وَقَالَ عَلَيهِ السَّلَامُ
وروي أنه (عليه السلام)، قلما اعتدل به المنبر، إِلا قال أمام الخطبة:
أَيُّهَا النَّاسُ، اتَّقُوا آللّهَ فَمَا خُلِقَ آمْرُؤٌ عَبَثاً فَيَلْهُو، وَ لاَ تُرِکَ سُدًى فَيَلْغُو وَمَا دُنْيَاهُ آلَّتي تَحَسَّنَتْ لَهُ بِخَلَفٍ مِنَ آلاْخِرَةِ آلَّتِي قَبَّحَهَا سُوءُ النَّظَرِ عِنْدَهُ، وَ مَا آلْمَغْرُورُ آلَّذِي ظَفِرَ مِنَ آلدُّنْيَا بِأَعْلَى هِمَّتِهِ کَالآخَرِ آلَّذِي ظَفِرَ مِنَ آلآخِرَةِ بِأَدْنَى سُهْمَتِهِ.
İmam (a.s) minbere oturduğunda genellikle her hutbeden önce şöyle buyuruyordu:
Ey insanlar, Allah’tan korkun; hiç kimse oynasın diye boşuna yaratılmamış, boş işler yapsın diye kendi hâline terk edilmemiştir. Kendini insan için güzel gösteren dünya, kötü bakışın çirkin gördüğü ahiretin yerini alamaz. Bütün gayretiyle dünyada yüce makamlara erişen mağrur kimse, ahiretten en küçük bir nasip elde eden kimse gibi değildir.