Sonra içeri girerek yüzün o hazretin mezarın ve arkan kıbleye
doğru gelecek şekilde mezarın yanında dur ve yüz defa tekbir getirdikten sonra şöyle söyle:
“Şahadet ederim ki Allah’tan başka ilâh yoktur; O tektir ve ortağı
yoktur; şahadet ederim ki Muhammed onun kulu ve elçisidir; emirulmüminin Ali b. Ebutalib Allah’ın kulu ve Resulullah’ın kardeşidir ve onun
soyundan olan tertemiz imamlar ise Allah’ın, yaratıklarına hüccetidir.”
“Selam olsun sana ey Allah’ın halifesi Adem’in -ilminin- varisi. Selam olsun sana ey Allah’ın seçkin kulu Nuh’un varisi. Selam olsun sana
ey İbrahim Halilullah’ın varisi. Selam olsun sana ey Musa Kelimullah’ın
varisi. Selam olsun sana ey İsa Ruhullah’ın varisi. Selam olsun sana ey Allah’ın elçilerinin efendisi Muhammed’in varisi. Selam olsun sana ey
Emirulmüminin. Selam olsun sana ey takvalıların imamı. Selam olsun
sana ey vasilerin efendisi. Selam olsun sana ey alemlerin Rabb’inin
elçisinin vasisi. Selam olsun sana ey ilklerin ve sonların ilminin varisi.
Selam olsun sana ey büyük haber. Selam olsun sana ey dosdoğru yol.
Selam olsun sana ey arındırılmış kerem sahibi. Selam olsun sana ey
takvalı vasi. Selam olsun sana ey beğenilmiş ve termemiz insan. Selam
olsun sana ey nur saçan dolunay. Selam olsun sana ey en büyük sıddık
(Allah’ı ve gaybı doğrulayıcı). Selam olsun sana ey en büyük faruk -hakla
batılı- ayıran. Selam olsun sana ey ışık saçan lamba. Selam olsun sana
ey hidayet imamı. Selam olsun sana ey takva nişanesi. Selam olsun
sana ey Allah’ın büyük hücceti. Selam olsun sana ey Allah’ın has, halis,
emin ve seçkin kulu, ey Allah’ın kapısı ve hücceti ve ey Allah’ın hükmünün ve sırrının madeni, ey Allah’ın ilminin heybesi ve bekçisi ve ey Allah’-
ın kulları arasındaki elçisi.
* Şahadet ederim ki sen namazı ayakta tuttun, zekat verdin, marufu
emrettin ve münkerden sakındırdın, Resulullah’a uydun, Kur’an’ı hakkıyla
okudun, Allah tarafından tebliğ ettin; Allah’ın ahdini yerine getirdin ve
Allah’ın kelimeleri (hüccet, Kitap ve hükümleri) seninle tamamlandı; sen Allah yolunda hakkıyla cihad ettin; Allah ve Resulünün -Allah’ın rahmeti
ona ve Ehl-i Beyt’ine olsun- rızası için hayır severdin; sabırla, Allah’ın
mükafatını umarak, O’nun dinini savunarak ve Resulullah’ı koruyarak
fedakârlık gösterdin; Allah katındakini diledin, Allah’ın vaadettiği şeye
rağbet gösterdin, üzerinde olduğun dinle şehit, şahid ve meşhud olarak
dünyadan göçtün. O halde bu güzel amelden dolayı Allah Teâlâ, Resulünden, İslam dininden ve Müslümanlardan taraf böyle sadık amellerine
karşılık en üstün mükafatı versin.
Şahadet ederim ki sen kavmin (ashabın) ilk Müslüman’ı, imanı en
halis olanı, yakini en güçlü, Allah’tan en fazla korkanı, en büyük zorluk
göreni, Resulullah’ı -Allah’ın rahmeti ona ve Ehl-i Beyt’inin üzerine olsunen fazla gözeteni, faziletleri herkesten üstün, iyi geçmişi herkesten fazla,
derecesi en yüksek, makamı en yüce olanı ve Resulullah’ın yanında
ashabın en değerlisiydin. Diğerleri gevşek olunca tek güçlü sendin; sen
Resulullah’ın -Allah’ın rahmeti ona ve Ehl-i Beyt’inin üzerine olsun- gidişatı
üzereydin.
* Şahadet ederim ki şüphesiz sen münafıkların istememesine, kafirlerin öfkelenmesine ve fasıkların kin beslemesine rağmen Resulullah’ın
hak halifesiydin; diğerleri korkunca sen (dini yaymak için) kıyam ettin, diğerleri konuşmaktan aciz olunca sen -dinin hakikatlerini- beyan ettin,
diğerleri durunca sen Allah’ın nuruyla geçtin. O halde kim sana tabi olursa hidayet bulur. Sen konuşma ve beyanda onların birincisi, düşmanla
savaşmada en güçlüsü, görüşü en tutarlı ve kalbi en cesur olanı, yakini
en fazla, ameli en güzel ve işleri herkesten daha iyi bileniydin. Müminler
ailenin bir parçası olunca, sen onlar için şefkatli bir babaydın; dolayısıyla
onların taşıyamadıkları yüklerini taşıdın; zayi ettikleri şeyi korudun, ihmal
ettikleri şeyi gözettin; diğerleri korkunca sen kolları sıvadın; diğerleri
telaşlanınca sen tek başına hareket ettin; diğerleri endişelenince sen
sabırlı oldun; sen kafirlere şiddetli azap, sert ve öfkeli, müminlere karşı
ise rahmet yağmuru, nimet ve ilim-okyanusu-ydun. Senin delilin hiçbir zaman körelmedi, kalbin hiçbir zaman sapmadı; senin basiretin asla zayıflamadı; sen hiçbir zaman korkmadın; sen, hiçbir zaman şiddetli fırtınaların sarsmadığı ve kasırgaların yok edemediği bir dağ gibiydin.
* Sen, Resulullah’ın -Allah’ın rahmeti ona ve Ehl-i Beyt’inin üzerine
olsun- buyurduğu gibi cisminde güçlü, nefsinde mütevazı, Allah katında
yüce, yeryüzünde büyük, gökte uluydun; hiç kimse seni çekiştiremedi, hiç
kimse sana gözüyle işaret edemedi (kusur bulamadı), insanlar tamahlarını sende bulamadı ve hiç kimse sana yersiz ümit bağlayamadı. Zayıf
ve zelil kişiler, haklarını -güçlü ve azgınlardan alman için- senin yanında güçlü ve azizlerdi; güçlü ve aziz kişiler -mazlumların hakkını onlardan
alman için- senin yanında zayıflardı. Bu konuda yakın ve uzak eşitti.
Senin işin hak, doğruluk ve yumuşaklıktı. Sözün, hüküm ve kesinlikti. İşin
sabır ve azimdi. Görüşün ilim ve ihtiyatlı davranmaktı. -İslam- dini seninle
doğruldu ve sağlamlaştı; zor iş seninle kolaylaştı; -savaş ve fitne- ateşi
seninle söndü; iman seninle güçlendi; İslam seninle sebat buldu; senin
musibetin yaratıkları perişan etti. İnna lillah ve ina ileyhi râciun (Doğrusu
biz Allah’tanız ve biz ona dönücüleriz.)
Allah, seni öldürene lanet etsin; Allah, sana muhalefet edene lanet
etsin¸ Allah, sana iftirada bulunana lanet etsin; Allah, sana zulmedene ve
hakkını gasp edene lanet etsin; Allah, bu olayı duyup buna razı olana
lanet etsin; biz onlardan uzak olduğumuzu Allah katına sunarız; Allah,
sana muhalefet eden, velayetini inkar eden, sana karşı birleşen, seni
öldüren, senden yüz çeviren ve yardımını keserek seni yalnız bırakan
ümmete lanet etsin. Hamd, cehennemi onların konağı yapan -ne de kötü
yerdir orası girenler için- Allah’a mahsustur. Ey Allah’ın velisi ve ey
Resulullah’ın -Allah’ın rahmeti onun ve Ehl-i Beyt’inin üzerine olsun- velisi, senin -dini- tebliğ ve -vazifeni- eda ettiğine şahadet ederim.
* Şahadet ederim ki sen Allah’ın habibi ve kapısısın ve sen Allah’ın
tarafısın, kendisinden -Allah’a- gidilen O’nun veçhisin; sen Allah’ın yolusun; sen Allah’ın kulu ve Resulünün -Allah’ın rahmeti onun ve Ehl-i Bey-t’inin üzerine olsun- kardeşisin. Allah ve Resulü yanında makamının
yüceliğinden dolayı ziyaretçi olarak sana geldim; senin ziyaretinle Allah’a
yaklaşıyor, senin şefaatine meylediyorum ve senin şefaatinle kendimi –
cehennemden- kurtarmayı diliyorum, cehennem ateşinden sana sığınıyor, sırtlandığım günahlarımdan kaçıyorum, Rabb’imin rahmetini umarak
sana sığınıyorum.
Ey mevlam! Allah yanında bana şefaatçi olman için sana geldim ve
hacetlerimi reva etmesi için senin vasıtanla O’na yaklaşıyorum. O halde,
ey Emirulmüminin! Allah yanında bana şefaatçi ol. Ben Allah’ın kulu,
senin dostun ve ziyaretçinim. Allah yanında senin belli bir makamın, yüce
bir mevkiin, büyük bir yerin ve kabul edilen şefaatin var.
* Allah’ım! Muhammed ve onun Ehl-i Beyt’ine rahmet eyle; kulun, en
vefalı eminin, sağlam tutunacağın, yüce elin, güzel kelimen, yaratıklara
hüccetin, en büyük doğrulayıcın, vasilerin efendisi, velilerinin rüknü,
vasilerin dayanağı Emirulmüminin Ali’ye rahmet et; o, takvalıların önderi,
doğru konuşanların büyüğü, salihlerin imamı, sürçmelerden masum,
bozukluklardan kesilmiş, kusurlardan arınmış, şüpheden temizlenmiş, peygamberinin kardeşi, Resulünün vasisi, onun yatağında yatan, canını
ona feda eden ve onun yüzünden sıkıntıyı giderendir. Sen onu, Resulünün peygamberliğinin kılıcı (tebliğ edicisi), risaletinin mucizesi, onun
hüccetinin açık delili, sancağının taşıyıcısı, kalbinin koruyucusu, ümmetinin hidayet edicisi, gücü için bilek, başının tacı, galibiyetinin kapısı ve
zaferinin kilidi kıldın.
* Nihayet senin yardımınla şirk ordusunu bozguna uğrattı, senin
emrinle, senin ve Resulünün rızası doğrultusunda küfür askerlerini helak
etti; canını Resulullah’a itaat için vakfetti, onun musibetlerine siper etti;
nihayet Resulullah -Allah’ın rahmeti onun ve Ehl-i Beyt’inin üzerine olsunonun elinde cananı Allah’a teslim etti, -cesedinin soğumasıyla- cesedinin
soğukluğunu aldı ve kendi yüzüne çekti, -peygamberi- gusül ve teçhiz
ederken melekler ona yardım ettiler; o, peygambere namaz kıldı, o
hazretin bedenini toprağa verdi, borcunu ödedi, sözünü yerine getirdi,
ahdini gerekli bildi, onun gibi davrandı, onun vasiyetini korudu ve
yardımcı bulunca müstakil olarak hilafet makamını hazırlamak ve imamet
yüküyle güçlenmek için kıyam etti. Böylece kulların arasında hidayet
bayrağını dikti, şehirlerinde emniyet ve güven elbisesini yaydı, yaratıkların arasında adaleti yaydı, kulların arasında senin Kitabın= Kur’an’la
hükmetti, -şer’i- hadleri uyguladı, küfür ve inkârın kökünü kazıdı, eğrilikleri düzeltti, sıkıntıları sakinleştirdi, gevşekliği yok etti, -düşmanın nüfuz edebileceği- gedikleri kapattı, ahdini bozanlarla, azgınlarla ve dinden
çıkanlarla savaştı ve sürekli Resulullah’ın -Allah’ın rahmeti onun ve Ehl-i
Beyt’inin üzerine olsun- yolu, tabiatı, hal ve niyetinin lütfü ve siretinin
güzelliği üzerindeydi; onun sünnetine iktida etmiş, onun yüce himmetine
asılmış, onun yoluna yapışmıştı. Resulullah’ın misalleri ve yüce gayelerini sürekli göz önünde bulundurur, kullarını o yüce hedeflere yönlendirir
ve davet ederdi; nihayet sakalı başının kanına boyandı.
* Allah’ım! O, senin ibadetinde hiçbir zaman şüpheyi yakine tercih
etmediği ve bir göz kırpacak kadar sana ortak koşmadığı gibi sen de
ona, kendisiyle cennetinde peygamberlik derecesine ulaşacağı sürekli
artan bir rahmetle rahmet eyle ve bizden ona tehiyyet ve selam ulaştır.
Bize, onun sevgisi yolunda fazilet, ihsan, mağfiret ve hoşnutluk ver;
doğrusu sen büyük fazilet sahibisin; rahmetin hürmetine -duamı kabul etey merhametlilerin en merhametlisi!”
Sonra parmaklıkları öp ve yüzünün sağ tarafını ve sonra sol tarafını ona bırak. Daha sonra kıbleye doğru dönerek ziyaret namazı kıl.
Namazın peşinden hacetlerin için dua et. Hz. Zehra selamullahi aleyhanın tesbih duasından sonra şöyle de:
“Allah’ım! Sen beni, peygamberin ve elçin Muhammed’in -Allah’ın
rahmeti onun ve Ehl-i Beyt’inin üzerine olsun- diliyle müjdeledin ve buyurdun ki: “İnsanları uyar ve inananlara, Rab’leri katında kendileri için
bir doğruluk kademesi bulunduğunu müjdele” (Yunus, 2)
Allah’ım! Ben senin bütün peygamberlerine ve elçilerine -rahmetin
onların üzerine olsun- inanıyorum. O halde, onları tanıdıktan sonra beni
şahitlerin (insanların) yanında rezil edeceğin bir yerde tutma, beni o
peygamberlerinle bir yerde tut ve onları doğrulama üzerinde öldür.
Allah’ım! Sen onları kendi kerametine has kıldın ve bana onlara uymamı emrettin.
Allah’ım! Ben, Peygamberinin kardeşinin ziyaretiyle sana yaklaşan
kulun ve ziyaretçinim; her ziyarete gelenin, yanına gidilen ve ziyaret edilen kişi üzerinde hakkı var. Sen kapısına gidilen ve ziyaret edilen en
cömertsin. Ey Allah, ey Rahman, ey Rahim, ey cömert, ey şeref ve kerem sahibi, ey tek ve ihtiyaçsız olan, ey doğurmayan ve doğrulmayan ve
hiç kimse kendisine denk olmayan, kendisine eş ve evlat tutmayan; senden istiyorum ki, Muhammed ve Ehl-i Beyt’ine rahmet et; senin Resulünün kardeşini ziyaret etmemin hediyesini, cehennem ateşinden kurtuluşum kıl; beni hayır işlerden yarışanlardan, sana rağbet ve korkuyla dua
edenlerden eyle ve beni senin karşında huşu edenlerde kıl.
Allah’ım! Doğrusu sen, mevlam Ali b. Ebitalib’in ziyaretiyle, velayetiyle ve marifetiyle bana minnet bıraktın. O halde beni ona yardım edenlerden ve ondan yardım isteyenlerden eyle ve senin dinine yardım etmekle
bana minnet bırak. Allah’ım! Beni onun şiilerinden kıl ve beni onun dini
üzere öldür.
* Allah’ım! -sınırsız- rahmetinden, hoşnutluğundan, mağfiretinden,
ihsanından, tertemiz helal ve geniş rızkından sana yakışır şeyle bana bağışta bulun; ey merhametlilerin en merhametlisi. Hamd alemlerin Rabb’i Allah’a mahsustur.
Muteber bir rivayette şöyle nakledilmiştir: Hz. Hızır (a.s)
Emirulmümi-nin Ali (a.s) şehid olduğu gün ağlayıp “inna lillah ve
inna ileyhi raciun” dediği halde hızla gelerek Emirulmüminin Ali’nin
(a.s) evinin kapısında durup şöyle dedi: “Allah sana rahmet etsin ey
Ebe’l-Hasan. Sen bu kavmin İslam açısından ilki, iman açısından en
muhlisi, yakin açısından en sağlamı ve Allah için en çok korkanıydın…” Hz. Hızır (a.s) bu şekilde bu ziyaret-tekine yakın tabirlerle Hz.
Ali’nin (a.s) birçok faziletlerini sıraladı. O halde bugün bu ziyaretin
okunması da uygundur. İmam’ın şahadet gününün ziya-reti mesabesinde olan kelimeleri de “Hediyetu’z-Zair” kitabında kaydettik; isteyenler
oraya müracaat edebilirler. Yine daha önce, Meb’as gecesinin amellerini sayarken İbn Bature’nin “Rahle” kitabından naklettiğimiz söz bu
hareme aitti. Allah’ın salat ve selamı bu türbeyi şereflendirenin üzerine
olsun. Dileyenlerin oraya müracaat etmeleri daha uygun olur.