وَ مِن خُطبَةٍ لَهُ عَليهِ السَّلامُ
يُرِيدُ الشَّيْطَانَ أو يُکَنِّي بِه عَن قَوْمٍ
اَلا وَ اِنَّ الشَّيْطانَ قَدْ جَمَعَ حِزْبَهُ، وَ اسْتَجْلَبَ خَيْلَهُ وَ رَجِلَهُ، وَ اِنَّ مَعي لَبَصيرَتي: ما لَبَّسْتُ عَلى نَفْسي، وَ لا لُبِّسَ عَلَيَّ. وَ اَيْمُ اللهِ لاَفْرِطَنَّ لَهُمْ حَوْضآ اَنَا ماتِحُهُ! لا يَصْدِرُونَ عَنْهُ، وَ لا يَعُودُونَ اِلَيْهِ
Cemel Savaşı’nın müsebbipleri hakkında:
Dikkat edin şeytan ordusunu toplamış, atlısını yayasını yanına almıştır. Ben ise basiretimi kaybetmedim. Ne gerçeği gizledim, ne de gerçek benden gizlendi. Allah’a yemin olsun suyunu çektiğim havuzu onlarla öyle bir dolduracağım ki, bir daha ne oradan çıkabilirler ne de oraya dönebilirler.
Savaştan önce buyurmuşlardır ki:
Bilin ki Şeytan, ordusunu toplamıştır; atlısını, yayasını yayına almıştır. Benimse görgüm, bilgim, gerçekten de benimledir; ne gerçeği örtüp şüpheye düştüm; ne gerçek örtündü benden, beni şüpheye düşürdü. Andolsun Allah’a ki suyunu çektiğim havuzu onlarla öylesine dolduracağım ki ne bir daha oradan çıkabilirler, ne bir daha oraya döne-bilirler.