رُوِيَ أَنَّهُ (عليه السلام) رُفِعَ إِلَيْهِ رَجُلانِ سَرَقَا مِنْ مَالِ اللَّهِ أَحَدُهُمَا عَبْدٌ مِنْ مَالِ اللَّهِ وَ الاْخَرُ مِنْ عُرُوضِ النَّاسِ
فَقَالَ عَليهِ السَّلامُ
أمَّا هذَا فَهُوَ مِنْ مَالِ آللّهِ وَلاَ حَدَّ عَلَيْهِ، مَالُ آللّهِ أَکَلَ بَعْضُهُ بَعْضاً؛ وَ أَمَّا الاْخَرُ فَعَلَيْهِ آلْحَدُّ آلشَّدِيدُ فَقَطَعَ يَدَهُ.
Beytu’l-Maldan hırsızlık yapan iki kişiyi Hz. Ali’nin (a.s) yanına getirdiler; onlardan birisi beytülmalden olan bir köle idi; diğeri ise halkın kölelerinden idi. İmam (a.s) onların hakkında şöyle
buyurdu:
Bu (köle) beytümaldendir, ona had uygulanmaz; zira beytülmalden olan, Allah’ın malı olandan bir miktarını yemiştir. Ama diğerine gelince, ona şiddetli bir had uygulayın. Sonra onun elini kesti.