وَمِن کتابٍ لَهُ عَليهِ السَّلامُ
إلى بَعْضِ عُمّالِهِ
أَمَّا بَعْدُ، فَإِنَّ دَهَاقِينَ أَهْلِ بَلَدِکَ شَکَوْا مِنْکَ غِلْظَةً وَقَسْوَةً، وَاحْتِقَاراً وَجَفْوَةً، وَنَظَرْتُ فَلَمْ أَرَهُمْ أَهْلاً لِأَنْ يُدْنَوْا لِشِرْکِهِمْ، وَلا أَنْ يُقْصَوْا وَيُجْفَوْا لِعَهْدِهِمْ، فَالْبَسْ لَهُمْ جِلْبَاباً مِنَ اللِّينِ تَشُوبُهُ بِطَرَفٍ مِنَ الشِّدَّةِ، وَدَاوِلْ لَهُمْ بَيْنَ الْقَسْوَةِ وَالرَّأْفَةِ، وَامْزُجْ لَهُمْ بَيْنَ التَّقْرِيبِ وَالْإِدْنَاءِ، وَالْإِبْعَادِ وَالْإِقْصَاءِ. إِنْ شَاءَ اللهُ.
Valilerinden birisine (Ömer b. Ebu Seleme’ye) yazdığı mektup:
…Bölgendeki çiftçiler ve köylüler, onlara sert davrandığın, katı muamele ettiğin, aşağılayıp zulmettiğin için seni şikâyet ettiler. Baktım, inceledim ve müşrik oldukları için yaklaşıp dost edinilmeye layık değillerse de; verdikleri ahit dolayısıyla (İslâm’ın korumasında oldukları için) uzaklaştırılmaları, zulüm ve baskı ile idare edilmeleri de doğru değildir.
O hâlde Allah’ın izniyle, bir yanı şiddetle örülmüş olan yumuşaklık örtüsüyle onları ört. Gerekir de sert davranırsan, bir yandan da merhametli ol. Ne kendine fazla yaklaştır, ne de fazla uzaklaştır.
Bâzı vâlilerine emir-nâmeleri:
(Hamd ü senâ ve salât ü selâmdan) Sonra, hükmünün altında bulunan köylüler, ekincilere sert davranman, katı muâmelede bulunman, onları hor görmen, onlara cefâ etmen dolayısıyla şikâyet ettiler senden. Araştırdım, gördüm ki müşrik olmaları yüzünden onlar, kendine yaklaştırılmaya, onlarla düşülüp kalkılmaya ehil değillerse de İslâm’ın amânında (1) olduklarından dolayı da uzaklaştırılıp, hor tutulmaları, cevr-ü cefâ ile idâre edilmeleri de doğru olamaz.
Allah izin verirse onları bir yanı şiddetle dokunmuş olan yumuşaklık örtüsüyle ört. Onlara o çeşit bir elbise giydir; icâb eder, sert davranırsan, bir yandan da esirge onları, lütfet onlara; kimi vakit kendine yaklaştır onları, kimi vakit uzaklaştır kendinden onları; böylece idâre et onları.
…
1 – İslâm ülkesinde bulunan ve devlete vergi veren, aleyhte çalışmayan Kitap ehli amandadır. Hazreti Rasûl-i Ekrem (s.a.a) “Kim İslâm’ın amanında olan bir zimmiyi incitirse, onun düşmanı ben olurum; kime düşman olursam, kıyâmette de düşman olurum ona”, buyurmuşlardır (Câmi, 2, s. 140).