Şam ordusu tam bozguna uğramak üzereyken Amr b. As’ın Kur’-ân’ı mızrakların ucuna takma hilesiyle son anda kurtuldu. Hz. Ali ashabını defalarca bu hileye karşı uyardıysa da fayda etmedi. Bunun üzerine Hz. Ali hilekâr Şam ordusuyla savaşmaktan üşenen ashabını kınayarak Allah’a hamdüsenadan ve Peygamber-i Ekrem’e salât-u selâmdan sonra şöyle buyurdu:
Ey Irak halkı, siz uzun hamilelik dönemini geçirdikten sonra düşük yapmış, çocuğunu dünyaya ölü getirmiş, (sonra) kocası vefat etmiş, böylece uzun müddet dul kalmış (kocası ve oğlu olmadığı için de) malına en uzak-yabancı kimse mirasçı olmuş kadına benziyorsunuz. Ama bilin ki, Allah’a yemin olsun ben size isteyerek gelmedim. (Cemel Savaşı’nda Hicaz ordusu yeterli olmadığı için) çaresiz kaldım da geldim size.
(Daha sonra da Şam ordusuyla savaş meselesi ortaya çıkınca yine aranızda kalmaya mecbur oldum.) Duyduğuma göre diyormuşsunuz ki “Ali yalan söylüyor.” Allah sizi öldürsün.
Kimin üzerine yalan atıyorum? Allah’ın mı? Ben ki Allah’a ilk iman edenim! Yoksa Peygamber’in üzerine mi yalan atıyorum? Ben ki onu ilk tasdik edenim! Hayır, Allah’a andolsun ki bu (yalan zannettiğiniz), sizin yabancı olduğunuz ve ehli de olmadığınız bir dildir.
Anneniz yasınıza otursun, eğer kapasiteniz varsa ben (ilim ve hikmeti) bedava ölçüp verdim size… “Gelecekte bu dediklerimin hakikatini mutlaka bileceksiniz.”1
…
1- Sad/88