وَمِن عَهدٍ لَهُ عَليهِ السَّلامُ
إلى بَعْضِ عُمَّالِهِ وَقَدْ بَعَثَهُ عَلَى الصَّدَقَةِ
Zekât toplamak için gönderdiği bazı memurlarına1yazdığı mektup:
Bu da zekât toplayan memurlara:
أَمَرَهُ بِتَقْوَى اللهِ فِي سَرَائِرِ أَمْرِهِ وَخَفِيَّاتِ عَمَلِهِ، حَيْثُ لا شَهِيدَ غَيْرُهُ، وَلا وَکِيلَ دُونَهُ. وَأَمَرَهُ أَلاَّ يَعْمَلَ بِشَيْءٍ مِنْ طَاعَةِ اللهِ فِيمَا ظَهَرَ فَيُخَالِفَ إِلَى غَيْرِهِ فِيمَا أَسَرَّ، وَمَنْ لَمْ يَخْتَلِفْ سِرُّهُ وَعَلانِيَتُهُ، وَفِعْلُهُ وَمَقَالَتُهُ، فَقَدْ أَدَّى الْأَمَانَةَ أَخْلَصَ الْعِبَادَةَ وَأَمَرَهُ أَلاَّ يَجْبَهَهُمْ وَلايَعْضَهَهُمْ، وَلا يَرْغَبَ عَنْهُمْ تَفَضُّلاً بِالْإِمَارَةِ عَلَيْهِمْ، فَإِنَّهُمُ الْإِخْوَانُ فِي الدِّينِ، وَالْأَعْوَانُ عَلَى اسْتِخْرَاجِ الْحُقُوقِ.
Ona gizli işlerinde ve gözlerden saklı fiillerinde, Allah’tan başka kimsenin görmediği ve O’ndan başka bir vekilin olmadığı yerlerde Allah’tan korkmasını emrediyorum.
Ona zahirde Allah’a itaat edip, gizlide tam tersini yapmamasını emrediyorum. Zira gizli ve açığı; söz ve ameli bir olanlar Allah’ın emanetini eda etmiş, ibadetlerinde ihlâslı davranmıştır. Halkı incitmemesini, yalancı saymamasını, iftirada bulunmamasını, onların emiri olduğu bahanesiyle onlardan yüz çevirmemesini emrediyorum. Zira onlar kendisinin din kardeşleri ve Allah’ın hakkını almada yardımcılarıdır.
Bu işe memûr olanın gizli olarak yaptığı, halktan gizlediği işlerde de, Allah o işlere tanık olduğu, onun her şeyini bildiği için ondan çekinmesini emrederim. Görünürde Allah’a itâat eder gibi işlerde bulunanın, gizli olarak ona aykırı harekette bulunmamasını buyururum. Gizli yaptığı işler açıkça yaptıklarına denk olan, işi sözüne uyan kişidir ki; emaneti edâ etmiştir, kullukta ihlâsa ermiştir.
Halkı horlamamasını, incitmemesini, sözlerini reddetmemesini, memûr olduğu iş yüzünden kendisini onlardan üstün görmemesini dilerim. Çünkü onlar da din kardeşleri-mizdir, hakları vermekteyse, yardımcılarımız.
وَإِنَّ لَکَ فِي هَذِهِ الصَّدَقَةِ نَصِيباً مَفْرُوضاً، وَحَقّاً مَعْلُوماً، وَشُرَکَاءَ أَهْلَ مَسْکَنَةٍ، وَضُعَفَاءَ ذَوِي فَاقَةٍ، وَإِنَّا مُوَفُّوکَ حَقَّکَ، فَوَفِّهِمْ حُقُوقَهُمْ، وَإِلاَّ تَفْعَلْ فَإِنَّکَ مِنْ أَکْثَرِ النَّاسِ خُصُوماً يَوْمَ الْقِيَامَةِ، وَبُوْسَى لِمَنْ ـ خَصْمُهُ عِنْدَ اللهِ ـ الْفُقَرَاءُ وَالْمَسَاکِينُ وَالسَّائِلُونَ وَالْمَدْفُوعُونَ وَالْغَارِمُونِ وَابْنُ السَّبِيلِ! وَمَنِ اسْتَهَانَ بِالْأَمَانَةِ وَرَتَعَ فِي الْخِيَانَةِ وَلَمْ يُنَزِّهَ نَفْسَهُ وَدِينَهُ عَنْهَا، فَقَدْ أَحَلَّ بِنَفْسِهِ الذُّلَّ وَالْخِزْيَ فِي الدُّنْيَا، وَهُوَ فِي الاْخِرَةِ أَذَلُّ وَأَخْزَى! وَإِنَّ أَعْظَمَ الْخِيَانَةِ خِيَانَةُ الْأُمَّةِ، وَأَفْظَعَ الْغِشِّ غِشُّ الْأَئِمَّةِ، وَالسَّلامُ.
Bu zekâtta, senin için de karar kılınmış bir payın ve bilinen bir hakkın vardır. Fakirlerden; takatten düşmüş, yoksul, zayıf kimselerden de ortakların var. Biz senin hakkına vefa göstermekteyiz, sen de onların hakkına vefalı ol. Eğer bunu yapmazsan, insanların pek çoğu kıyamet gününde düşmanın olur. Fakirler, miskinler, muhtaçlar, hakkından mahrum kalanlar, borçlular ve yolda kalmışların Allah katında düşmanı olduğu kimsenin vay hâline! Emanete değer vermeyip küçümseyen, hıyanetle geçimini sağlayıp, kendini ve dinini bunlardan temizlemeyen kimse, dünyada kendini horlamış ve rezilliğe düşürmüştür. Ahirette ise, daha zelil ve daha rezildir. Hıyanetin en büyüğü ümmete hıyanet etmek; hile ve sahtekârlığın en kötüsü ise imamlara ve önderlere yapılandır. Ve’s-Selâm.
Bu zekâtta senin de farz olan bir hakkın var; belli bir payın var; bu malda, yok yoksul kişilerden, yokluğa düşmüş zayıf adamlardan ortakların var. Biz senin hakkını tam olarak sana vermekteyiz; sen de tam olarak onların haklarını vermelisiniz. Bunu yapmazsan, kıyâmet gününde insanlardan pek çok düşmanın olur. Ne kötüdür o kişi ki Allah katında düşmanları yok yoksul kişiler, borçlular ve yolda kalanlar olsun.
Emaneti hor gören, hıyânete koyulan, kendini ve dînini bu kötü sıfatlardan arıtmayan bilsin ki dünyâda kendini hor hakir etmiştir, rezil rüsva olmuştur. Âhiretteyse daha da hor hakirdir, daha da rezil rüsva. Hıyânetin en büyüğü, ümmete hıyânet etmek, hîlenin en kötüsü, imâma hîle düzmektir vesselâm.