وَمِن کلامٍ لَهُ عَليهِ السَّلامُ
قالَهُ لِعَبْدِ اللهِ بْنِ الْعَبَّاسِ؛ وَقَدْ جاءَهُ بِرِسالَةٍ مِنْ عُثْمانٍ، وَهُوَ مَحصُورٌ يَسْأَلُهُ فِيهَا الْخُرُوجَ إلى مالِهِ بِيَنْبُعٍ، لِيُقَلَّ هَتْفَ النّاسِ بِاسْمِهِ خِلافَةً، بَعْدَ أنْ کانَ سَأَلَهُ مِثْلَ ذلِکَ مِنْ قَبْلُ، فَقالَ (عليه السلام):
يَا ابْنَ عَبَّاسٍ، مَا يُرِيدُ عُثْمَانُ إِلاَّ أَنْ يَجْعَلَنِي جَمَلاً نَاضِحاً بِالْغَرْبِ: أَقْبِلْ وَ أَدْبِرْ! بَعَثَ إِلَيَّ أَنْ أَخْرُجَ، ثُمَّ بَعَثَ إِلَيَّ أَنْ أَقْدُمَ، ثُمَّ هُوَ الاْنَ يَبْعَثُ إِلَيَّ أَنْ أَخْرُجَ! وَ اللَّهِ لَقَدْ دَفَعْتُ عَنْهُ حَتَّى خَشِيتُ أَنْ أَکُونَ آثِماً.
Osman, kuşatıldığı zaman Abdullah b. Abbas’ı Hz. Ali’ye göndermiş hilafet konusunda halka ismini unutturmak için varını yoğunu toplayıp Yenbu’a gitmesini istemişti. Daha önce de bu çeşit isteklerde bulunmuştu. Hz. Ali, Yenbu’a gittikten sonra da bu kez yardım için gelmesini istemiş, bu iş defalarca tekrarlanıp durmuştu. Bunun üzerine Hz. Ali (a.s) şöyle buyurdu:
Ey İbn Abbas! Osman beni tarla sulamak için büyük kovalarla su taşımak için gelip giden devenin durumuna getirmekten başka bir şey istemiyor! Önce çıkıp gitmem için haber yolluyor; sonra da gelmemi istiyor. Şimdi, yine çıkıp gitmem için haber gönderiyor. Allah’a andolsun günahkâr olmaktan
korkacak kadar onu savundum.
Osman, kuşatıldığı sırada Abdullah b. Abbas’ı Hazrete göndermiş, halka adını unutturmak, hilâfet hususunda onu anmamalarını sağlamak için nesi varsa alıp Yenbu’a gitmesini istemişti; bundan önce de bu çeşit dileklerde bulunmuştu. Hazret buyurdular ki:
Ey Abbas oğlu, Osman beni, tarlayı sulamak için su taşıyan deveye benzetmek istiyor; gideyim, geleyim. Git diye haber yolluyor; sonra haber geliyor, gel diyor; şimdi de gene git diye haber salıyor. Andolsun Allah’a ki aleyhine kalkışanları, suçlu olacağımdan korkacak bir dereceye dek yatıştırdım.(1)
…
1 – Halk, Hz. Ali’ye, Emir’ül-Müminin diye hitap ediyordu; Osman’sa o sırada evi kuşatılmış bir haldeydi. Abdullah b. Abbas’la, Hazretin Yenbu’a gitmesi için haber gönderdi. Hazret gittikten sonra, kendisine yardım etmesi için gelmesini reca etti. Hazret geldikten sonra tekrar gitmesini emretti. Bu söz, o münasebetle söylenmiştir (Muhammed Abduh Şerhi, 2. s.232- 233, 1. not, Kazvinî Şerhi, 3. s.41).