وَمِن کلامٍ لَهَ عَلَيهِ السَّلامُ
يَجْرِي مَجْرى الخُطْبَةِ، وفِيهِ يَذْکُرُ فَضَائِلَهُ (عليه السلام) قَالَهُ بَعْدَ وَقْعَةِ النَّهْرَوانِ
Bu hutbe de Hz. Ali’nin Nehrevan savaşından sonra okuduğu uzun hutbenin özeti konumundadır. Hz. Ali bu hutbesinde kendi hâlini beyan ederek şöyle buyuruyor:
فَقُمْتُ بِالْأَمْرِ حِينَ فَشِلُوا وَتَطَلَّعْتُ حِينَ تَقَبَّعُوا، وَنَطَقْتُ حِينَ تَعْتَعُوا،وَمَضَيْتُ بِنُورِاللهِ حِينَ وَقَفُوا. وَکُنْتُ أَخْفَضَهُمْ صَوْتآ، وَأَعْلاَهُمْ فَوْتآ، فَطِرْتُ بِعِنَانِهَا، وَآسْتَبْدَدْتُ بِرِهَانِهَا، کَالْجَبَلِ لاَتُحَرِّکُهُ الْقَوَاصِفُ، وَلاَتُزِيلُهُ الْعَوَاصِفُ. لَمْ يَکُنْ لِأَحَدٍ فِيَّ مَهْمَزٌ وَلاَ لِقَائِلٍ فِيَّ مَغْمَزٌ.
Güçleri-kuvvetleri yokken ben işe koyuldum. Onlar başlarını yakalarının içine sokmuşlarken (gizlenmişlerken), ben kendimi açık bir şekilde ortaya attım. Onlar dilsizlerken, ben konuştum. Onlar durmuşken, ben Allah’ın nuruyla geçip gittim. Herkesten daha sessiz, ama öne geçmede herkesten daha üstündüm. Faziletlerin dizginini tutarak uçtum ve o faziletlerin ödülünü ben aldım. Şiddetli rüzgârların yerinden kıpırdatamadığı, kasırgaların söküp atamadığı bir dağ gibiydim. Hiç kimse yüzüme karşı veya ardımdan bir ayıbımıkusurumu söyleyemez, beni kınayamazdı.
Onların güçleri kuvvetleri yokken ben kalktım, yardıma koştum: onlar başlarını hırkalarının yakalarına sokmuşlar-ken ben kendimi meydana attım; onlar sözden kalmışlarken ben konuştum; onlar durupdururlarken ben Allah ışığıyla karanlıkları aştım. Gene de en hafif konuşanları bendim; kendini en fazla göstermemeye çalışanları bendim. Gemi salıverip atımı koşturdum atımı koşturdum; öndülü alıp koştum. Bir dağgibiydim ki yeller onu yerinden kıpırdatamaz; kasırgalar onu söküp atamaz. Hiçkimsenin gücü yoktu ki yüzüme karşı bir ayıbımı söyleyebilsin; kimsenin haddi değildi ki ardımdan beni kınasın.
الذَّلِيلُ عِنْدِي عَزِيزٌ حَتَّى آخُذَ الْحَقَّ لَهُ، وَالْقَوِيُّ عِنْدِي ضَعِيفٌ حَتَّى آخُذَ الْحَقَّ مِنْهُ. رَضِينَا عَنِ اللهِ قَضَاءَهُ وَسَلَّمْنَا لِلهِ أَمْرَهُ.
Düşkün kimse benim nezdimde hakkını (zalimden) alıncaya dek aziz ve üstündür. Güçlü-kuvvetli olan kimse benim nezdimde hakkı ondan alıncaya dek güçsüz ve zayıftır. Biz Allah’ın kaza ve kaderinden hoşnutuz ve O’nun emirlerine teslimiz.
Aşağılık bir hale düşen, benim katımda yüceydi, üstündü; ona zulmedenden hakkını alırdım ben. Kuvvetli olan, benim katımda zayıftı; mazlûmun hakkını alırdım ondan. Allah’ın kazâsına razı olduk; emrine teslim olup itâatte bulunduk.
أَتَرَاني أَکْذِبُ عَلَى رَسُولِ اللهِ (صلي الله عليه و آله)؟ وَاللهِ لَأَنَا أَوَّلُ مَنْ صَدَّقَهُ، فَلاَ أَکُونُ أَوَّلَ مَنْ کَذَبَ عَلَيْهِ. فَنَظَرْتُ فِي أَمْرِي، فَإِذَا طَاعَتِي قَدْ سَبَقَتْ بَيْعَتِي، وَإِذَا الْميِثَاقُ فِي عُنُقِي لِغَيْرِي.
Hiç gördün mü Allah’ın Elçisine (s.a.a) yalan isnad edeyim? Allah’a yemin olsun ki ben onu tasdik eden ilk kimseydim. O hâlde Resulullah’ı vefatından sonra ilk inkâr/tekzib eden ben olamam.
Kendi işime baktım… Gördüm ki (Peygamber’in emrine) itaat, (halifeye zorla) biatten daha öncelikli ve gereklidir ve (İslâm’ı koruma için Peygambere verdiğim) söz/misak henüz boynumdadır.
Hiç gördün mü Allah’ın elçisine, Allah’ın salâtı O’na ve soyuna olsun, yalan isnâd edeyim, O’na iftirâda bulunayım? And olsun Allah’a O’nu ilk gerçekleyen kişiyim ben; O’na yalan isnâd eden ilk kişi olmam ben. Yapacağım işe baktım; verdiğim sözü hatırladım, tuttum; biat
ettim.1
…
1 – Hazret-i Rasûl-i Ekrem’e (s.a.a) ilk imân eden, erkeklerden Emir’ülMü’minin (a.s), kadınlardan zevceleri Hazret-i Hadice’dir (r.a). Bunda; “Tirmizî, Müstekder-i Sahîhayn, Müsned, Kenz’ül-Ummâl” gibi hadis kitaplarıyla “İsâbe, İstiâb, Üsd’ül-Gaabe” gibi sahâbenin hâl tercemele-rini bildiren kitaplar, tarihler müttefiktir. Neseî, “Hasâis”inde Ali’nin (a.s) “Ben Allah’ın kuluyum, Rasûlullah’ın kardeşiyim, Sıddıyk-ı Ekber benim; insanlardan yedi yıl önce îman ettim ben” dediğini kaydeder (S.3). İbn-i Mâce’nin “Sahîh”inde de aynı meâlde bir hadis vardır (s.12). Üsd’ül-Gaabe, Ebû Eyyub’ül- Ansârî’den, Hz. Peygamberin (s.a.a), “Melekler bana ve Ali’ye yedi yıl salâvat getirdiler; çünkü benimle ondan başka (Hadice müstesna) namaz kılan yoktu” buyurduğunu rivâyet eder (c.4, s.18). Bu sözlerde, Hz. Rasûl’ün (s.a.a) vefatlarından sonraki olaylara, yâhut Osman’ın şehâdetinden sonraki biate de işaret vardır.