وَمِن کلامٍ لَهُ عَليهِ السَّلامُ
وَآللهِ مَا مُعَاوِيَةُ بِأَدْهَى مِنِّي، وَلکِنَّهُ يَغْدِرُ وَيَفْجُرُ. وَلَوْ لا کَرَاهِيَةُ آلْغَدْرِ لَکُنْتُ مِنْ أَدْهَى آلنَّاسِ، وَلکِنْ کُلُّ غُدَرَةٍ فُجَرَةٌ، وَکُلُّ فُجَرَةٍ کُفَرَةٌ. «وَلِکُلِّ غَادِرٍ لِوَاءٌ يُعْرَفُ بِهِ يَوْمَ آلْقِيَامَةِ».
وَآللهِ مَا أُسْتَغْفَلُ بِالْمَکِيدَةِ، وَلا أُسْتَغْمَزُ بِالشَّدِيدَةِ.
Bu hutbe H. 38 yılında Siffin savaşından sonra irad edilmiştir:
Allah’a andolsun ki, Muaviye, benden daha dahi değildir. O, hıyanet eder ve yalan söyler. Hıyanetin kötülüğü olmasaydı, ben de insanların en dâhisi olurdum. Her hıyanet yalandır, her yalan da bir çeşit hakkı gizlemektir. “Her hıyanet edenin kıyamet gününde kendisiyle tanınacağı bir bayrağı vardır.”
Vallahi onların tuzakları beni gafil avlamaz ve ben zorluklarda asla zayıflığa düşmem.
Muâviye hakkında
Andolsun Allah’a ki Muâviye, benden daha akıllı, benden daha dâhî değildir; fakat o gadretmede, kötü işler işlemededir. Gadrin kötülüğü olmasaydı ben de halkın en dâhisî olurdum. Fakat her gadirde bir zulüm vardır, her zulümde bir küfür mevcuttur. Gadredenin bir bayrağı olur ki kıyâmet gününde onunla tanınır, bilinir.1
Andolsun Allah’a ki ben gadirden gaflette değilim. Onların zulmünü onlardan yeğ bilirim; fakat göz yumarım, kimse beni, çetin işlerde bile kötülüğe götüremez; direnir, dayanırım.
…
1 – “Her gadredenin bir bayrağı vardır; kıyâmet günü onunla tanınır, bilinir.” (Hadis, Câmi’, 2, s.104).