وَ مِنَ الْکَلَام لَه (عليه السلام)
کُنْتُمْ جُنْدَ الْمَرْاَةِ، وَ اَتْباعَ الْبَهيمَةِ؛ رَغا فَاَجَبْتُمْ، وَ عُقِرَ فَهَرَبْتُمْ. اَخْلاقُکُمْ دِقَاقٌ، وَ عَهْدُکُمْ شِقَاقٌ، وَ دِينُکُمْ نِفَاقٌ، وَ مَاؤُکُمْ زُعَاقٌ، وَ الْمُقِيمُ بَيْنَ اَظْهُرِکُمْ مُرْتَهَنٌ بِذَنْبِهِ، وَ الشّاخِصُ عَنْکُمْ مُتَدارَکُ بِرَحْمَةٍ مِنْ رَبِّهِ، کَاَنِّي بِمَسْجِدِکُمْ کَجُؤجُؤِ سَفينَةٍ قَدْ بَعَثَ اللّهُ عَلَيْهَا الْعَذابَ مِنْ فَوْقِها وَ مِنْ تَحْتِها، وَ غَرِقَ مَنْ فِي ضِمْنِها.
Hz. Ali, Cemel Savaşı’nda galib gelip Basra’yı ele geçirince şehrin merkez camisinde kıldırdığı ilk Cuma namazı hutbesinde halka şöyle buyurdu:
Bir kadının (Aişe’nin) ordusu oldunuz, bir hayvana (Aişe’nindevesine) uydunuz. (Devesi) Bağırdı, koştunuz; öldürüldüğünde de kaçtınız. Ahlâkınız kötülük, ahdiniz ayrılık, dininiz nifak, suyunuz tuzludur. Sizinle yaşayan günahının cezasına düçardır. Sizden ayrılan Rabbin rahmetine ermiştir.
Mescidiniz sanki denizde yüzen bir gemi gibi… Allah da azap olarak üstten yağmur yağdırmada, alttan dalgalar denizi coşturmada ve içindeki herkes boğulmaktadır.
(Diğer bir rivayet:)
Andolsun Allah’a şehriniz batacaktır. Hatta ben mescidinizi denizde bir gemi veya denizin ortasında çırpınan bir kuş gibi görüyorum…
(Diğer bir rivayet:)
Mescidiniz büyük bir denizin dalgaları arasında yüzen bir kuş gibidir.
(Başka bir rivayet:)
Şehriniz Allah’ın beldeleri içinde toprağı en pis kokanı, suya en yakını, göğe en uzağıdır. Şerrin onda dokuzu buradadır.
İçinizde olan günaha düçardır. Sizden ayrılan Allah’ın affına kavuşur. Bu beldenizi sanki suyun üzerini kaplamış gibi görüyorum. Hatta mescidin en yüksek yeri dışında olan bir şey görünmüyor. Sanki denizin coşkun dalgaları arasında çırpınan bir kuş gibidir.
(Cemel savaşından sonra Basralıları toplayıp namaz kıldırdılar; sonra Allah’a ham-ü senâ ve Rasûlüne ve soyuna salavât ihdâ ederek buyurdular ki):
Siz bir kadının ordusu oldunuz; bir hayvana uydunuz. Bağırdı, koştunuz, öldürüldü, korkup kaçtınız.1 Huylarınız kötülük, suyunuz tuzlu ve acı. Aranızda oturan suça batmıştır; sizden ayrılan, Rabbinin rahmetine ermiştir. Mescidinize bakıyorum da görüyorum sanki; sular üstünde bir gemi gibi; Allah, üstünden azâp olarak yağmur yağdırmada; altından dalgalar köpürüp coşmada; içinde kim varsa gark olup gitmede.2
(Bir başka rivayette):
Andolsun Allah’a ki bu şehriniz gark olacak; hattâ ben şehrin mescidini görüyorum: Denizde bir gemiye dönmüş; yahut denizin ortasında yüzen bir kuş olmuş.
…
1 – Kadından maksatları, Âişe’dir; onu, “Asker” adını taktıkları kızıl donlu bir deveye bindirmişlerdi ve en şiddetli savaş, devenin çevresinde oluyordu.
2 – Basra’yı bir kere, Abbasoğulları’ndan El-Kaadir-billâh zamanında (381-422 H. 991-1031), bir kere de El-Kaaim bi- emrillâh zamanında (422- 467 H. 1031-1074) su bastı; bütün şehir sulara gark oldu; ancak yüksek bir yerde bulunan câmi, suyun ortasında kaldı. Bu su basma keyfiyeti, Fars denizinin kabarıp coşmasından ve dağlardan sel gelmesi yüzünden oldu. Şimdiki Basra, bir başka yere kuruldu. Rivâyet ederler ki bu sözlerden sonra, maksadım öğüt almanızdır buyurup gönüllerini almışlardır.