وَمِن کتابٍ لَهُ عَليهِ السَّلامُ
إلى أبي مُوسَى الاْشْعَري جَوابآ في أمْرِ الْحَکَمَيْنِ، ذَکَرَهُ سَعيدُ بْنُ يَحْيَى الأُمَوي في کِتابِ «المَغازي»
فَإِنَّ النَّاسَ قَدْ تَغَيَّرَ کَثِيرٌ مِنْهُمْ عَنْ کَثِيرٍ مِنْ حَظِّهِمْ، فَمَالُوا مَعَ الدُّنْيَا، وَنَطَقُوا بِالْهَوَى. وَإِنِّي نَزَلْتُ مِنْ هَذَا الْأَمْرِ مَنْزِلاً مُعْجِباً، اجْتَمَعَ بِهِ أَقْوَامٌ أَعْجَبَتْهُمْ أَنْفُسُهُمْ، وَأَنَا أُدَاوِي مِنْهُمْ قَرْحاً أَخَافُ أَنْ يَکُونَ عَلَقاً. وَلَيْسَ رَجُلٌ ـفَاعْلَمْ ـ أَحْرَصَ عَلَى جَمَاعَةِ أُمَّةِ مُحَمَّدٍ صلى الله عليه و آله و سلم وَأُلْفَتِهَا مِنِّي، أَبْتَغِي بِذَلِکَ حُسْنَ الثَّوَابِ، وَکَرَمَ الْمَآبِ. وَسَأَفِي بِالَّذِي وَأَيْتُ عَلَى نَفْسِي، وَإِنْ تَغَيَّرْتَ عَنْ صَالِحِ مَا فَارَقْتَنِي عَلَيْهِ، فَإِنَّ الشَّقِيَّ مَنْ حُرِمَ نَفْعَ مَا أُوتِيَ مِنَ الْعَقْلِ، وَالتَّجْرِبَةِ، وَإِنِّي لَأَعْبَدُ أَنْ يَقُولَ قَائِلٌ بِبَاطِلٍ، وَأَنْ أُفْسِدَ أَمْراً قَدْ أَصْلَحَهُ اللهُ. فَدَعْ مَا لاتَعْرِفُ، فَإِنَّ شِرَارَ النَّاسِ طَائِرُونَ إِلَيْکَ بِأَقَاوِيلِ السُّوءِ، وَالسَّلامُ.
Ebu Musa el-Eş’arî’nin hakemeyn konusundaki mektubuna cevap olarak yazdığı mektubudur. Said b. Yahya el-Emevî, “Kitabu’lMeğazi”sinde zikreder:
İnsanların pek çoğu nasiplerinden mahrum kaldı, dünyaya meyledip hevalarından konuştular. Ben, bu işte tuhaf bir menzilde konakladım; kendilerini beğenmiş bir toplum da orada toplandı. Ben, onların kana bulanmasından korkulan yaralarını tedavi etmek istiyorum. Muhammed (s.a.a) ümmetinin birliğini, uzlaşmasını benden daha çok isteyen hiç kimse yoktur; bununla da güzel bir karşılık ve güzel bir yer ummaktayım. Her ne kadar ayrılırken sahip olduğun liyakati kaybetmiş olsan da kendi adıma söz verdiğim şeye vefa göstereceğim.
Kötü kişi, aklın ve tecrübenin getirdiği faydadan mahrum kalan kişidir. Allah’ın ıslah ettiği bir işi bozmam, söyleyenin söylediği batıl söze tahammül edemem. Bilmediğin şeyi bırak; çünkü insanların en şerlileri, bu kötü sözlerle sana doğru koşar. Ve’s-Selâm.
(Ebû-Mûsâ’l-Aş’ari’nin, hakem olarak gittiği yerden yazdığı mektuba cevapları:) (Bu mektubu Said b. Yahyâ’l-Emevî “Kitâb’ül- Magaazî”sine almıştır.)
Gerçekten de insanların çoğu, hakka yardım edip kazanacakları ebedî saâdeti dünya malına değişmiştir; onlar dünyâya meyletmişlerdir, hevâ ve heveslerine uyup söz söylemişlerdir.
Ben bu işte, şaşılacak bir konağa kondum; orada nefisleri, onları şaşılacak bir hale düşürmüş bir toplum da geldi toplandı. Ben onların kan kesilip pıhtılaşacak yaralarını onarmak istiyorum. Bil ki, Allah’ın salâtı O’na ve soyuna olsun Muhammed ümmetine benden daha düşkün olan, onların uzlaşmalarını benden daha fazla isteyen biri yoktur; bununla da iyi bir sevâba, gidilecek güzel bir yere nâil olmayı ummaktayım. Söz verdiğim şeye vefâ edeceğim, fakat sen, benden iyi, temiz bir hâlde ayrılmıştın; bu hâli bozarsan bil ki kötü kişi, aklın, tecrübenin kendisine verdiği faydayı kendisine harâm eden kişidir. Verilen hüküm gerçek de doğru olursa onu bozmam; Allah’ın düzene soktuğu bir işi ifsât etmem.
Bilmediğin, tanımadığın sözlere kulak asma; çünkü insanların kötüleri, sana kötü sözlerle kanat açıp uçanlar, o kötü sözlerle sana gelip konanlardır vesselâm.