H. 36 yılında Talha ile Zübeyr’in kendisiyle savaşmak için Basra’ya ilerledikleri haberini aldığı zaman Talha hakkında şöyle buyurdu:
Ben savaşla korkutulmamış, darbeyle ürkütülmemiş bir kişiyim. Rabbimin bana vadettiği yardımı beklemekteyim. Vallahi, (Talha’nın) Osman’ın kanını aceleyle istemesinin sebebi, ancak o kanın kendisinden istenmesinden korkmasıydı. Çünkü bu konuda o şüphe altındadır. Toplumda Osman aleyhinde bulunmada ondan daha hırslı yoktu Bu nedenle işi karıştırmak, halkı şüpheye düşürmek için buna kalkıştı.
Vallahi, Osman hakkında ancak şu üç şeyden biri yapılabilirdi: Eğer Osman zalimse -ki o öyle sanıyordu- katillerine yardım edip yardımcılarıyla savaşması gerekirdi. Mazlumsa, ona saldıranları men etmesi, suçsuzluğuna dair delil getirmesi gerekirdi. Zalim veya mazlum olduğundan şüphe ediyorsa; bir kenara çekilip hiçbir şeye karışmaması, halkı onunla baş başa bırakması gerekirdi. O bu üç şeyden hiçbirini yapmadı; kapısı bilinmeyen, mazereti kabul edilmeyen bir işe girişti.
(Halkı hiçbir delili olmadan benim aleyhime tahrik etti.)
Talha hakkındaki sözler:
Bir kişiyim ben ki, kimse beni savaşla korkutamamıştır, vuruşla ürkütememiştir. Ben Rabbimin bana vaad ettiği yardımı beklemekteyim. Andolsun Allah’a ki O, Osman’ın kanını, korkusundan istemeye girişti; çünkü Osman’ın kanını dökenlerden sanılanlardandı O (1). Toplumun içinde Osman’ın aleyhinde bulunanlar arasında ondan daha ileri giden yoktu. Onun için işi yanıltmak, halkı şüpheye düşürmek için bu işe kalkıştı.
Vallahi Osman hakkında şu üç şeyden başka bir şey yapmaya hiç kimse için imkân kalmamıştı: Osman zâlimse, ki o, böyle sanıyordu; onunla savaşanlara katılmak, onlara yardım etmek gerekti; yahut ona yardım edenlerden ayrılmak, onları kendi hallerine bırakmak icâb ederdi. Yok, eğer mazlumsa ona saldıranları men etmek, Osman’ın mâzûr olduğunu ispât eylemek gerekirdi. Bu da değil de zâlim, yahut mazlum olduğunda şüphe ediliyorsa bir kenara çekilmek, bir şeye karışmamak, halkı onunla başbaşa bırakmak lâzım gelirdi. Oysa bu üç şeyden hiçbirini yapmadı; bir işe girişti ki yolu-yordamı bilinmez, yaptığına dâir bir özrü de kabûl edilmez.
…
1 – “İstiâb” ve “Üsd’ül-Gaabe”de, Talha’nın şiddetle Osman’ın aleyhinde bulunanlardan olduğu ve Cemel savaşında Mervan tarafından oklanıp öldürüldüğü bildirilmekte ve Mervan’ın, Talha’yı vurduktan sonra, bundan sonra artık Osman’ın kanını istemem ben dediği nakledilmektedir. İbn-i Ebil-Hadid, Talha’nın, Osman aleyhinde en ileri gidenlerden olduğunu, hattâ Osman’ın, ben buna nice ihsanlarda bulundum, altınlar, gümüşler verdim, oysa benim kanımı dökmeye çalışıyor; İlâhî, sen onu dileğine kavuşturma ve zulmünün cezâsını ver dediğini, Yevm’üd-Dâr’da başını ve yüzünü ört-müş olarak Osman’ın evine ok attığını, topluma, komşula-rının damlarından aşmak suretiyle evine girmek için yol gösterdiğini bildirmektedir. Medâinî, “maktel-u Osman”da Talha’nın Osman’ın defnine üç gün mâni’ olduğu, cenâzeyi taşlattığı kayıtlıdır; Vâkidî de bunu bildirmektedir. Belâzürî, Osman’ın evine su götürmeye bile engel olduğunu, Hz. Ali’nin buna pek öfkelenip birkaç tulum su yolladığını kaydeder ki “El- İmâmet-u ve’s-Siyâse”de de bu, teyit edilir. Belâzürî, Tabarî, Müruc’üz-Zeheb, İbn-i Esir, El-İmâmet-u vs’s-Siyâse, Zübeyr’in de Osman’ın ölümünü istediğini, hattâ oğlu Abdullah’ın, Osman’ı koruyanlardan olduğu söylendiği zaman, tek Osman’ı öldürsünler de oğlum da ölsün, ne çıkar dediğini söylerler (Keşf’ülBünyan’dan naklen; s.359-361).