Sürekli Muaviye’nin askerlerinin şehirleri birbiri ardınca ele geçirdiği haberleri geliyordu. Muaviye’nin gönderdiği Busr b. Ebi Ertat komutasındaki askerler Yemen’e girince Hz. Ali’nin Yemen valileri Ubeydullah b. Abbas ve Said b. Nemran şehri terk ederek Kufe’ye Hz. Ali’nin yanına vardılar. Yemen’de Osman’ın taraftarı olan bir grub, birtakım maslahatlar üzere Hz. Ali’ye biat etmişlerse de Irak halkı muhalefete kalkınca, Hz. Ali’nin Mısır valisi Muhammed b. Ebi Bekir öldürülünce ve Şam ehlinin zulmü artınca, bu olayları fırsat bilerek Hz. Ali’nin bu iki valisine muhalefet ettiler. Hz. Ali bunu duyunca hemen bir mektup yazarak onları tehdid etti. Onlar ise, Hz. Ali’den bu iki valiyi azletmesini, aksi takdirde kendisine biat etmeyeceklerini söylediler ve Hz. Ali’nin gönderdiği mektubu Muaviye’ye göndererek durumu ona da bildirdiler. Muaviye de hemen bu durumu değerlendirerek fitneci ve
kan dökücü birisi olan Busr b. Ebî Ertat’ı onların yardımına gönderdi. Busr San’a şehrine girince Hz. Ali’nin iki valisi Ubeydullah ve Said, Abdullah-i Sakafî’yi yerlerine geçirerek oradan kaçıp Kûfe’ye doğru yola koyuldular. Busr ise Abdullah-i Sakafî’yi katletti. Hz. Ali San’a’yı bırakıp kaçan bu iki valisini Busr ile savaşmadığı için kınadı. İki vali birtakım özürler, bahaneler ileri sürdüler. Hz. Ali ashabının cihat hususundaki tembelliği ve emrine muhalefeti nedeniyle oldukça üzgün bir hâlde minbere çıkarak şöyle buyurdu:
Hutbe 25 – Sadakatsiz dostlar