وَمِن خُطبَةٍ لَهُ عَليهِ السَّلامُ
خَطَبَها بِذيقارٍ وَهُوَ مُتَوَجِّهٌ إلَى الْبَصْرَةِ
ذَکَرَهَا الْواقِدي في کِتابِ «الْجَمَلِ».
فَصَدَعَ بِمَا أُمِرَ بِهِ، وَ بَلَّغَ رِسَالاتِ رَبِّهِ، فَلَمَّ آللّهُ بِهِ آلصَّدْعَ، وَ رَتَقَ بِهِ آلْفَتْقَ، وَ أَلَّفَ بِهِ آلشَّمْلَ بَيْنَ ذَوِي آلْأَرْحَامِ، بَعْدَ آلْعَدَاوَةِ آلْوَاغِرَةِ فِي آلصُّدُورِ، وَ آلضَّغَائِنِ آلْقَادِحَةِ فِي آلْقُلُوبِ.
Hz. Ali bu hutbeyi Zî-Gar bölgesinde, H. 36 yılında Basra’ya giderken irad etmiştir:
(Peygamber) Emrolunduğu şeyi açıklayıp Rabbinin risaletini tebliğ etti. Allah onun vesilesiyle ayrılıkları birleştirdi ve gedikleri kapadı. Kalpleri dolduran, göğüslerde gizlenen ve kini alevlendiren yakınlar arasındaki düşmanlığı onunla giderdi ve onları birbiriyle uzlaştırdı.
Vâkıdî’nin “Kitâb’ül-Cemel”de zikrettiği gibi Basra’-ya giderlerken Zikaar’daki hutbelerinde buyurdular ki:
Emredildiği şeyi açıkladı, bildirdi; Rabbinin elçiliğini yaptı, hükümlerini tebliğ etti. Allah önceki toplulukların gediğini onunla onardı, ayrılığı onunla birleştirdi; gönülleri hırsla dolduran, kalplerde gizlenen kini alevleyen, yakan düşmanlıktan sonra yakınların arasını onunla uzlaştırdı.