وَمِن کلامٍ لَهُ عَليهِ السَّلامُ
يُنَبِّهُ فيهِ عَلى فَضيلَتِهِ لِقَبُولِ قَوْلِهِ وَاَمْرِهِ وَنَهْيِهِ
Hz. Ali, Kufe’de hilafeti esnasında irad ettiği bu hutbesinde Allah ve Resulü’nün emir ve yasaklarını kabul edişindeki faziletini hatırlatarak ve halkı uyararak şöyle buyurdu:
وَلَقَدْ عَلِمَ آلْمُسْتَحْفَظُونَ مِنْ أَصْحَابِ مُحَمَّدٍ (صلي الله عليه و آله) أَنِّي لَمْ أَرُدَّ عَلَى آللهِ وَلا عَلَى رَسُولِهِ سَاعَةً قَطُّ. وَلَقَدْ وَاسَيْتُهُ بِنَفْسِي فِي آلْمَوَاطِنِ الَّتِي تَنْکُصُ فِيهَا آلْأَبْطَالُ، وَتَتَأَخَّرُ فِيهَا آلْأَقْدَامُ، نَجْدَةً أَکْرَمَنِي آللهُ بِهَا.
Muhammed’in ashabından olup onu ve dinini koruyanlar, benim bir an bile Allah’ın ve Resul’ünün emrini reddetmediğimi bilirler. Cesur yiğitlerin dayanamayıp geriledikleri tehlikeli anlarda bile, Allah’ın bana ihsan ettiği cesaretle canımı yoluna koydum.
Allah’ın salâtı O’na ve soyuna olsun, Muhammed’in ashabından olup onun dinini koruyanlar, gerçekten de bilirler ki ben, bir an bile Allah’ın emrini reddetmediğim gibi, Rasûlünün emrini de reddetmemişimdir. Erlerin, yiğitlerin dayanamayıp geriledikleri tehlikeli yerlerde Allah’ın bana ihsan ettiği erlikle, yiğitlikle canımı onun uğruna koymuşumdur. Allah’ın bana ihsan ettiği erlikle, yiğitlikle canımı onun uğruna koymuşumdur.
وَلَقَدْ قُبِضَ رَسُولُ آللهِ (صلي الله عليه و آله) وَإِنَّ رَأْسَهُ لَعَلَى صَدْرِي. وَلَقَدْ سَالَتْ نَفْسُهُ فِي کَفِّي، فَأَمْرَرْتُهَا عَلَى وَجْهِي. وَلَقَدْ وُلِّيتُ غُسْلَه (صلي الله عليه و آله) وَآلْمَلائِکَةُ أَعْوَانِي، فَضَجَّتِ آلدَّارُ وَالْأَفْنِيَةُ. مَلَأٌ يَهْبِطُ، وَمَلَأٌ يَعْرُجُ، وَمَا فَارَقَتْ سَمْعِي هَيْنَمَةٌ مِنْهُمْ. يُصَلُّونَ عَلَيْهِ حَتَّى وَارَيْنَاهُ فِي ضَرِيحِهِ. فَمَنْ ذَا أَحَقُّ بِهِ مِنِّي حَيًّا وَمَيِّتاً؟ فَانْفُذُوا عَلَى بَصَائِرِکُمْ، وَلْتَصْدُقْ نِيَّاتُکُمْ فِي جِهَادِ عَدُوِّکُمْ. فَوَآلَّذِي لا إِلهَ إِلاَّ هُوَ إِنِّي لَعَلَى جَادَّةِ آلْحَقِّ، وَإِنَّهُمْ لَعَلَى مَزَلَّةِ آلْبَاطِلِ. أَقُولُ مَا تَسْمَعُونَ، وَأَسْتَغْفِرُ آللهَ لِي وَلَکُمْ!
Resulullah, başı göğsümde, bedeni ellerimde olduğu hâlde can verdi ve böylece gözlerimin önünde geçti gitti. O’nu (s.a.a) yıkamayı üstlendim, melekler de bana yardım ediyordu. Adeta evin altı üstü feryad ediyordu. Bir grup melek iniyor, bir grup da göğe çıkıyordu. O’nu yatacağı yere koyuncaya kadar, meleklerin selâm ve dua sesleri, feryat ve figanları kulağımdan gitmemişti. Ölüyken de diriyken de O’na benden daha layık kim var!? Basiretinizi çalıştırın, düşmanınızla savaşma niyetinizde sadık olun. Kendisinden başka ilâh olmayan Allah’a andolsun ki, ben dosdoğru hak yoldayım; onlar ise ayakları kaydıran batıl yoldalar. Duyduklarınızı söylüyor, Allah’tan kendim ve sizin için bağışlanma diliyorum.
Allah’ın salâtı O’na ve soyuna olsun, Rasûlullâh vefat ettiği zaman başı, benim göğsümdeydi; ağzının yârı (kanı) elime akmıştı; ben de onu yüzüme sürmüştüm. Onu yıkamaya kalktım, melekler yardımcımdı. Evde, çevresinde feryat yücelmişti. Meleklerin bir bölüğü inmedeydi, bir bölüğü çıkmada. Onu yatacağı yere koyuncaya dek onların sesleri, onların salavat getirişlerinin, namaz kılışlarının ünleri kulağımdan gitmemişti. Ona hayâtında da, memâtında (ölümünde) da benden daha yakın, halifeliğine benden daha lâyık kim var? Can gözlerinizi açın; düşmanınızla savaş için niyetlerinizi gerçekleştirin. Kendisinden başka bir mâbud olmayan Allah’a andolsun ki ben, elbette dosdoğru anayoldayım; onlarsa kaygan batıl yolda. Duyduklarınızı söylüyorum; Allah’tan benim ve sizin bağışlanmamızı diliyorum.