وَ مِنَ الْکَلَام لَه (عليه السلام)
وَذلِکَ حِيْنَ مَنَعَهُ سَعِيْدُ بْنُ العَاصِ حَقَّهُ
إِنَّ بَنِي أُمَيَّةَ لَيُفَوِّقُونَنِى تُرَاثَ مُحَمَّدٍ صَلَّى اللّه عَلَيْهِ وَ آلِهِ تَفْوِيقآ، وَاللّهِ لَئِنْ بَقِيتُ لَهُمْ لَأَنْفُضَنَّهُمْ نَفْضَ اللَّحَّامِ الْوِذَامَ التَّرِبَةَ!
H. 33 yılında Osman zamanında Said b. As İmam’ın kesin hakkına ekonomik zorluklar bahanesiyle el koyunca Hz. Ali şöyle buyurdu:
Ümeyyeoğulları devenin sütünün azar azar sağılması gibi Muhammed’in mirasını da bana azar azar vermekte. Allah’a andolsun, eğer kalırsam, kasabın düşüp toza toprağa bulanan ciğeri, bağırsağı arıttığı gibi, ben de onları yere vurup arıtacağım.
Gerçekten de Umeyyeoğulları, Muhammed sallallahu aleyhi ve âlihî’nin mîrasını bana, devenin sütünü zaman zaman, azar azar sağdıkları gibi bölük pörçük vermede. Andolsun Allah’a, sağ kalırsam onları ben de kasabın, yere düşen, toza toprağa bulanan ciğeri, bağırsağı yere vurup arıttığı gibi yere vurup arıtacağım.