وَمِن کلامٍ لَهَ عَلَيهِ السَّلامُ فِي تَعْلِيمِ الحَرْبِ وَالمُقَاتَلَةِ وَالمَشْهورُ أنَّهُ قالَهُ لاِصْحَابِهِ لَيْلَةَ الهَرِيرِ، أوْ اوَّلَ اللِّقاءِ بِصِفِّينَ
Hz. Ali Muaviye ile yaptığı savaşın en şiddetli bir gününde savaş metodu hakkında ashabına şöyle buyurdu:
مَعَاشِرَ الْمُسْلِمِينَ! آسْتَشْعِروُا الْخَشْيَةَ، وَ تَجَلْبَبوُا السَّکِينَةَ، وَعَضُّوا عَلَى النَّوَاجِذِ، فَإِنَّهُ أَنْبَى لِلسُّيُوفِ عَنِ الْهَامِ وَأَکْمِلُوا اللاَّْمَةَ، وَقَلْقِلُوا السُّيُوفَ فِي أَغْمَادِهَا قَبْلَ سَلِّهَا وَالْحَظُوا الْخَزْرَ، وَاطْعُنُوا الشَّزْرَ، وَنَافِحُوا بِالظُّبَا، وَ صِلُوا السُّيُوفَ بِالْخُطَا.
Ey Müslümanlar Allah’tan korku ve haşyeti şiar edinin, sükûn ve huzuru giyinin, dişlerinizi sıkın; çünkü bu kılıçları başlardan en iyi şekilde defeder, uzaklaştırır. Zırhınızı kâmil bir şekilde giyinin. Kılıçlarınızı çekmedens önce kınlarındayken oynatın (ki gerektiğinde rahatça çekebilesiniz.) Gözlerinizin ucuyla şiddetle bakın. Sağa sola mızrak vurup saldırın. Adımlarınızı ileri atarak kılıçlarınızın keskin ucuyla vurun.
(Gene savaş esnasında buyurdular ki:)
Ey Müslümanlar, Allah korkusuna bürünün, iman kuvvetine sarılın; dişlerinizi sıkın, çünkü direniş, başlarınızdan kılıçları defeder. Zırhlarınızı giyinin, hiçbir yeriniz açık kalmasın; kılıçlarınızı sıyırmadan önce, kınlarındayken oynatın. Gözlerinizin ucuyla, şiddetle bakın; sağa sola mızrak vurup saldırın; adımlarınızı ileri atarak kılıçlarınızı vurun.
وَاعْلَمُوا أَنَّکُمْ بِعَيْنِ اللّهِ، وَ مَعَ ابْنِ عَمِّ رَسُولِ اللّهِ [صَلَّى اللّهُ عَلَيْهِ] فَعَاوِدُوا الْکَرَّ، واسْتَحْيُوا مِنَ الْفَرِّ، فَإِنَّهُ عَارٌ فِي الْأَعْقَابِ، وَ نَارٌ يَوْمَ الْحِسَابِ. وَطِيبُوا عَنْ أَنْفُسِکُمْ نَفْسآ، وَامْشُوا إِلَى الْمَوْتِ مَشْيآ سُجُحاً، وَ عَلَيْکُمْ بِهذَا السَّوَادِ الْأَعْظَمِ، وَ الرِّوَاقِ الْمُطَنَّبِ، فَاضْرِبُوا ثَبَجَهُ، فَإِنَّ الشَّيْطَانَ کَامِنٌ فِي کِسْرِهِ، وَ قَدْ قَدَّمَ لِلْوَثْبَةِ يَدآ، وَ أَخَّرَ لِلنُّکُوصِ رِجْلاً. فَصَمْدآ صَمْدآ! حَتَّى يَنْجَلِىَ لَکُمْ عَمُودُ الْحَقِّ (وَ أَنْتُمُ الْأَعْلَوْنَ، وَ اللّهُ مَعَکُمْ وَلَنْ يَتِرَکُمْ أَعْمَالَکُمْ).
Bilin ki, siz Allah’ın nazarı altındasınız ve Resulullah’ın (s.a.a) amcasının oğluyla birliktesiniz. Birbiri ardınca-sürekli saldırın ve kaçmaktan utanın. Zira kaçmak geridekiler (çocuklarınız) için bir utanç ve hesap günü için de bir ateştir.
(Savaşta) Ruhunuzun bedenden ayrılmasından hoşlanın ve ölüme kolayca, sevinerek-gülerek yürüyün. Bu büyük siyaha (Muaviye’nin büyük ordusuna) saldırın ve şu kurulmuş çadıra doğru ilerleyin, ortasından vurun. Zira şeytan oranın
bir köşesinde gizlidir. Sıçrayıp saldırmak için ellerini önde, dönüp kaçmak için de ayaklarını geride tutmuş bir hâldedir.
O hâlde direnin; direnin ki sizler için hak direği açığa çıksın. “Siz üstünsünüz; Allah sizinle birliktedir, O amellerinizi asla eksiltmeyecektir.”1
…
1- Muhammed/35
Bilin ki siz Allah’ın yardımına mazharsınız; Rasûlullah’ın amcasının oğluyla berabersiniz. Dönüp dönüp hücum edin, kaçmaktan utanın; çünkü o, suyunuzca sürecek bir utançtır. Ardından da soru günü azap vardır. Canla başla savaşın, savaşmaktan hoşlanın, ölüme gülerek, sevinerek koşun. Şu
çoğunluğa saldırın, şu kurulmuş çadıra yürüyün; çünkü Şeytan ordadır; fırsat bulursa elini uzatıp tutmak, güce gelirse adımını atıp kaçmak üzeredir. Ercesine yürüyün ki gerçeğin direği karanlıktan kurtulup belirsin; “Allah sizinledir ve yaptıklarınızın sevabı, hiç azaltılmamaktadır.” (47, Muhammed s.a.a, 35).