اللّٰهُمَّ عَظُمَ الْبَلَاءُ، وَبَرِحَ الْخَفَاءُ، وَانْكَشَفَ الْغِطَاءُ، وَضَاقَتِ الْأَرْضُ بِمَا وَسَعَتِ السَّماءُ، وَ إِلَيْكَ يَا رَبِّ الْمُشْتَكَىٰ، وَعَلَيْكَ الْمُعَوَّلُ فِى الشِّدَّةِ وَالرَّخَاءِ، اللّٰهُمَّ صَلِّ عَلَىٰ مُحَمَّدٍ وَآلِ مُحَمَّدٍ الَّذِينَ أَمَرْتَنَا بِطَاعَتِهِمْ، وَعَجِّلِ اللّٰهُمَّ فَرَجَهُمْ بِقَائِمِهِمْ، وَأَظْهِرْ إِعْزَازَهُ، يَا مُحَمَّدُ يَا عَلِىُّ، يَا عَلِىُّ يَا مُحَمَّدُ، اكْفِيانِى فَإِنَّكُمَا كَافِيَاىَ، يَا مُحَمَّدُ يَا عَلِىُّ، يَا عَلِىُّ يَا مُحَمَّدُ، انْصُرَانِى فَإِنَّكُما نَاصِرَاىَ، يَا مُحَمَّدُ يَا عَلِىُّ، يَا عَلِىُّ يَا مُحَمَّدُ، احْفظَانِى فَإِنَّكُما حَافِظَاىَ، يَا مَوْلاىَ يَا صَاحِبَ الزَّمَانِ، يَا مَوْلاىَ يَا صَاحِبَ الزَّمانِ، يَا مَوْلَاىَ يَا صاحِبَ الزَّمَانِ، الْغَوْثَ الْغَوْثَ الْغَوْثَ، أَدْرِكْنِى أَدْرِكْنِى أَدْرِكْنِى، الْأَمَانَ الْأَمَانَ الْأَمَانَ.
“Allah’ım! İmamımız Hz. Mehdi (a.f) aramızda aşikar olmadığı için
bela büyüdü, gizlilik açığa çıktı, perde kenara çekildi, yeryüzü -tüm genişliğine rağmen bize- daraldı, gökyüzünün rahmeti engellendi; ya Rabbi! –
bütün bu zorluklardan- şikayetimiz sanadır; sıkıntı ve genişlikte sana tevekkül edilir.
Allah’ım! Kendilerine itaat etmemizi emrettiğin Muhammed ve Ehl-i
Beyt’ine sâlat eyle.
Allah’ım! Kâimlerinin vasıtasıyla onların kurtuluşlarını yakınlaştır ve
onun izzetini açığa çıkar. Ya Muhammed, ya Ali; ya Ali, ya Muhammed!
Yetin bana, gerçekten siz bana yetensiniz; ya Muhammed, ya Ali; ya Ali,
ya Muhammed! Yardım edin bana, gerçekten siz benim yardımcılarımsınız; ya Muhammed, ya Ali; ya Ali, ya Muhammed! Koruyun beni, gerçekten siz benim koruyucularımsınız; ey mevlam, ey sahib-i zaman, ey
mevlam, ey sahib-i zaman, ey mevlam, ey sahib-i zaman; yardım, yardım, yardım; imdadıma yetiş, imdadıma yetiş, imdadıma yetiş; aman ver
bana, aman ver bana, aman ver bana.”