وَ مِنَ الْکَلَام لَه (عليه السلام)
فِي الزُّهْدِ
أَيُّهَاالنَّاسُ، آلزَّهَادَةُ قِصَرُ الْأَمَلِ، وَ الشُّکْرُ عِنْدَ [عن] النِّعَمِ، وَ التَّوَرُّعُ عِنْدَ آلْـمَحَارِمِ، فَإِنْ عَزَبَ ذلِکَ عَنْکُمْ فَلاَ يَغْلِبِ آلْحَرَامُ صَبْرَکُمْ، وَ لاَ تَنْسَوْا عِنْدَالنِّعَمِ شُکْرَکُمْ، فَقَدْ أَعْذَرَ اللهُ إِلَيْکُمْ بِحُجَجٍ مُسْفِرَةٍ ظَاهِرَةٍ، وَ کُتُبٍ بَارِزَةِ آلْعُذْرِ وَاضِحَةٍ.
Hz. Ali, züht hakkında şöyle buyurmaktadır:
Ey insanlar! Zahitlik; emelleri kısaltmak, nimetlere şükretmek, haramlardan uzak olmakla olur. Eğer bunu elde edemezseniz, en azından haramlar sabrınızı yenmesin. Nimetlere eriştiğinizde şükretmeyi unutmayınız. Allah açık delilleri ve aşikâr kitapları sayesinde sizlere bir özür kapısı açık bırakmamıştır.
Ey insanlar, zahitlik, az ummaktır; nimetler elde edilince şükretmektir; haramlardan çekinmektir. Olmayacak ümitlerden, erişilmeyecek isteklerden vazgeçerseniz, bunlar sizden uzaklaşırsa haram da sabrınıza üst olamaz. Nimetlere ulaşınca şükretmeyi unutmayın. Gerçekten de Allah size, apaydın, apaçık delillerle özür dilemenizi bildirmiştir; özür dilenmesi aydınlanmış, görüp duran kitapla bunu anlatmıştır.