Amr b. As’ı kınayarak şöyle buyurmuştur:
Nabiğa’nın oğluna şaşarım; beni mizah ehli, şakacı ve halkı eğlendiren bir kişi olarak tanıtmış Şam halkına. Ama gerçekten batıl bir söz söyleyip günaha dalmıştır.
Bilin ki, sözlerin en kötüsü yalandır. O, konuştuğunda yalan söyler, söz verdiğinde sözünden döner. Kendisinden bir şey istendiğinde cimrilik edip vermez. Ama kendisi ister, bu isteğinde ısrar eder. Ahde hıyanet edip, akrabalığı gözetmez.
Savaş olduğunda işe kılıçlar bulaşmadan halkı kışkırtır. Kılıçlar çekilince de en büyük hilesi dönüp kıçını göstermesidir. Allah’a andolsun ölümü anmak, beni oyundan eğlenceden alıkoyar; ahireti unutmaksa onu hak söz söylemekten men eder. O, ancak az bir ücret vermesini şart koşarak Muaviye’ye biat ederek, bu az ücret karşılığında da dinini terk etti.
(Amr b. Âs hakkında buyurmuşlardır ki:)
Şaşarım Nâbıga’nın oğluna; Şamlılara beni, alay eder, eğlenir gider bir kişi olarak tanıtırmış, ben alay edermişim; oyunlara, eğlenceye dalarmışım. Olmayacak bir söz söyle-miştir, söylemiştir de günaha girmiştir; sözlerin kötüsü yalandır: Oysa söz eder, yalan söyler; söz verir, sözünden döner, kendisinden bir şey istenir, nekeslik eder, vermez; fakat kendisi ister, direndikçe direnir, istemekten vazgeçmez. Ahdine hıyânet eder; yakınlığa riâyet etmez, arayı keser gider.1 Savaşta, kılıçlar işe girişmeden önce halkı kışkırtır; emirler verir; kılıçlar çekildi mi en büyük hîlesi budur: Ardını döner, ayıp yerini gösterir.2
Bilin ki andolsun Allah’a, gerçekten de ölümü anış, beni oyundan, eğlenceden alıkor; gerçekten de âhireti unutuş, onu doğru söz söylemekten alıkor; gerçekten de o, Muâviye’ye de, kendisine bir bağışta bulunmasını, dinini terk etmesine karşılık bir bayağı rüşvet vermesini şart koşarak biat etti.3
…
1 – Nâbıga, Amr’ın anasının adıdır. Bu hanım, bir gece Ebû-Leheb, Ümeyye, Ebû-Süfyan ve Âs b. Vâil’le buluşmuş, çocuk doğunca bunların her biri benim oğlumdur iddiâsına girişmiş, sonunda Nâbıgıyı hakem yapmışlar, kendisine Âs baktığı için ondan olduğunu söylemiş, bu sûretle Amr b. Âs diye anılmıştır; fakat Amr, Ebû-Süfyân’a daha fazla benzerdi (Meşâhir’ünNisâ’dan naklen Fetret’ül İslâm, s.77, 5. not.)
2 – Sıffîn savaşında H. Emir (a.s), Muâviye’ye kendisiyle savaşmasını teklif etmiş, ikimizden biri ortadan kalkarsa iş biter, kan dökülmesinin önüne geçilir buyurmuştu. Amr, Âli doğru söylüyor, namusunu korumak için karşısına çık dedi. Muâviye, sen benim namusumu korumuyor, mevkiimi istiyorsun, sen çık dedi ve çıkmazsa onunla barışmayacağına da yemin etti. Amr, bunun üzerine çıkmak zorunda kaldı ve meydanda, “Ey Küfeliler, ey fitneciler, size bunu haber veriyorum ama Ebü’l-Hasan’ı görmüyorum” meâlinde bir beyit okudu. Emir’ül-Mü’minin aleyhisselâm meydana çıkıp “Evet, Ebü’l-Huseyn de benim, bunu bil, Ebü’l-Hasan da. İşte karşındayım” meâlinde bir beyit okuyup Amr’a hücum etti. Amr, yere düşünce, ardını açtı; Hazreti Emir bunun üzerine geri döndü (Nûr’ül-Ebsâr ve El-Kâmil’den naklen Fetret’ül-İslâm, s.133 ve aynı sahifenin 1 ve 2. notları).
3 – Amr Muâviye’ye, kendisine kaydı hayat şartıyla Mısır eyâletinin emaretinin verilmesini istemiş, bunun üzerine biat etmişti.