وَمِن کتابٍ لَهُ عَليهِ السَّلامُ
إلى زِيادِ ابْنِ أَبيهِ وَهُوَ خَليفَةُ عامِلِهِ عَبْدُاللهِ بْنِ عَبّاسٍ عَلَى الْبَصْرَةِ،
وَعَبْدُاللهِ عامِلُ أميرِالْمُوْمِنينَ (عليه السلام) يَوْمَئِذٍ عَلَيْها وَعَلى کُورِ الأَهْوازِ وَفارْسٍ وَکِرْمانٍ وَغَيْرِها:
وَإِنِّي أُقْسِمُ بِاللهِ قَسَماً صَادِقاً، لَئِنْ بَلَغَنِي أَنَّکَ خُنْتَ مِنْ فَيْءِ الْمُسْلِمِينَ شَيْئاً صَغِيراً أَوْ کَبِيراً لاََشُدَّنَّ عَلَيْکَ شَدَّةً تَدَعُکَ قَلِيلَ الْوَفْرِ، ثَقِيلَ الظَّهْرِ، ضَئِيلَ الاَْمْرِ، وَالسَّلامُ.
Basra, Ahvaz, Fars, Kirman… valisi Abdullah b. Abbas’ın Basra’daki yardımcısı Ziyad b. Ebih’e yazdığı mektup:
Allah’a doğru söyleyen biri olarak yemin ederim ki Müslümanların ganimetlerine az veya çok hıyanet ettiğini öğrenirsem, sana öyle şiddetli davranırım ki malın azalır, yükün ağırlaşır (fakirleşirsin), hakir ve zayıf hâle düşersin. Ve’sSelâm.
Basra, Ehvaz, Fars ve Kirman illerinin âmili İbn-i Abbâs’ın memûru olan Ziyâd b. Ebih’e mektupları:
Allah’a gerçek olarak yemin ederim ki, Müslümanların ganimetlerine, haraçlarına ait olan maldan, paradan, az, yahut çok bir şeyde hıyânetin bildirisine bana, sana karşı öyle şiddetli davranır, seni öyle bir sıkıştırırım ki azıcık bir mal bile senden yiter gider; o ehemmiyetsiz şey bile ağır gelir sana, sırtını çökertir senin. 1
…
1- Ziyâd, Ebû-Süfyân’ın, Tâif’te buluştuğu Sümeyye adlı eli bayraklı bir kadının oğludur; fetih yılında, yahut hicret senesinde, bir rivâyette de Bedir savaşı günü doğmuştu; babası şer’an meçhûl olduğundan babasının oğlu anlamına “Ziyâd b. Ebih” diye anılırdı. Sohbet ve rü’yeti yoktur. Ömer zamânında Basra emvâlinin cibâyeti hizmetinde ve Ebû-Mûsâ’l-Aş’arî’nin vekâletinde bulunmuştu. Hazreti Emir (a.s), onu Basra âmili tayin buyurmuşlardı. İmâm Hasan aleyhisse-lâm’ın hilâfetinden sonra Muâviye’ye tâbi oldu ve Muâviye, “Çocuk, yatağındır; zinâ edeneyse taş var”, yâni çocuk, şer’an evli olan babasının oğludur; zinâ ile neseb sahih olamaz meâlindeki hadis-i şerife (Câmi, 2. s.186) ve şeriat-i Muhammediyye’ye muhâlefetle Ebû-Meryem adlı birisinin şehâdetiyle onu kendisine kardeş ilân etmiş, bu hususta ashab-ı kirâmın, hattâ Ümm’ül-Mü’minin Âişe’nin itirazlarına kulak bile asmamıştı. Ziyâd, sonradan Eşyâ-ı Murtazaviyye hakkında pek şiddetli davranmış, binlerce Müslüman’ın kanına girmiştir. Oğlu Ubeydullah’sa, İmâm Huseyn aleyhis-selâma karşı Yezid’in emirlerini yerine getirmiş, babasının oğlu olduğunu hakkıyla ispât eylemiştir.