وَمِن کلامٍ لَهَ عَلَيهِ السَّلامُ
وَفِيهِ يُحَذِّرُ مِنِ اتِّبَاعِ الهَوى وَطُولِ الْأَمَلِ فِي الدُّنْيا
Hz. Ali nefsin heva hevesine uymayı ve uzun emellere kapılmayı kınayarak şöyle buyuruyor:
أَيُّهَا النَّاسُ، إِنَّ أَخْوَفَ مَا أَخَافُ عَلَيْکُمُ آثْنَانِ: آتِّبَاعُ الْهَوَى، وَطُولُ الْأَمَلِ، فَأَمَّا آتِّبَاعُ الْهَوَى فَيَصُدُّ عَنِ الْحَقِّ، وَأَمَّا طُولُ الْأَمَلِ فَيُنْسِي الاْخِرَةَ.
Ey insanlar sizin için korktuğum şeylerin en korkuncu iki şeydir: Heva-heveslere uymak ve uzun emellere-dileklere kapılmak. Heva heveslere uymak insanı haktan alıkoyar. Uzun emeller-dilekler ise insana ahireti unutturur.
Ey insanlar, sizin için korktuğum şeylerin en korkuncu iki şeydir: Hevâ ve hevese uymak, olmayacak uzun dileklere kapılmak. Hevâ ve hevese uymak insanı haktan alıkoyar; uzun dileklere kapılmak âhireti unutturur.
أَلاَ وَإنَّ الدُّنْيَا قَدْ وَلَّتْ حَذَّاءَ؛ فَلَمْ يَبْقَ مِنْهَا إِلاَّ صُبَابَةٌ کَصُبَابَةِ آلاْنَاءِ آصْطَبَّهَا صَابُّهَا. أَلاَ وَإِنَّ آلاْخِرَةَ قَدْ أَقْبَلَتْ، وَلِکُلٍّ مِنْهُمَا بَنُونَ، فَکُونُوا مِنْ أَبْنَاءِ آلاْخِرَةِ، وَلاَتَکُونُوا مِنْ أَبْنَاءِ الدُّنْيَا، فَإِنَّ کُلَّ وَلَدٍ سَيُلْحَقُ بِأَبِيهِ يَوْمَ آلْقِيَامَةِ، وَإِنَّ الْيَوْمَ عَمَلٌ وَلاَحِسَابَ، وَغَدآ حِسَابٌ، وَلاَعَمَلَ.
Bilin şüphesiz hızla dünya ardını döndü, gitti. Ondan geriye kalan dökülmüş bir bardakta geriye kalan su damlacıklardır.
Bilin ki ahiret yönelmiştir-yakındır. Dünyanın da ahiretin de çocukları vardır. Siz ahiretin çocukları olun, dünyanın çocukları olmayın.
Şüphesiz her çocuk kıyamette annesine katılacaktır. Bugün amel günüdür, hesap değil. Yarın ise hesap günüdür, amel değil.
Duyun, bilin ki dünya ardını döndü, gitti gider; ondan kalan, içilmiş, sonra da baş aşağı çevrilmiş kaptan sızacak bir kaç katredir ancak; dökülür, yiter.
Duyun, bilin ki âhiret, yönelmiştir, geldi-gelecek. Her birinin de oğulları var; siz âhiret oğulları olun; dünya oğulları olmayın; çünkü kıyâmet günü, her çocuk anasına katılacak. Bugün iş günüdür, soru günü değil; yarınsa soru günüdür, iş günü değil.