وَ مِنَ الْکَلَام لَه (عليه السلام) فِي مِثْلِ ذلِکَ
اَرْضُکُمْ قَرِيبَةٌ مِنَ الْماءِ، بَعِيدَةٌ مِنَ السَّماءِ. خَفَّتْ عُقُولُکُمْ، وَ سَفِهَتْ حُلُومُکُمْ، فَاَنْتُمْ غَرَضٌ لِنابِلٍ، وَ اُکْلَةٌ لاَکِلٍ، وَ فَريسَةٌ لِصائِلٍ
Basra ve ehlini kınamaktadır:
Topraklarınız suya (denize) yakın, (ya deniz seviyesinin altında olduğu için ya da şehir ehlinin kötü ahlâkından dolayı); ama göklere uzaktır. Aklınız hafif, hilminiz gereksiz/yersizdir. (Dolayısıyla da) Atıcılar için hedef, yiyiciler için lokma ve saldırganlar için bir avsınız.
(Basralılar hakkında buyurmuşlardır ki):
Yeriniz suya yakın, gökten uzak. Akıllarınız az, tedbirleriniz bozuk. Her ok atan size atar; her yiyen sizi yutar, her saldıran sizi paralar.