وَمِن کلامٍ لَهُ عَليهِ السَّلامُ فِي الْمُسارَعَةِ إِلَى الْعَمَلِ
Hz. Ali (a.s) bu hutbesinde dostlarını salih amele davet etmektedir:
فَاعْمَلُوا وَ أَنْتُمْ فِي نَفَسِ الْبَقَاءِ، وَ الصُّحُفُ مَنْشُورَةٌ، وَ التَّوْبَةُ مَبْسُوطَةٌ، وَ الْمُدْبِرُ يُدْعَى وَ الْمُسِيءُ يُرْجَى، قَبْلَ أَنْ يَخْمُدَ الْعَمَلُ، وَيَنْقَطِعَ الْمَهَلُ، وَ يَنْقَضِيَ الْأَجَلُ، وَ يُسَدَّ بَابُ التَّوْبَةِ، وَتَصْعَدَ الْمَلائِکَةُ.
Henüz hayatınızı sürdürürken, amel defterleri açıkken, tövbe yolu genişken, Allah’a itaatten kaçınanlar Allah’a davet edilirken, kötülerin dönüş ümidi kesilmemişken, amel kandili sönmemişken, süre dolmamışken, ecel çatmamışken, tövbe kapısı kapanmamışken ve melekler göğe yükselirken (fırsatı
ganimet bilip) amel ediniz.
فَأَخَذَ امْرُوٌ مِنْ نَفْسِهِ لِنَفْسِهِ، وَ أَخَذَ مِنْ حَيٍّ لِمَيِّتٍ، وَ مِنْ فَانٍ لِبَاقٍ، وَ مِنْ ذَاهِبٍ لِدَائِمٍ. امْرُوٌ خَافَ اللَّهَ وَ هُوَ مُعَمَّرٌ إِلَى أَجَلِهِ، وَ مَنْظُورٌ إِلَى عَمَلِهِ. امْرُوٌ أَلْجَمَ نَفْسَهُ بِلِجَامِهَا، وَ زَمَّهَا بِزِمَامِهَا، فَأَمْسَکَهَا بِلِجَامِهَا عَنْ مَعَاصِي اللَّهِ، وَ قَادَهَا بِزِمَامِهَا إِلَى طَاعَةِ اللَّهِ.
Kişi kendi çabasıyla, yaşadığı günlerden ölümden sonrası için, fani dünyadan baki olan yurdu için ve geçici dünyadan daimi olan ahireti için kendisine azık almalıdır. Hakeza insan bütün ömrü boyunca Allah’tan korkmalıdır. Zira ona amel için bir fırsat verilmiştir. Aynı şekilde insan asi nefsini gemlemeli, dizginlerini eline almalı, Allah’a isyandan alıkoymalıdır. Bu yolla onu isyandan Allah’a itaate sevk etmelidir.