü fi İlmü-l İlahiye (التذکرة فی علم الهیئة) Hacı Halife’ye göre bu kitap, fenni meselelerinin ve bununla ilgili kanıtların bir özetidir.[61]