Osman öldürüldükten sonra hilafetinin başlarında, Allah’ın vahdaniyeti, Peygamber’in risaleti ve takva hakkında şöyle buyurmuştur:
Hutbe 178 – Allah Azze ve Celle’nin Sıfatları
Çeviri
Osman öldürüldükten sonra hilafetinin başlarında, Allah’ın vahdaniyeti, Peygamber’in risaleti ve takva hakkında şöyle buyurmuştur:
Hiçbir iş O’nu meşgul edemez, hiçbir zaman onu değiştiremez, hiçbir mekân onu kuşatamaz, hiçbir dil onu vasıflandıramaz. Yağmur tanelerinin, göğün yıldızlarının, yelin savurduğu tozların sayısı, düz ve beyaz taşın üzerinde yürüyen karıncanın hareketi ve karanlık gecelerde küçük karıncaların yuvası bile O’ndan gizli kalmaz. Ağaçtan düşen yaprakları ve gözlerin gizli bakışını görür.
Allah’tan başka hiçbir ilâh olmadığına ve hiçbir dengi bulunmadığına; hakkında hiçbir şüpheye düşmeden, dinini ve her varlığı yaratanın O olduğunu inkâr etmeden; doğru bir niyet, temiz bir öz, ihlâslı yakin ve tartısı ağır gelen kişinin şahadetiyle şahadet ederim. Muhammed’in O’nun kulu, bildirdiği gerçekleri anlatmak için yarattıkları arasından seçtiği, en yüce kerem ve lütuflarıyla risaletinin en büyüğü için beğendiği, alametlerini onunla açıkladığı, benzersiz körlüğü onunla giderip aydınlattığı elçisi olduğuna da şahadet ederim.
Ey İnsanlar! Dünya, kendisine ümit bağlayıp güvenenleri ve onu isteyenleri aldatır. Onun için yarışanlara teveccüh etmez. Kendisini yenmek isteyenleri alt eder. Allah’a yemin olsun, nimet içinde hoşnut olarak yaşayanların mutluluk nimeti, ancak işledikleri günahlar yüzünden yok olur gider. Çünkü Allah, kullarına zulmedici değildir.1 Eğer insanlar, azap üzerlerine indiği, ellerindeki nimetler yok olduğu zaman Rablerine, doğru niyetle ve içtenlikle sığınsalar, Rableri ellerinden giden her şeyi geri verir, içlerindeki her bozgunu düzeltirdi. Ben sizin hidayetten mahrum bir fetret dönemine düşmenizden korkuyorum. Geçmişte benim yanımda övülmeyen birtakım işlere meylettiniz. Ama işleriniz size tekrar geri döndürülürse (asr-ı saadete geri dönecek olursanız) mutlu olursunuz. Bana düşen ancak çalışmaktır. Konuşmak istersem, “Allah geçenleri affetsin!” derim.
…
1- Âl-i İmran/182