وَمِن دُعَاءٍ لَهُ عَليهِ السَّلامُ
کانَ يَدْعُو بِهِ کَثِيرآ
Bu hutbede sürekli yaptığı şekliyle Allah’a şöyle dua etmektedir:
الْحَمْدُ لِلّهِ آلَّذِي لَمْ يُصْبِحْ بِي مَيِّتاً وَ لا سَقِيماً، وَ لا مَضْرُوباً عَلَى عُرُوقِي بِسُوءٍ، وَ لا مَأْخُوذاً بِأَسْوَإِ عَمَلِي، وَ لا مَقْطُوعاً دَابِرِي، وَلامُرْتَدًّا عَنْ دِينِي، وَ لا مُنْکِراً لِرَبِّي، وَ لا مُسْتَوْحِشاً مِنْ إِيمَانِي، وَلامُلْتَبِساً عَقْلِي، وَ لا مُعَذَّباً بِعَذَابِ آلْأُمَمِ مِنْ قَبْلِي. أَصْبَحْتُ عَبْداً مَمْلُوکاً ظَالِماً لِنَفْسِي، لَکَ آلْحُجَّةُ عَلَيَّ وَ لا حُجَّةَ لي. وَ لا أَسْتَطِيعُ أَنْ آخُذَ إِلاَّ مَا أَعْطَيْتَنِي، وَ لا أَتَّقِي إِلاَّ مَا وَقَيْتَنِي.
Hamd; beni geçmiş ümmetlerin azabıyla azaplandırmadan, aklımı kaybetmeden, imanımdan paniğe kapılmadan, Rabbime inkârcı, dinimde mürted olmadan, soyumu kesmeden, kötü işlerimle cezalandırmadan, damarlarıma kötü bir afet bulaşmadan, hastalanmadan ve ölmeden sabaha çıkaran Allah’a mahsustur. Hükmedilen bir kul olarak, nefsime zulmederek sabahladım. Allah’ım, benim üzerimde hüccetin var; benim sana karşı bir hüccetim yok. Ancak bana verdiğini almaya, beni koruduğundan korunmaya güç yetirebiliyorum.
Hamdolsun Allah’a ki beni ölü olarak hastalandırarak, damarlarıma bir kötülük vermeden, kötü işlerimle beni azaplandırmadan, beni helâk etmeden, soyumu kesmeden, dînimden dönmeden, Rabbimi inkâr etmeden, îmânımdan kaçmadan, aklım alınmadan, benden önceki ümmetlerin azâbıyla azaplandırmadan sabahı buldurdu bana. Azad edilmemiş kul olarak, nefsime zulmederek sabahladım; Allah’ım, senin hüccetin var bana, benim sana karşı hüccetim yok. Ancak bana verdiğini alabilirim; ancak beni koruduğundan korunabilirim.
اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِکَ أَنْ أَفْتَقِرَ في غِنَاکَ، أَوْ أَضِلَّ في هُدَاکَ، أَوْ أُضَامَ فِي سُلْطَانِکَ، أَوْ أُضْطَهَدَ وَ آلْأَمْرُ لَکَ!
اللَّهُمَّ آجْعَلْ نَفْسِي أَوَّلَ کَرِيمَةٍ تَنْتَزِعُهَا مِنْ کَرَائِمِي، وَ أَوَّلَ وَدِيعَةٍ تَرْتَجِعُهَا مِنْ وَدَائِعِ نِعَمِکَ عِنْدِي!
اللَّهُمَّ إِنَّا نَعُوذُ بِکَ أَنْ نَذْهَبَ عَنْ قَوْلِکَ، أَوْ أَنْ نُفْتَتَنَ عَنْ دِينِکَ، أَوْ تَتَابَعَ بِنَا أَهْوَاؤُنَا دُونَ آلْهُدَى الَّذِي جَاءَ مِنْ عِنْدِکَ!
Allah’ım, senin zenginliğin içinde fakir olmaktan, hidayetinden sapmaktan, egemenlik sana aitken zulmedilmekten, emir sana aitken mağdur olmaktan sana sığınırım.
Allah’ım, nefsimi; bahşettiğin nimetlerden alacaklarının ilki, bana verdiğin emanetlerden geri alacaklarının evveli karar kıl!
Allah’ım, sözünden uzaklaşmaktan, dininde fitneye düşmekten, senin katından gelen hidayeti bırakıp heva ve heveslerimize uyarak sapıtmaktan sana sığınırız.
Allah’ın, senin genişliğine yokluğuna düşmekten, hidâyetinle yol yitirip azmaktan, kudretin varken horlanmaktan, emir seninken perişan olmaktan sana sığınırım.
Allah’ım, (gözüm, kulağım, elim, ayağım gibi) şerefli uzuvlarımdan birini benden almadan rûhumu al; onu, bana verdiğin nimetlerden ilk alacağın
nimet kıl.
Allah’ım, emrinden çıkmaktan, dîninde fitneye uymaktan, senin katından gelen hidâyeti bırakıp dileklerimize uymaktan sana sığınırız.