يَا بَارُّ يَا وَصُولُ، يَا شَاهِدَ كُلِّ غائِبٍ، وَيَا قَرِيبُ غَيْرَ بَعِيدٍ، وَيَا غَالِبُ غَيْرَ مَغْلُوبٍ، وَيَا مَنْ لَايَعْلَمُ كَيْفَ هُوَ إِلّا هُوَ، يَا مَنْ لَاتُبْلَغُ قُدْرَتُهُ، أَسْأَلُكَ اللّٰهُمَّ بِاسْمِكَ الْمَكْنُونِ الْمَخْزُونِ الْمَكْتُومِ عَمَّنْ شِئْتَ، الطَّاهِرِ الْمُطَهَّرِ الْمُقَدَّسِ النُّورِ التَّامِّ الْحَيِّ الْقَيُّومِ الْعَظِيمِ، نُورِ السَّمَاوَاتِ وَنُورِ الْأَرَضِينَ، عَالِمِ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ الْكَبِيرِ الْمُتَعَالِ الْعَظِيمِ صَلِّ عَلىٰ مُحَمَّدٍ وَآلِ مُحَمَّدٍ.
Ey iyi, ey çok bağlantılı ve bağışta bulunan, ey bütün gayıpların şahidi, ey uzak olmayan yakın, ey mağlup olmayan galip, ey kendisinin nasıl olduğunu kendisinden başka kimse bilmeyen, ey güç ve kudretinin künhüne varılamayan!
Allah’ım! Dilediğin herkese örtülü, gizli, saklı tertemiz, pâk, mukaddes, nurlu, kamil, diri, kayyum, azim, göklerin ve yerlerin nuru, gayp ve şehadeti bilen, büyük, yüce ve azim olan ismin hürmetine Muhammed ve Ehl-i Beyt’ine sâlat eyle.