Nehcü’l-Belâğa

Hutbe 174 – Talha Hakkında

وَمِنْ کَلَامٍ لَهُ عَليهِ السَّلامُ
فِي مَعْنى طَلْحَةَ بْنِ عُبَيدِاللهِ وَ قَد قَالَهُ حِينَ بَلَغَهُ خُروجُ طَلْحَةَ و الزُّبَيْرِ إلى البَصْرَةِ لِقِتَالِه:
قَدْ کُنْتُ وَمَا أُهَدَّدُ بِالْحَرْبِ، وَلا أُرَهَّبُ بِالضَّرْبِ ؛ وَأَنَا عَلَى مَا قَدْ وَعَدَنِي رَبِّي مِنَ النَّصْرِ. وَآللهِ مَا آسْتَعْجَلَ مُتَجَرِّدآ لِلطَّلَبِ بِدَمِ عُثْمَانَ إِلاَّ خَوْفآ مِنْ أَنْ يُطَالَبَ بِدَمِهِ، لَأَنَّهُ مَظِنَّتُهُ، وَلَمْ يَکُنْ فِي آلْقَوْمِ أَحْرَصُ عَلَيْهِ مِنْهُ، فَأَرَادَ أَنْ يُغَالِطَ بِمَا أَجْلَبَ فِيهِ لِيَلْتَبِسَ آلْأَمْرُ وَيَقَعَ الشَّکُّ. وَوَآللهِ مَا صَنَعَ فِي أَمْرِ عُثْمَانَ وَاحِدَةً مِنْ ثَلاثٍ: لَئِنْ کَانَ آبْنُ عَفَّانَ ظَالِمآ ـ کَمَا کَانَ يَزْعُمُ ـ لَقَدْ کَانَ يَنْبَغِي لَهُ أَنْ يُوَازِرَ قَاتِلِيهِ، وَأَنْ يُنَابِذَ نَاصِرِيهِ. وَلَئِنْ کَانَ مَظْلُومآ لَقَدْ کَانَ يَنْبَغِي لَهُ أَنْ يَکُونَ مِنَ آلْمُنَهْنَهِينَ عَنْهُ، وَآلْمُعَذِّرِينَ فِيهِ وَلَئِنْ کَانَ فِي شَکٍّ مِنَ آلْخَصْلَتَيْنِ، لَقَدْ کَانَ يَنْبَغِي لَهُ أَنْ يَعْتَزِلَهُ وَيَرْکُدَ جَانِبآ، وَيَدَعَ النَّاسَ، مَعَهُ، فَمَا فَعَلَ وَاحِدَةً مِنَ الثَّلاثِ، وَجَاءَ بِأَمْرٍ لَمْ يُعْرَفْ بَابُهُ، وَلَمْ تَسْلَمْ مَعَاذِيرُهُ.

H. 36 yılında Talha ile Zübeyr’in kendisiyle savaşmak için Basra’ya ilerledikleri haberini aldığı zaman Talha hakkında şöyle buyurdu:

 

Ben savaşla korkutulmamış, darbeyle ürkütülmemiş bir kişiyim. Rabbimin bana vadettiği yardımı beklemekteyim. Vallahi, (Talha’nın) Osman’ın kanını aceleyle istemesinin sebebi, ancak o kanın kendisinden istenmesinden korkmasıydı. Çünkü bu konuda o şüphe altındadır. Toplumda Osman aleyhinde bulunmada ondan daha hırslı yoktu Bu nedenle işi karıştırmak, halkı şüpheye düşürmek için buna kalkıştı.

 

Vallahi, Osman hakkında ancak şu üç şeyden biri yapılabilirdi: Eğer Osman zalimse -ki o öyle sanıyordu- katillerine yardım edip yardımcılarıyla savaşması gerekirdi. Mazlumsa, ona saldıranları men etmesi, suçsuzluğuna dair delil getirmesi gerekirdi. Zalim veya mazlum olduğundan şüphe ediyorsa; bir kenara çekilip hiçbir şeye karışmaması, halkı onunla baş başa bırakması gerekirdi. O bu üç şeyden hiçbirini yapmadı; kapısı bilinmeyen, mazereti kabul edilmeyen bir işe girişti.
(Halkı hiçbir delili olmadan benim aleyhime tahrik etti.)