Nehcü’l-Belâğa

Mektup 44 – Ziyâd bin Ebî’ye (Hicrî 39)

وَمِن کتابٍ لَهُ عَليهِ السَّلامُ
إلَى زَيادِ ابْنِ أَبِيهِ وَقَدْ بَلَغَهُ أنَّ مُعاوِيَةَ کَتَبَ إلَيْهِ
يُرِيدُ خَدِيعَتَهُ بِاسْتِلْحاقِهِ
وَقَدْ عَرَفْتُ أَنَّ مُعَاوِيَةَ کَتَبَ إِلَيْکَ يَسْتَزِلُّ لُبَّکَ، وَيَسْتَفِلُّ غَرْبَکَ، فَاحْذَرْهُ، فَإِنَّمَا هُوَ الشَّيْطَانُ: يَأْتِي الْمَرْءَ مِنْ بَيْنِ يَدَيْهِ وَمِنْ خَلْفِهِ، وَعَنْ يَمِينِهِ وَعَنْ شِمَالِهِ، لِيَقْتَحِمَ غَفْلَتَهُ، وَيَسْتَلِبَ غِرَّتَهُ. وَقَدْ کَانَ مِنْ أَبِي سُفْيَانَ فِي زَمَنِ عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ فَلْتَةٌ مِنْ حَدِيثِ النَّفْسِ، وَنَزْغَةٌ مِنْ نَزَغَاتِ الشَّيْطَانِ: لا يَثْبُتُ بِهَا نَسَبٌ، وَلا يُسْتَحَقُّ بِهَا إِرْثٌ، وَالْمُتَعَلِّقُ بِهَا کَالْوَاغِلِ الْمُدَفَّعِ، وَالنَّوْطِ الْمُذَبْذَبِ.
فَلَمَّا قَرَأَ زِيَادٌ الْکِتَابَ قَالَ: شَهِدَ بِهَا وَرَبِّ الْکَعْبَةِ، وَلَمْ تَزَلْ فِي نَفْسِهِ حَتَّى ادَّعَاهُ مُعَاوِيَةُ.
قال الرضي، قوله (عليه السلام): «الواغِل» هُوَ الَّذي يَهْجُمُ عَلَى الشُّرْبِ لِيَشْرِبَ مَعَهُمْ، وَلَيْسَ مِنْهُمْ، فَلا يَزالُ مُدَفِّعاً مُحاجِزآ. و«النَّوْطُ الْمُذَبْذَبِ»: هُوَ ما يُناطُ بِرَحْلِ الرّاکِبِ مِنْ قُعْبٍ أوْ قَدَحٍ أوْ ما أشْبَهَ ذلِکَ، فَهُوَ أَبَدآ يَتَقَلْقَلُ إذا حَثَّ ظَهْرَهُ وَاسْتَعْجَلَ سَيرُهُ.

İmam Ali (a.s), Muaviye’nin Ziyad b. Ebih’i2 kendisine kardeş ilan ettiği haberini alınca bu mektubu h. 39. yılında Ziyad’a yazmıştır:

 

Muaviye’nin; aklını çelmek seni zelil kılıp hataya düşürmek, kılıcını köreltmek için sana mektup yazdığını öğrendim. Ondan sakın! O, şeytanın ta kendisidir! İnsana önünden, arkasından, sağından, solundan gelir ve böylece onu gafil avlamak ve olgunlaşmamış aklını çelerek kapmak ister.

 

Ebu Süfyan’ın Ömer b. Hattab zamanında nefsine uyarak, şeytanın aldatmasına kapılarak söylediği bir sözle soy ispat edilmez, mirasa da hak kazandırmaz. Böyle bir sözle kendini bir soya bağlayanın durumu, o develerin içinde su içmeye çalışan ve diğer develer tarafından fark edilince kovulan yabancı deveye benzer ve aynı zamanda hareket eden bineğe asılan mataranın durumuna benzer ki, devamlı sallanır durur.

 

Ziyad, bu mektubu okuduktan sonra, “Kâbe’nin Rabbine andolsun, bu böyledir.”dedi. Lakin Muaviye iddiasında ısrar edip çağırınca uymamazlık etmedi.