وَمِن کلامٍ لَهُ عَليهِ السَّلامُ
فِي ذِکْرِ السّائِرينَ إلَى الْبَصْرَةِ لِحَرْبِهِ (عليه السلام)
فَقَدِمُوا عَلَى عُمَّالِي وَ خُزَّانِ بَيْتِ مالِ آلْمُسْلِمِينَ آلَّذِي فِي يَدَيَّ، وَعَلَى أَهْلِ مِصْرٍ، کُلُّهُمْ فِي طَاعَتِي وَ عَلَى بَيْعَتِي؛ فَشَتَّتُوا کَلِمَتَهُمْ، وَأَفْسَدُوا عَلَيَّ جَمَاعَتَهُمْ، وَ وَثَبُوا عَلَى شِيعَتِي، فَقَتَلُوا طَائِفَةً مِنْهُمْ غَدْراً؛ وَ طَائِفَةٌ عَضُّوا عَلَى أَسْيَافِهِمْ، فَضَارَبُوا بِهَا حَتَّى لَقُوا آللّهَ صَادِقِينَ.
Kendisiyle savaşmak için Basra’ya gidenler hakkında şöyle demiştir:
Elimde olan beytülmalın hazinedarlarına, görevlilerine ve tümü bana itaat ve biat etmiş olan şehir halkına saldırdılar. Birliklerini bozup topluluklarını aleyhimde bozgunculuğa sevkettiler. Taraftarlarıma saldırıp bir kısmını hileyle öldürdüler. Bir kısmı da onlara kılıçlarıyla karşı çıktı, doğrular olarak Allah’a kavuşuncaya değin direnişte bulundular.
Cemel savaşından önce Basra’ya gidenler hakkında Elimde, hükmümde olan Müslümanların beytülmâline, onun memurlarına, hepsi de bana itâat eden, bana biat etmiş bulunan şehir halkına musallat oldular. Onların birliğini bozdular, topluluklarını dağıttılar. Şiam’a saldırdılar; bir bölüğünü zulümle, hıyanetle öldürdüler; bir bölüğü, kılıçlarına karşı durdu, onlarla dövüştü; onlar da gerçeklikle Allah’a ulaştılar.