وَمِن کتابٍ لَهُ عَليهِ السَّلامُ
إلى بَعْضِ أُمَراءِ جَيْشِهِ
فَإِنْ عَادُوا إِلَى ظِلِّ الطَّاعَةِ فَذَاکَ الَّذِي نُحِبُّ، وَإِنْ تَوَافَتِ الْأُمُورُ بِالْقَوْمِ إِلَى الشِّقَاقِ وَالْعِصْيَانِ فَانْهَدْ بِمَنْ أَطَاعَکَ إِلَى مَنْ عَصَاکَ، وَاسْتَغْنِ بِمَنِ انْقَادَ مَعَکَ عَمَّنْ تَقَاعَسَ عَنْکَ، فَإِنَّ الْمُتَکَارِهَ مَغِيبُهُ خَيْرٌ مِنْ مَشْهَدِهِ، وَقُعُودُهُ أَغْنَى مِنْ نُهُوضِهِ.
Komutanlarından birisine yazdığı mektup:
Eğer, itaat gölgesine dönseler, zaten bizim istediğimiz de budur. Yok, eğer gelişen olaylar onları ayrılık çıkarmaya, isyan
etmeye yöneltirse, içlerinden sana itaat edenlerle birlikte isyan edenlerin üzerine yürü. Gelmek istemeyenlerden vazgeç,
itaat edenlerle yetin. Çünkü isteksizlerin hazır olmamaları, hazır olmalarından; oturmaları, harekete geçmelerinden daha hayırlıdır.
Osman b. Huneyf’e, Cemel savaşından önceki mektupları
İtâat gölgesine gelirler, sığınırlarsa bu, zâten sevdiğimiz, istediğimiz şey. Ama düşmanlığa, isyâna kalkışırlarsa, sana itâat edenlerle, isyân edenlerin üstüne yürü. Seninle gelmek istemeyenlere aldırış etme. İtâat edenlerle harekete geç, öbürlerini bırak. Çünkü istemeyerek zorla seninle gelenlerin gelmeyişleri, oturup kalışları, gelişlerinden, olmayışları, bulunuşlarından hayırlıdır.