وَ مِنْ خُطْبَةٍ لَهُ (عليه السلام)
وَ فِيها يَصِفُ الْعَرَبَ قَبْلَ البِعْثَةِ، ثُمَّ يَصِفُ حَالَهُ قَبْلَ البَيْعَةِ لَهُ
Hz. Ali Haricîler ile savaşmak için Nehrevan’a doğru hareket etmeden önce okuduğu bu hutbesinde şöyle buyurmaktadır:
(Sıffin savaşından önce)
اِنَّ اللهَ بَعَثَ مُحَمّدآ (صلي الله عليه و آله)، نَذيرآ لِلْعالَمِينَ، وَ أَمينآ عَلَى التَّنْزِيلِ، وَ أَنْتُمْ ـ مَعْشَرَ الْعَرَبِ! عَلَى شَرِّ دِينٍ، وَ فِي شَرِّ دارٍ، مُنِيخُونَ بَيْنَ حِجَارَةٍ خُشْنٍ، وَ حَيَّاتٍ صُمٍّ، تَشرَبُونَ الْکَدِرَ وَ تَأکُلُونَ الْجَشِبَ، وَ تَسْفِکُونَ دِمَاءَکُمْ وَ تَقْطَعُونَ أرْحَامَکُمْ. أَلاْصْنامُ فِيکُمْ مَنْصُوبَةٌ، وَ الآثامُ بِکُمْ مَعْصُوبَةٌ.
Allah-u Teâlâ Muhammed’i âlemleri korkutmak-sakındırmak ve indirdiği hükümleri emin bir hâlde korumak için gönderdi.
Siz Arap toplumu en kötü bir din üzereydiniz ve en kötü bir yeri yurt/ev edinmiştiniz. Sarp taşlar/kayalar ve (seslerden ürkmeyen) zehirli yılanlar vardı çevrenizde/yöre-nizde. Bulanık/pis sular içiyor, (kertenkele, hurma çekirdeğinden yapılan un gibi) sert şeyler yiyor, birbirinizin kanını döküyor, yakınlık hakkını gözetmiyordunuz. Putlarınız aranızda dikilmiş, günah işliyor, çekinmiyordunuz.
Gerçekten de Allah, Muhammed’i sallallahu aleyhi ve âlihi vesellem, âlemleri korkutmak, indirdiği hükümleri emin olarak korumak üzere gönderdi. Ey Arap toplumu, o zaman siz, en kötü bir yol-yordam tutmuştunuz; en kötü bir yeri yurt edinmiştiniz. Sarp taşlar, kayalar vardı yanı-nızda, yörenizde; zehirli yılanlar vardı çevrenizde. Bulanık sular içmedeydiniz; kötü yemekler yemedeydiniz; birbirinizin kanını döküyordunuz; yakınlık bile gözetmiyordunuz. Aranızda putlar dikilmişti, tapıyordunuz; suçlar işliyordunuz, çekinmiyordunuz.
فَنَظَرْتُ فَإِذَا لَيْسَ لِي مُعِينٌ إِلاَّ أَهْلُ بَيْتِي، فَضَنِنْتُ بِهِمْ عَنِ آلْمَوْتِ، وَ أَغْضَيْتُ عَلَى آلْقَذَى، وَ شَرِبْتُ عَلَى الشَّجَا، وَ صَبَرْتُ عَلَى أَخْذِ آلْکَظَمِ، وَ عَلَى أَمَرَّ مِنْ طَعْمِ الْعَلْقَمِ.
…Baktım Ehlibeyt’imden başka yardımcı göremedim, onların ölümüne razı olmadım ve diken dolu gözlerimi yumdum.
Kemik saplanmış boğazımla (olayları) yudumladım. Sinirlerime hâkim oldum ve zakkumdan acı suyu tatma hususunda sabrettim.
(Bu hutbeden):
Gördüm ki Ehlibeytimden yardımcım yok, onları ölüme sürmedim; çerçöpe karşı gözümü yumdum; boğazıma oturan şerbeti yuttum; öfkemi yendim; zakkumdan da acı olan o mihnete dayandım.
وَ منها: وَ لَمْ يُبَايِعْ حَتَّى شَرَطَ أَنْ يُؤْتِيهِ عَلَى آلْبَيْعَةِ ثَمَنآ، فَلاَ ظَفِرَتْ يَدُ الْبايِعِ، وَ خَزِيَتْ أَمَانَةُ آلْمُبْتَاعِ، فَخُذُوا لِلْحَرْبِ أُهْبَتَهَا، وَ أَعِدُّوا لَهَا عُدَّتَهَا، فَقَدْ شَبَّ لَظَاهَا، وَ عَلاَ سَنَاهَا، وَ آسْتَشْعِرُوا آلصَّبْرَ، فَإِنَّهُ أَدْعَى إِلَى النَّصْرِ.
…Bir değer şart koşmadıkça biat etmedi. Bu uğursuz ticarette satıcı asla zafere erişmemiş ve alıcının sermayesi rezalete sürüklenmiştir.
O hâlde (Amr da Muaviye’nin tarafına geçtiği için artık) savaşa hazırlanın ve savaş hazırlıklarını görün ki savaş ateşi alevlendi ve ışığı yükseldi. Sabırlı olun; zira düşmana galib gelmenin ve zaferin en önemli yolu sabretmektir.
(Bu hutbede Amr b. Âs hakkında buyurmuşlardır ki:)
O, biatine karşılık bir para almayı şart koşmadıkça biat etmedi; fakat ne o biat edenin eli üstün olur; ne biat eden rezillikten kurtulur.1
Artık savaş için hazırlanın; savaşa gerekli olan şeyleri derleyip toplamaya bakın; çünkü ateşi yalımdandı artık, ışığı yüceldi artık.
…
1 – Amr, Muâviye’ye, kendisine Mısır’a vâli tayinini şart koşarak biat etmiştir; ona işaret buyuruyorlar.