وَ مِنْ خُطْبَةٍ لَهُ (عليه السلام)
بَعْدَ التَّحْکِيمِ وَ ما بَلَغَهُ مِنْ أمْرِ الْحَکَمَيْنِ، وَ فِيها حَمْدُ اللهِ عَلَى بَلائِهِ، ثُمَّ بَيانُ سَبَبِ الْبَلوى
الْحَمْدُ لِلَّهِ وَ إِنْ أَتَى الدَّهْرُ بِالْخَطْبِ الْفَادِحِ، وَ الْحَدَثِ الْجَلِيلِ. وَ أَشْهَدُ أَنْ لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ لَا شَرِيکَ لَهُ، لَيْسَ مَعَهُ إِلهٌ غَيْرُهُ، وَ أَنَّ مُحَمَّدآعَبْدُهُ وَ رَسُولُهُ (صلي الله عليه و آله). أَمَّا بَعْدُ، فَإِنَّ مَعْصِيَةَ النَّاصِحِ الشَّفِيقِ الْعَالِمِ الْمُجَرِّبِ تُورِثُ الْحَسْرَةَ، وَ تُعْقِبُ النَّدَامَةَ.
وَ قَدْ کُنْتُ أمَرْتُکُمْ فِي هذِهِ الْحُکُومَةِ أَمْرِي، وَ نَخَلْتُ لَکُمْ مَخْزُونَ رَأْيِي، لَوْ کَانَ يُطَاعُ لِقَصِيرٍ أَمْرٌ! فَأَبَيْتُمْ عَلَيَّ إِبَاءَ الْمُخَالِفِينَ الْجُفَاةِ، وَ الْمُنَابِذِينَ الْعُصَاةِ، حَتَّى ارْتَابَ النَّاصِحُ بِنُصْحِهِ، وَ ضَنَّ الزَّنْدُ بِقَدْحِهِ، فَکُنْتُ أَنَا وَ إِيَّاکُمْ کَمَا قَالَ أَخُو هَوَازِنَ:
أَمَرْتُکُمْ أَمْرِي بِمُنْعَرَجِ اللِّوَى *** فَلَمْ تَسْتَبِينُوا النُّصْحَ إِلاَّ ضُحَى الْغَدِ
Hz. Ali, Amr b. As’ın hakemeyn olayında Ebu Musa el-Eşarî’yi kandırarak hileyle Muaviye’yi halife seçtiği haberini alınca Sıffin’den dönerken Nehrevan olayından önce üzgün bir hâlde halka şöyle hitap etti:
Zaman büyük ve çok zor belalar indirse de hamt sadece Allah’a mahsustur. Şahadet ederim ki Allah’tan başka ilâh yoktur, tektir ve ortağı yoktur. O’ndan başka, O’nunla birlikte olan ilâh yoktur ve şahadet ederim ki, Muhammed (s.a.a) Allah’ın kulu ve elçisidir. Şüphesiz ki tecrübeli, her şeyi bilen, şefkatli bir nasihatçıya isyan etmenin sonu hasret ve pişmanlıktır. Ben bu hakem tayin etmek hususunda görüşümü sizlere özetle söyledim.
“Keşke Kasir’in sözü dinlenseydi!”
(Ama ne yazık ki) isyancı-cefakâr muhalifler gibi emrime itaat etmediniz. Öyle ki sonunda öğüt veren bile öğüdünden şüpheye düştü, Ocakçı, ateş vermekten imtina etti. Ben ve sizler Hevazin soyundan olan Dureyd b. Simme kardeşin ifade ettiği bir hâle düştük:
“Mün’araci’l-Liva denilen yerde (mola vermeyelim diye) reyimi beyan ettim size; ancak ertesi gün kuşluk vakti haklılığımı gördünüz. (Ki o zaman iş işten geçmiş Hevazin kabilesi saldırarak Abdullah’ı öldürmüş ve Dureyd b. Simme de yaralı bir hâlde canını zor kurtarmıştı.)”
(Hakemeynden sonra bir hutbeleri:)
Zaman, ağırlığından kırıp geçiren, çetinliğinden ezip gideren bir iş etse, bir olay çıkarsa bile Hamd Allah’a. Bilirim bildiririm ki, Allah’tan başka yoktur tapacak; Onunla, O’ndan başka yoktur bir kulluk edilecek mâbud ve gerçekten de Muhammed, kuludur, elçisidir; Allah’ın salâtı O’na ve soyuna olsun.
Bundan sonra derim ki: Gerçekten de esirgeyen, bilen, tecrübe sâhibi olan öğütçünün öğüdüne isyan, insanı şaşkınlığa düşürür; sonunda da nedâmete sürer götürür. Bu hakem tayin etmek husûsunda emir verdim, gizlediğim reyimi süzdüm, tertemiz ettim, size söyledim. Ne olurdu Kasir’in emri dinlenseydi.1
Cefâ edici muhâlifler gibi, isyancı düşmanlar gibi baş çektiniz; dinlemediniz beni; hem de öylesine dinlemediniz ki sonunda öğüt veren bile öğüdünden şüpheye düştü; her yanı ışıtan reyini kınamaya kalkıştı. Ben de, siz de Hevâzin boyundan olan kardeşin söyledi-ğine döndük. Mün’arac’ül-Levâda 2 reyimi bildirdim, emrettim size; Ertesi günün kuşluğu oluncaya dek doğruluğu anlaşılmadı sizce.
…
1 – Ne olurdu Kasir’in emri dinlenseydi. Bu, bir atasözü- dür. Hıyre padişahı Cüzeyme, Cezire padişahının babasını öldürtmüştü. Kızı, babasının yerine geçince Cüzeyme’ye, ben bir kadınım, kadına padişahlık yaraşmaz; seninle evlenmek istiyorum; halk kınamasa ben gelirdim; sen gel de aradaki düzensizlik kalksın, birleşelim diye haber gönderdi. Cüzeyme, bu söze inandı. Kölelerinden Kasir’in öğüdünü dinlemeyip bin kişiyle gitti ve tuzağa düşürülüp öldürüldü. Bundan sonra da “Ne olurdu Kasir’in emri dinlenseydi” sözü bir atasözü olarak söylenmeye başlandı.
2 – Mün’arac’ül-Levâ bir konak yeridir. Beyit, Düreyd’in bir kasidesindendir. Kardeşi Abdullah’la Hevâzin oğlu Bekroğullarının savaşından dönerken kardeşine orda konaklamamasını söylemiş, fakat sözünü dinletememişti. Kuşluk çağında, orda tuzağa düştüler; Abdullah öldürüldü; Düreyd, yaralı olarak kurtuldu ve bu münâsebetle bu beytin bulunduğu kasîdeyi söyledi.