Nehcü’l-Belâğa

Hutbe 57 – Kendi Ashabına

وَمِن کلامٍ لَهَ عَلَيهِ السَّلامُ
فِي صِفَةِ رَجُلٍ مَذْمُومٍ، ثُمَّ فِي فَضْلِهِ هُوَ (عليه السلام)
أَمَّا إنَّهُ سَيَظْهَرُ عَلَيْکُمْ بَعْدِي رَجُلٌ رَحْبُ آلْبُلْعُومِ، مُنْدَحِقُ الْبَطْنِ، يَأکُلُ مَايَجِدُ، وَيَطْلُبُ مَا لاَيَجِدُ، فَاقْتُلُوهُ، وَلَنْ تَقْتُلُوهُ! أَلاَ وَإِنَّهُ سَيَأمُرُکُمْ بِسَبِّي وَآلْبَرَاءَةِ مِنِّي؛ فَأَمَّا السَّبُّ فَسُبُّونِي، فَإِنَّهُ لي زَکاةٌ، وَلَکُمْ نَجَاةٌ، وَأَمَّا آلْبَراءَةُ فَلاَ تَتَبَرَّأُوا مِنِّي؛ فَإِنِّي وُلِدْتُ عَلَى آلْفِطْرَةِ، وَسَبَقْتُ إِلَى آلْإِيمَانِ وَآلْهِجْرَةِ.

Hz. Ali bu hutbesinde Kûfe ehlinin başına gelecekleri ve bu ortamda takınmaları gereken tavırları beyan ederek şöyle buyurmaktadır:

Benden sonra size boğazı geniş mi geniş, karnı şiş mi şiş göbekli biri (Muaviye) hâkim olacaktır. O bulduğunu yer, bulmadığını ister. Onu öldürün, (ama asla) öldüremezsiniz.

 

Bilin ki, o beni sövmenizi emredecek size, teberri etmenizi (benden uzak olduğunuzu söylemenizi) isteyecek sizden. Sövmeye gelince, sövün. Zira bu benim temizlenmemi (makamımın yücelmesini) arttırır, sizi de (ölümden) kurtarır. Benden teberri etmenize gelince sakın benden teberri etmeyin. Zira ben (İslâm) fıtratı üzere doğdum. İman ve hicrette, önceliğim var benim.