وَمِن کتابٍ لَهُ عَليهِ السَّلامُ
إلَى الْعُمّالِ الَّذينَ يَطَأُ الْجَيشُ عَمَلَهُمْ
مِنْ عَبْدِ اللهِ عَلِيٍّ أَمِيرِ الْمُوْمِنِينَ إِلَى مَنْ مَرَّ بِهِ الْجَيْشُ مِنْ جُبَاةِ الْخَرَاجِ وَعُمَّالِ الْبِلادِ. أَمَّا بَعْدُ، فَإِنِّي قَدْ سَيَّرْتُ جُنُوداً هِيَ مَارَّةٌ بِکُمْ إِنْ شَاءَ اللهُ، وَقَدْ أَوْصَيْتُهُمْ بِمَا يَجِبُ لِلَّهِ عَلَيْهِمْ مِنْ کَفِّ الْأَذَى، وَصَرْفِ الشَّذَى، وَأَنَا أَبْرَأُ إِلَيْکُمْ وَإِلَى ذِمَّتِکُمْ مِنْ مَعَرَّةِ الْجَيْشِ، إِلاَّ مِنْ جَوْعَةِ الْمُضْطَرِّ، لا يَجِدُ عَنْهَا مَذْهَباً إِلَى شِبَعِهِ، فَنَکِّلُوا مَنْ تَنَاوَلَ مِنْهُمْ شَيْئاً ظُلْماً عَنْ ظُلْمِهِمْ، وَکُفُّوا أَيْدِيَ سُفَهَائِکُمْ عَنْ مُضَارَّتِهِمْ، وَالتَّعَرُّضِ لَهُمْ فِيمَا اسْتَثْنَيْنَاهُ مِنْهُمْ. وَأَنَا بَيْنَ أَظْهُرِ الْجَيْشِ فَارْفَعُوا إِلَيَّ مَظَالِمَکُمْ، وَمَا عَرَاکُمْ مِمَّا يَغْلِبُکُمْ مِنْ أَمْرِهِمْ، وَمَا لا تُطِيقُونَ دَفْعَهُ إِلاَّ بِاللهِ وَبِي، فَأَنَا أُغَيِّرُهُ بِمَعُونَةِ اللهِ، إِنْ شَاءَ اللهُ.
Ordunun sefer güzergâhı üzerindeki yerlerin vali ve sorumlularına yazmış olduğu mektup:
Allah’ın kulu, Müminlerin Emiri Ali’den ordunun geçeceği yerlerdeki valilere, zekât ve haraç memurlarına…
…İdare etmekte olduğunuz yerlerden inşaallah geçecek olan bir ordu gönderiyorum. Onlara, insanlara eziyet etmekten, kötülük yapmaktan kaçınmak gibi Allah’ın farz kıldığı şeyleri tavsiye ettim.
Ben nezdinizde, yaptığınız biat sebebiyle ordunun size ve zimmetiniz altında bulunanlara yapacağı kötülüklerden uzağım. Ancak aç kalan askerin, açlığını gidermeye başka bir yol bulamaması hâlinde, açlığını giderecek kadar bir şey yemesi caiz görülebilir.
Onların zulmederek bir şey almaları hâlinde, kendilerini cezalandırın, idareniz altındaki sefih kişilerin de askere zarar vermelerine engel olun. Ben de ordunun içinde olacağım; ordudan bir zulüm, haksızlık görür de onlara karşı koymakta acze düşer, Allah’tan ve benden başkasının yardımından
ümit keserseniz, o işi bana havale edin. İnşallah, Allah’ın yardımıyla bu durumu ben değiştiririm.
Ordunun geçeceği yerlerdeki vâlilere ve malmemurlarına:
(Hamd ü senâ ve salât ü selâmdan) Sonra bilin ki Allah dilerse hükmünüz altında bulunan yerlerden geçecek olan orduyu gönderiyorum; halka eziyet etmemeleri, kötülükte bulunmamaları hakkında Allah’ın onlara vâcip ettiği şeyleri tavsiye ettim; artık ben, onlardan sorumlu olamam; sizin idârenize bıraktım onları; ancak açlık dolayısıyla askerden zor durumda kalanlar, doyacakları kadar bir şey yerlerse bu, câiz görülebilir. Onların, halkın malına el uzatarak zulümde bulunmalarına, idâreniz altında bulunan kötü kişilerin de, dediğim zorluk müstesnâ, askere karşı durmalarına engel olun; ben de ordunun içindeyim. Arkadan ben de gelmekteyim. Ordudan bir zulüm, bir haksızlık görürseniz onları idârede acze düşer, Allah’tan ve benden başkasının yardımından ümit keserseniz bana şikâyette bulunun, Allah dilerse, onun yardımıyla buna ben engel olurum.