وَمِن خُطبَةٍ لَهَ عَلَيهِ السَّلامُ
فِي ذِکْرى يَوْمِ النَّحْرِ وَصِفَةِ الأُضْحِيَّةِ
وَمِنْ تَمَامِ آلْأُضحِيَةِ آسْتِشْرَافُ أُذُنِهَا، وَسَلاَمَةُ عَيْنِهَا، فَإِذَا سَلِمَتِ آلْأُذُنُ وَآلْعَيْنُ سَلِمَتِ آلْأُضْحِيَةُ وَتَمَّتْ، وَلَوْ کَانَتْ عَضْبَاءَ آلْقَرْنِ تَجُرُّ رِجْلَهَا إِلَى آلمَنْسَکِ.
Mina’da kesilen kurban hakkında şöyle buyurmaktadır:
Bilin ki, kurban edeceğiniz hayvanın şartlarından biri kulağının sağlam olması (kesik veya yarık olmaması) ve gözlerinin sağlam-salim olmasıdır. O hâlde eğer kulağı ve yüzü kusursuz-tam olursa kurban edilmesi sahih ve doğrudur; her ne kadar boynuzu kırık veya kurban edileceği yere giderken aksak-aksak yürüse de.