وَ قَالَ عَليهِ السَّلامُ
النَّاسُ فِي آلدُّنْيَا عَامِلاَنِ: عَامِلٌ عَمِلَ فِي آلدُّنْيَا لِلدُّنْيَا، قَدْ شَغَلَتْهُ دُنْيَاهُ عَنْ آخِرَتِهِ، يَخْشَى عَلَى مَنْ يَخْلُفُهُ آلْفَقْرَ وَ يَأْمَنُهُ عَلَى نَفْسِهِ فَيُفْني عُمُرَهُ فِي مَنْفَعَةِ غَيْرِهِ، وَ عَامِلٌ عَمِلَ فِي آلدُّنْيَا لِمَا بَعْدَهَا، فَجَاءَهُ آلَّذِي لَهُ مِنَ آلدُّنْيَا بِغَيْرِ عَمَل، فَأَحْرَزَ آلْحَظَّيْنِ مَعاً، وَ مَلَکَ آلدَّارَيْنِ جَمِيعاً، فَأَصْبَحَ وَجِيهاً عِنْدَ آللّهِ، لاَ يَسْأَلُ آللّهَ حَاجَةً فَيَمْنَعُهُ.
İnsanlar dünyada amel açısından iki kısımdır: Birisi, dünyada dünya için çalışır ve dünya onu ahiretten alı koyar. O geride bırakacaklarının fakirliğinden korkar, ama kendisinin (kıyamet gününün) fakirliğinden güvendedir, böylece ömrünü başkalarının menfaati için geçirir. Diğeri ise dünyadan sonrası için amel eder, kendini zahmete atmadan dünyadaki nasibi kendisine gelir, böylece her iki nasibini de elde eder, her iki dünyaya sahip olur, Allah katında değer kazanır ve Allah’tan istediği hiçbir haceti geri çevrilmez.