وَ مِنَ الْکَلَام لَه (عليه السلام) قالَهُ لِبَعْضِ أَصْحابِهِ لَمّا عَزَمَ عَلَى المَسِيرِ إِلَى الْخَوارِجِ وَ قَدْ قالَ لَهُ: إِنْ سِرْتَ يا أمِيرَالمُؤمِنِين فِي هذَا الْوَقْتِ خَشِيتُ أَلاَّ تَظْفَرَ بِمُرادِکَ مِنْ طَرِيقِ عِلْمِ النُّجومِ. فَقالَ عَلَيْهِ السَّلامُ: …
Haricîler’in üzerine yürümeye karar verince bu kararını arkadaşlarından birisine söylemiş, o arkadaşı şöyle demişti:
“Ey Müminlerin Emiri eğer şu zamanda onların üzerine yürürsen yıldız ilmine göre amacına erişemeyeceğinden korkuyorum.” Bunun üzerine Hz. Ali buyurdu ki:
أَتَزْعَمُ أَنَّکَ تَهْدِي إِلَى السَّاعَةِ الَّتِي مَنْ سَارَ فِيهَا صُرِفَ عَنْهُ السُّوءُ؟ وَ تُخَوِّفُ مِنَ السَّاعَةِ الَّتِي مَنْ سَارَ فِيهَا حَاقَ بِهِ آلضُّرُّ؟! فَمَنْ صَدَّقَکَ بِهذَا فَقَدْ کَذَّبَ آلْقُرْآنَ، وَ آسْتَغْنَى عَنِ آلاِسْتِعَانَةِ بِاللهِ فِي نَيْلِ آلْـمَحْبُوبِ وَ دَفْعِ آلْمَکْرُوهِ؛ وَ تَبْتَغِي فِي قَوْلِکَ لِلْعَامِلِ بِأَمْرِکَ أَنْ يُوَلِّيَکَ آلْحَمْدَ دُونَ رَبِّهِ، لِأَنَّکَ ـ بِزَعْمِکَ ـ أَنْتَ هَدَيْتَهُ إِلَى السَّاعَةِ الَّتِي نَالَ فِيهَا النَّفْعَ، وَ أَمِنَ الضُّرَّ!!
Sen insanı hareket ettiğinde kötülüklerden korunacakları bir zamana sevk ettiğini mi sanıyorsun? Yoksa hareket ettiği takdirde kendisini zararın kuşatacağı bir zamandan mı korkutuyorsun? Kim seni bu hâlinle tasdik ederse kuşkusuz ki o kimse Kur’ân’ı yalanlamıştır; kötülükleri defetmede ve iyiliklere ulaşmada Allah’tan yardım istemekten kendini müstağni görmüştür. Bu sözüne göre emrine itaat eden bir kimsenin Rabbini değil, seni övmesini istiyorsun. Çünkü sen zannına göre insanları kendilerine faydanın ulaştığı ve zarardan emin oldukları bir zamana çağırıyorsun
أَيُّهَا النَّاسُ، إِيَّاکُمْ وَ تَعَلُّمَ النُّجُومِ، إِلاَّ مَا يُهْتَدَى بِهِ فِي بَرٍّ أَوْ بَحْرٍ، فَإِنَّهَا تَدْعُو إِلَى آلْکَهَانَةِ، وَ آلْمُنَجِّمُ کَالْکَاهِنِ، وَ آلْکَاهِنُ کَالسَّاحِرِ، وَ السَّاحِرُ کَالْکَافِرِ! وَ آلْکَافِرُ فِي النَّارِ! سِيرُوا عَلَى آسْمِ اللهِ.
(Ali (a.s) sonra insanlara yöneldi ve şöyle dedi:)
Ey insanlar yıldız ilminden sakının. Karada ve denizde yol bulmak için öğrenirseniz o başka. Çünkü yıldız ilmi sizi
kâhinliğe sürükler. Müneccim de kâhin gibidir. Kâhin de sihirbaz gibidir, sihirbaz da kâfir gibidir; kâfir ise ateştedir. (Bırakın bunları da) Allah’ın ismiyle yürüyünüz.